|
Adam Gibi Adamı Savunmak
Kürt
direniş tarihi acı olaylarla dolu olmasına rağmen bazı satılmış
Kürtler dönemsel olarak Türk siyasi sahnesinde yer edinmek için
Kürtlerin bu tarih boyunca çektikleri bu acıları ve verdikleri
bedelleri bir yana bırakarak, otoriteyi elinde bulunduran
hükümete Kürtlerin bu değerlerini heba etmek için her türlü
aşağılık girişimlerde bulunmayı kendileri için onur sayıyorlar.
Yıllardır yurt dışında yabancı Hükümetlere ve sistemlere hizmet
eden Kemal Burkay vb. kişiliksizlere AKP rol vererek, Kürt
Özgürlük mücadelesine alternatif oluşumlar yaratmanın havasına
girdiler. En son “meclis insan hakları alt komisyonunda” yaptığı
itiraf ve çirkin iddiaları, ancak insanlıktan nasibini almamış
yaratıkların söyleyebilecekleri söylemler olmalıdır. Bugüne
kadar, Kürtlerde hain, işbirlikçi ve itirafçıları çok çıktı. Ama
bu kadar ayaklar altına düşürülmüş, düzeysiz ve Kürt değerlerine
saldıran yaşından, başında utanmayan birine bu dönemde rastlamak
utanç verici ve onur kırıcı bir durum olsa gerek.
PKK ve önderliğine saldırarak rant elde etmek isteyenler, şunu
net bilmelidirler. Artık Kürdistan’da “keklik” olmaktan
vazgeçsinler. PKK ve Önderinin bulundukları yer ve konumları
bellidir, onlar sadece yaşamlarını Kürdistan davası ve halkına
adamışlar. Onların mücadelesini yürüten fedai güçlerin sahip
oldukları bireysel ve kendi şahıslarına ait olan tek şey değerli
canlarıdır. Bunu da gerektiği yerde ve zamanda mücadeleleri
uğruna feda etmekten geri çekinmiyorlar.
Burkay gibileri, Türkiye’ye gitmek için her gün Kürtlerin
katledilmesinin fermanını veren AKP hükümetine ve
Erdoğan’a kul, küle oldular. Utanmadan PKK’yi,
Ergenekon kurdu diyebilmek ne kadar alçakça bir oyunun içinde
olduklarına dair en büyük kanıttır. Burkay Türkiye’ye gidince,
her halde milyonların kendisini karşılayacağını bekliyordu.
Büyük Kürt kitlesinin peşinden geleceğini zan ediyordun, sonuç
“0”dır. Kala kala yine yalnız kaldın. Yazdığın şiir vardiya “
bir kedim bile olmadı” olmayacak da. Bu kafa ile yaklaşmanın
ancak bundan böyle Kürdistan coğrafyasında nefret ve kin
beslenileceği bilinmelidir.
Bedel vermiş onurlu Kürdistan halkı, bu kadar acı gerçeklikten
sonra kimlerin doğru ve dürüst mücadele ettiğini iyi
bilmektedir. En son Liceli olan ve HAK-PAR Genel Başkanı olan
Bayram Bozyel’in, KCK yürütme konseyi başkanı Murat Karayılan
için belirtikleri ve Karayılan’ın açıklamalarına karşı yazılı
bir kınama yapmaları ne kadar çirkin bir yaklaşımdır. İnsan
savunursa “adam gibi bir adamı savunur.” Burkay gibi birini
savunmak düşürülmüşlüğün yerde kalan kısmıdır. Zannedersem
Bayram Lice’ye bağlı Akro köyündendir. Bu köyde çok onurlu
insanlar Kürdistan özgürlük mücadelesi içinde yer alarak
yaşamlarına son vermişler. Takip ettiğim kadarıyla bu köyde
yurtsever olan birini eşiyle birlikte o dönemde PKK’ye yardım
ettikleri için helikopterden atarak şehit ettiler. Bu ailenin
bir oğlu Kürdistan ulusal Mücadelesinin saflarında yaşamını
yitirirken, diğer bir oğlunun da hale cezaevinde olduğu
söyleniyor. “Adam gibi olan bu adamları” Bayram gibilerin bir
gün savunduklarını ve bu alçaklığı yapanlara karşı bir
mücadelesini görmedik. Sadece PKK’yi eleştirerek, Burkay
gibilere sandalye hazırlamaların ne anlama geldiğini Kürt
kamuoyu iyi bilmektedir. Bizim savunduklarımız adam gibi adam
olan ve onurunu koruyanlardır. Başkaları için itirafçılık
yapanlar değildir.
