|
“AĞZI OLAN KONUŞUYOR”
KASIM ENGİN
“Ağzı olan konuşuyor” diyor Türkiye Cumhuriyeti devletinin Başbakanı.
Manidar bir cümle, Tanrı herkese ağız vermiş ki konuşsun. İnsan öyle
yaratılmış ki ona bahşedilen organları kullansın. Aksi takdirde
yaratılmış olma ne anlama gelir acaba? En çok “yaratılanı yaratandan
dolayı severiz” sözlerini sarf eden bu zat acaba “ağzı olan konuşuyor”
cümlesiyle yaratana ters düşerek onu ne kadar sevmiş oluyor?

Özcesi karşımızda
inanmadığı halde inanmış gibi yapan bir münafıkla karşı karşıyayız. Hem
de münafığın en hassı.
Tekrar “ağzı olan
konuşuyor” cümlesine gelelim. Ağzı varsa konuşmuyorsa ve eğer biyolojik
bir sorunu o bireyin ya da bireylerin yoksa orada:
Baskı vardır.
Zulüm vardır.
Tehdit vardır.
Sindirme
vardır.
Ölüm vardır.
Tepki vardır.
Kin vardır.
Terslik vardır.
Anormallik vardır.
Çünkü ağız varsa
konuşmuyorsa orada gerçekten bir anormallik vardır. Ve tabii ki birinin
ağzı varsa konuşmaması için birileri özel çaba içerisine giriyorsa
orada; faşizm vardır, hor görme vardır, küçük görme vardır ve
konuşmamayı buyuran tarafından kendisini Kaf dağında görme vardır.
Ağız varsa, konuşması
insan olmanın bir gereğidir.
Ağız varsa konuşuyorsa
hem de doludizgin istediğini söylüyorsa orada özgürlük vardır, demokrasi
vardır, adalet vardır.
Ağız varsa ve
konuşuyorsa orada kendine güven vardır. Orada kişilik vardır. Orada
benlik vardır. Orada kendin olma vardır.
Türkiye Cumhuriyet
Başbakanı hangilerini tercih ettiği aynen ortadadır. Ağzı olsun ancak
konuşmasın, ağzı olsun ama ona yani başbakana yağ çeksin, başbakana
methiye yağdırsın, başbakana dalkavukluk yapsın, başbakana Kürtçe
deyimiyle tırşıkçılık yapsın.
Türkiye Cumhuriyeti
Başbakanı birinin ağzı varsa bunu kullanması gerektiğini savunması
gerekirken bunu yapmayarak tersine var olan ağızdan rahatsızlık
duyuyorsa burada yaşanan hastalıklı zihniyet yapısını görmemiz gerekir.
Başbakan zamanında bir
şiir okudu diye zindana birkaç ay düştüğü için yıllardır anlata, anlata
bitiremedi. Ve öyle görülüyor ki yıllarca daha da söyleyecek. Ve bu
esasta bir ağza sahip olarak şiir okuma hakkını kullanmaydı.
Şimdi ise şiir
okunmasını istemeyen bir başbakanla karşı karşıyayız. Öyle ki her önüne
geleni hor görüyor. Fırçalıyor. Tırsma olmazsa sıra dayağına çekecek.
Ama öyle görülüyor ki o günlerde gelecek. Hele bir seçimler geçsin siz o
zaman şimdilerde ağzı olanın kullanmasına karşı bu kadar rahatsızlık
duyuyorsa acaba yarın ne yapacaktır?
Evet, oldukça ruh
dünyasında diktatörleşen, hoşgörüden uzaklaşan, dediğim dedik çaldığım
düdüktür diyen, spor stadyumu için “bir Allahın kuruşları” yok diyerek
parayı yani malı mülkü bir tehdit unsuru olarak kullanan, daha önceleri
ananı al git diyen, bir heykele “ucube” diyen… Ve böyle sıralamayı
günlerce sürdürebiliriz.
Evet, Türkiye
Cumhuriyeti Başbakanını “üslubu ile beyandır insan” öz deyişinden yola
çıkacak olursak, başbakanın üslubu onun kendisini ele veriyor. Üslubu
faşizandır, dışlayıcıdır, buyurgandır, hakaret etme Ve de küfürlüdür.
Üslubu ile belli ise
insan, o zaman Erdoğan için faşizme kayan, hoşgörüsüz, diktatör,
kendisini beğenen, seviyesiz biri olduğunu söylememiz gerekir. Biz bu
kadarını söylemeyeceğiz. Ancak Erdoğan’ın giderek rengini gösterdiği, en
son “ağzı olan konuşuyor” sözünün onun karakterinin göstermesi açısından
sadece iyi bir turnusol kâğıdı rolünü oynaması açısından öğretici
olduğunu belirtiyoruz.
|