|
Basının Özgür
İradesinin
Kurumlaşmış bir ifadesi
ROJ
Bugünler
de bir Kürt yayının kesildiğini herkes konuşmaktadır. Bu durumu,
sadece yayın organı ile sınırlı ele almak büyük yanılgı
olacaktır. Kastedilen Roj tv’i ile ilgili olandır. Asil muhatap
olan ülke, Türkiye’de özgür basına olan uygulamaların adı
konulmuştur. Yapılan faşizmdir. Avrupa da Kürt basının
karşılaştığı muamele ise Türkiye de yapılanın destekleyici demek
belki işin bir tarafının tanımı olabilir. Ortak olan her
ikisinin de basın özgürlüğünün yargısız infazı olarak
değerlendirmek yeridir. İki siyasal merkezin ortak olduğu kendi
karşıtları olarak gördüğü Kürt Özgürlük hareketinin “terörizm”
yakıştırmasıdır. Ortak adlandırma, eğer benim Kürdüm isen yaşam
hakkın var demektir. Burada bir örnek ile son sözü ilkin de
söylemek yeridir. Avrupa’nın 1981’den beri beslediği ve kendi
Kemal’leri olan Burkay’ın hazırlanarak gönderilme ardında
tv’larda dolaştırılan ve her bir konuşması onurlu Kürde karşı
bir küfürnameleri bile nasıl bir Kürt istendiğinin itirafı
olunmaktadır. Hangi Kürdü aradıkları ve hangisine “özgürlük”
tanındığının da bir itirafnamesi biçiminde
değerlendirilebilir.
Roj’un Danimarka’daki mahkemesinde tanık olarak gösterilenlerin
sicilleri dikkate alındığında adına adalet denileni anlamak için
yeterlidir. Tanık olarak dinlenenlerden insan infazcılarına
evet, kendi özgür iradelerini esas alan ve hakta karar
kılanların ise tanıklığına hayır denilmesi bile ONURLU KÜRDE
hayır demenin bir başka ifade ediş biçiminden öte tanımlanması
mümkün değildir. Burada bir gerçeği daha vurgulamak
durumundayım. Genel olarak dayatılan iradesizliktir. Bu yeni
değildir. Yeni olan eskiden beri izlenen, günümüzde ise
kendisini kurumlaştırmış bulunan ve iradesizleştirilen kürdü
engel olmaktan çıkaran ve geleceğini bir yaşam düzeyinde ören
bir hakikat haline gelmesidir. Ve bunun siyasal alanda bir
hesaplaşma içinde olabilecek kadar özgür Kürdün yaratılmış
bulunmasıdır.
Basın özgürlüğü gerçeği temelinde olması gereken
düşünce, inanç ve ifade özgürlüğü bir hak anlamında kabul
görmesidir. Bu konuda avrupa’da insan hakları, hukuk normları
kapsamında ele alınması gerektiğidir. Her ne hikmetse kendileri
için reva gördüklerinin başkaları için meşru görmedikleridir.
Eğer muhatabı Kürtler ise her an hukuk normlarının nereye
evrileceği günlük olduğu kadar stratejik çıkarların pusulası
belirleyici olmaktadır. Roj yayının yapılmasını önleme, ticari
bir şirketin siyasal anlamı ifade eden bir karar ile böylesi bir
karara gitmesinin nedenleri ve nasılına bakarak daha doğru
sonuçları ulaşmak mümkün olabilir. Her şeyden önce ticari bir
ilişki ve anlaşma sonucu olarak bir anlaşmaya ulaşıldığıdır.
Ikincisi; olacaksa karşılıklı ve yayın hukuku kapsamında ele
alınması gerektiğidir. Basına yansıyan yönleri ile anlaşmanın
belirlenen zamanı tamamlanmış değildir. Üçüncüsü; Danimarka
hukuku bile yayının tamamıyla durdurulmasına değil henüz devam
eden parasal bir sonuca gitmiş olmasıdır. O halde bütün bunlar
fransız ticari şirketinin hepsinden fazla ve kesin bir karara
gitmesi bunları aşan bir nedenden ötürü kararı almış olmasıdır.
Değişik çevrelerin ortak bir şirketi olması ve iç içe geçen
sermayesel özellik bile temel bir neden olarak belirtilemez.