AKP ve hükümeti meşru Kürt seçilmişlerini tutuklayarak,
alternatif ve meşru olmayan bazı yandaşlarını legal alan
siyaseti için hazırladıklarını biliyoruz. Bu yeni bir oyun
değildir, Kürtlerin alışık olduğu ve Osmanlılardan miras kalan
bir oyundur. Türkiye hükümetinin PKK’ye saldırmasını ve Kürt
siyasi temsilcilerini tutuklamasına bir anlam vermek mümkündür.
Çünkü ortada olan bir savaş ve düşman olgusu var. Ancak,
kendilerini Kürt sayıp PKK önderliğine ve Dağlarda onurluca
mücadele edenlere, bu kadar saldırmanın anlamı nedir? AKP
hükümeti sizin gibilerden zerre kadar bir tehlike görseydi, sizi
Türkiye’ye davet etmezdi. Bitmiş ve yaşamak için her türlü oyuna
açık olduğunuzu demek ki çok iyi tespit etmiştir. Sokaklarda her
gün onlarca Kürt gencini ve siyasetçisini gözaltına alarak
tutuklamaktadırlar. Ama sizin rahat hareket etmeniz için imkân
sağlamakta, kanal kanal dolaştırarak “keklik” gibi ötmenize
imkân vermektedir. Kemal Burkay ve benzerlerinin PKK’ye bir
eleştirileri varsa veya belirtmek istedikleri bir şeyleri olursa
yolu ve nasıl ulaşacaklarını herkesten daha iyi bilmektedirler.
Bunu illahi mecliste veya kanal kanal dolaşarak söylemesine
gerek yok. Bunu yaparken kendi iradesi ile yapmadığının en açık
göstergesidir.
Kürt ulusal birliğinin tartışıldığı ve zeminin de olgunlaştığı
süreçlerde, benzer yaklaşımlar Kürt ulusal birliğine zarar
vermektedir. “Demokratik Özerk Kürdistan’ın” inşası için de son
derece tehlikeli ve sabote edici bir durumdur. Yurtsever Kürtler
artık her tavrı Kürt özgürlük hareketi ve temsilcilerinden
beklememelidir. Kendi imkân ve olanakları ile herkes bulunduğu
alan ve yerlerde Kürdistan özgürlük hareketinin değerlerini
korumalı, tavır almalı ve Kürt ulusal birliğinin sağlanması için
çaba sahibi olmalıdır.
Bütün bu saldırılar olurken AKP hükümeti yine Kürdistan’a
çıkarma yapmakta ve halkı kandırmaya çalışmaktadır. Bu tiyatroyu
en iyi oynayan ve sözcülüğünü yapan kuşkusuz Bülent Arınç ve ona
el çırpan Mehdi Eker, Oya Eronat ve Mehmet Şimşek’tir. Sadece bu
isimlerin yan yana gelmesi bile durumu yeterince izah
etmektedir. Daha önce “Kürtlerin bütün haklarını vereceğiz”
demişti Arınç. Amed’te yine “ana dile eğitimi, anayasaya
konulabilir” derken, aslında konmayabilir şeklinde anlamak
mümkündür. Bu kadar ana dil için çaba varken, halen KCK
davasında tutuklu sanıkların ana dillerinde savunma yapmaları
neden engelleniyor?
Yine Amed iç kalede bulunan JİTEM merkezinde çıkan kemiklere
ilişkin, şimdiden farklı açıklamalar gelmeye başladı. Hükümet
temsilcilerinden bugüne kadar yapılan kazılara ilişkin net bir
açıklama ve başlatılan bir hukuki süreç yok. AKP her olaya el
atıp, sonuçlandırmadan kendi siyasetinin lehine çevirmenin
hesabı içerisindedir. Roboski olayında da benzer sonuçlar ortaya
çıktı. Olaydan bu kadar süre geçtikten sonra görüntülerin yeni
savcılığa verilmiş olmasının her halde bazı sebepleri olmalıdır.
Ya bu görüntüler üzerinde oynandı ya da bazılarını aklamak için
bir planlama yapıldı. Ailelere tazminat parasının verilmesi
kararlaştırıldıktan sonra görüntülerin savcılığa verilmesi de
düşündürücü bir olaydır. Bir nevi bu para olayda yaşamını
yitirenlerin akrabalarına susmaları için verilmiş bir bedeldir.
“Osmanlı’da oyun çoktur” diye boşuna dememişler. Gerçekten oyun
ve senaryolar oldukça yoğun geliştirilmektedir. Her bir oyunun
kurbanı da Kürtler yapılmak isteniyor. En son Fransa meclisinde
ve senatosunda onaylanan “Ermeni soykırım yasasına” karşılık
ROJ TV’nin yayın lisansı iptal edildi. Milyonların sesi olan ROJ
TV’nin yayınlarının durdurulması da bu oyunların bir parçası
idi. Ama artık oyun oynayanların hep mağlup olacağı gerçeği ile
ROJ TV’nin yeniden yayına başlaması Kürtlere hayırlı olsun.
Sinan
Sinegir
|