Belki de daha değişik ülkelerde sermaye ortaklığın, çıkar
gözeten nedenleri de olabilir. Belki Türkiye de çıkarı esas alan
bir zeminin sunulması da bir neden olabilir. Fransa oligarşik
yönetiminin son süreçte gündemleştirdiği ve elinde sürekli
türkiyenin boynu eğik bir biçimde, (ne kadar „meydan“ okuma
türünde bir imaj yaratmaya çalışsa da) kalmasını sağlayan Ermeni
katliamı gündem de tutulduğunu kamuoyu yakınen izlemektedir. Bir
çok etkenle Ermeni sorunu gündemde tutulurken, Fransa
Cumhurbaşkanı’ın şu ana kadar Türkiye’in diyalog girişimlerine
cevap vermezken, Roj t.v yayınının şirket tarafından
durdurulması kararı ile birlikte Türkiye’ye gönderdiği mektup
tesadüf olmadığını sağlıklı düşünenlerin ulaşacağı bir kanı
olur. Anlaşılan, aradaki soğuk havanın kaldırılmasına Kürtlerin
kurban olarak seçilmesinin bir ifadesi olduğudur. AKP’ın
uluslararası sermaye çevreleri tarafından şu an tümden destek
gördükleri bilinir. Türk devlet’inin (AKP’ın devlet olduğu
biliniyor) içinden geçilen süreçte bir yapılanma içinde olunduğu
ve uluslararası sermaye sistemin ortaklaştığı bir uğraş içinde
olduğu da açıktır. Oluşturulmak istenen sisteme tek alternatif
durumda olan ve geleceği kazanmanın olanaklarına sahip bulunan
Kürdistan özgürlük gerçeğidir. Bunu önlemek için bir seferlik
içinde imha-tasfiyeyi amaçlayan bir saldırı içinde olunmasına
rağmen gelişmeyi önleyemeyen APK devleti, uluslararası sermayeye
Roj t.v yayını için nasıl bir yalvarma içinde olduğu bilmeyen
kalmamıştır. Alternatif yayın bırakmamak için envayi yöntemler
denendiği de bilinmektedir. Önyemediği Roj yayını idi. Ve
Danimarka da istediği sonucu da alamadığı dikkate alındığında
çare; kökeni nerede ve nasıl olması o kadar önemli değil, ancak
bu soruna direk siyasal bir müdehalenin yapılmış olmasıdır.
Şirket, kendisini bağımsız, kendi başına demesinin bir anlamı
olmadığını belirme gereği olmamaktadır.
Bu durum karşısında özgürlükten yana olanların
bir rest içinde olmaları gerektiğini de göstermektedir. Bundan
öte bilimin bu denli geliştiği koşullarda demokrasi ve özgürlük
mücadelesini yürüten Kürdistan halkının sesinin kesilebileceğini
sananların yanıldığıdır. Kaldıki bağlayıcı olan insanların artık
yanlış düşünce ve yaklaşımlara karşı düşünsel ve siyasal alanda
bir netlik içinde olduğu, bunun için ölümüne bir direniş içinde
olduğu bir süreçten geçiyoruz. Yanıltabilirim diyenlerin
yanıldığını geçen tarihi direnişte bu halk ispatlamıştır. Bundan
sonra da arıtılmış düşünce, siyasal duruş ve bu temelde
örgütlenmesini sonuna kadar geliştirecek bir güçte olunduğudur.
Demek ki; insan hakları ve hukuk normlarının her
koşulda koruma ve bunu ilkesel düzeyde tutma anlamlı ve
onurludur. Biz de bundan öte esas ölçünün ahlaki ve politik
gerçeklik olması, her tür sınavı başarı ile kazanma ve insanlık
lehine bir kazanıma dönüştürme gücünü gösterecek bir halk olmayı
bilmekteyiz. Hak yerini bulacaktır. Kimse bunun bir gerçeğe
dönüşmesini engeleyemecektir. Insani özeliklere sahip olan ve
irade sahibi olan herkesin büyük bir sorumluluk ile hareket
edeceği dileğiyle !
Basının Özgür İradesi, kurumlaşmış bir ifadesi ROJ t.v
geleneği, Kürdistan’da her zaman bir ilke olacaktır. Gelenek
devam edecektir. Her KÜRDİSTAN’li özgür insanın kendisi tek
başına bu rolü götüreceği inancıyla, saygılarımla !
Hiç kimse Kürdistan halkının sesini
susturamayacaktır !
Serdar
Mardin |