|
15 Ağustos
Tarih ile Gelecek Arasındaki Altın
Köprüdür
15 Ağustos; Tarihin
yeniden yaratılışının Mimarı Rêber APO’ya, geliştirilen bu tarihin
geliştirilip, örülmesindeki özgürlük yürüyüşünün kahraman şehitlerine,
insanlığa ve Kürt halkına, Şehit ailelerine kutlu olmasını diliyor,
saygılarımızı sunuyoruz.
Tarihin
bir halkın şahsında, günümüzdeki bütün toplumsal sorunların, toplumun en
aydınlanmış beyinlerinin bir kader değiştiren bir hamlesi olarak
değerlendirilmesi gereken bir tarihtir 15 Ağustos. 15 Ağustos tarihin
bir altın köprüsüdür. Daha başlangıçta bunun düşünsel, bilimsel
verilerinin gelişmemiş olması bu gerçeği değiştirmez. Tarihi aralayan
bir yıl dönümünü yaşarken, yaratılan ve günümüzün de güç kaynağı
durumunda olan bu dayanağı yeniden ele alma, bizlere günümüzü de muazzam
aydınlatacağını ifade etmek sadece bir gerçeği dilendirmek olacaktır.
Öyle bir tarih ki, bütün toplumsal kesimleri etkileyen, ona göre
geçmişini yargılayan ve geleceğe ilişkin bir yol haritası olarak ele
alınması bir başka gerçeği ifade etmektedir. Tarihsel olduğu kadar
güncel olan her şeyden etkilenen, ancak hiç etki altına alınmayan bir
hareketin gelişimidir.
Tarihte ilk kez belki bir coğrafya ve toplum adına hareket edilse de,
özünde özgür insan gerçeğinin yeniden ele alınması ve çağdaş anlamda bir
kimlik kazandırılması olarak tanımlanması bir hak olarak de görülmek
durumunda.
Özellikle, tarihsel olarak şekillenen egemen sistemin varlığının
ebedileştirildiğine inanılan bir süreçte 15 Ağustos atılımının gelişmesi
değer ve tarihe kazandırdığı bir onur olarak değerlendirilmesi bir diğer
tanım olarak değerlendirilmesi gerektiğidir.
Tarihin gelişmesine temel oluşturan Mezopotamya’nın en temel halkı
durumundaki Kürt halkının, şekillenmesi bir mozaik olduğu, bölgesel tüm
verilerin bir toplamı olan bir şekillenme olduğu hakikatler açısından
bir gerçeklik durumundadır. Egemen sistemin kendisini kurumlaştırdığı
tarihten günümüze ezilen tüm toplumsal kesimlerin düşünsel, siyasal,
kültürel, hukuksal ve askeri alanda neredeyse hiçleştirildiği dikkate
alınırsa, sorunun ciddiyetini ifade etmekteydi. Belirtilen tüm bu
etkenler temelinde, bunun kurumsal düzeyde gerçekleştirilmesi, tabir
caizse tam bir insanlık soykırımı olarak değerlendirilmesi gerektiğidir.
İnsanın neredeyse iliklerine dek işlenmiş korku, boyun eğmecilik,
efendimcilik gibi olgular bir kader haline gelmiş kılınmasıdır. 15
Ağustos, geliştirilen bu kurumlaşmanın ezilenler adına parçalanmasının
adı olmaktadır. Ve eğer doğru tanımlanacaksa, Türk egemen sistemi,
evrenin tüm zenginliklerinin tersi olan bir oluşum olduğu dikkate
alındığında, insanlığın en kadim ve yaşamın tüm alanlarındaki renklerin
toplamı durumundaki bir halkın bu denli kırımdan geçirilmek istenmesi
olduğu bir gerçek olmaktaydı. Bu bir tarihin yok edilmesi demektir.
Tamamıyla kendi gerçekliğine karşı yabancılaştırma, başkalaşıma uğratma
suçunun tamamlanmak üzere olması da dikkate alındığında, buna
müdahalenin tarihselliği daha iyi anlaşılmaktadır.
Zihinsel ve ruhsal alanda toplumsal bir devrim olan 15 Ağustos; bütün
ezilenler adına tarihin yeniden bir başlangıcı olarak değerlendirilmesi
olmaktadır. Bu nedenle bir diriliş, yeniden yaşama duruşun adı olarak da
tanımlanmaktadır. Tarihin yeniden yaratılış ve gelişiminden günümüze
ortaya çıkan kazanımlar halklar için umut, kendine güven ve geleceği
örmenin peşi sıra geliştiği bilinmektedir. Bunun kalıcı bir sistem
halinde gerçekleştirilmesi günümüz ve gelecek açısından bekleyen
görevler kapsamında olmaktadır. Bunun kendi içinde taşıdığı zorluklar
doğanın bir kanunu veya her dönemin kendine özgü sorunlarının olması
anlaşır bir husus olmaktadır. Sorumlulukların kapsamını ifade
etmektedir.
Bütün bu gerçeklerin toplamı ve evrenin bütünleştirici gerçeği
durumundaki Önderlik gerçeğinde olduğudur. Önderlik gerçeği ve onun
kurumlaşmış bir ifadesi durumundaki özgürlük şehitleri gerçeği ile ele
alınmasının önemi temeldir, başat olanıdır. Bu gerçeklik anlaşıldıkça,
tarihin yeniden geliştirilmesi daha iyi anlaşılacaktır. Dönemsel
istisnalar ve zorunluluklar dışında süreklilik sağlayan, her koşulda
kendini yenilemenin mücadele tarihinin aralıksız sürmesinde belirleyici
olmuştur. Önderliğin stratejik olduğu kadar kurumsal düzeyde gelişmesi
belirleyici olmuştur. Hiçbir halkın tarihinde görülmeyen, ancak
Kürdistan halkının mücadele tarihinde Önderliğin taktiksel alanda da
yaşamın bütün alanlarında hazır bir mevzilenme düzeyindeki duruş bir o
kadar önemli, belirleyici olmuştur. Beraberinde sorunlar yaratsa da
yaşanan bir gerçeklik durumunda. Halen de bu hususlarda zorlukların
yaşanmasının beraberinde taşıdığı zorluklar da olmaktadır. Uluslar arası
komplonun temel amaçlarından biri halinde ele alınması, güncel olarak da
Önderliğe yönelik kimi yaptırımlar belirtilen hususların kesintiye
uğratılmak istenmesi olduğu da daha iyi anlaşılmaktadır.
15 Ağustos hamlesinin sürekliliği, Önderlik gerçeği ve yaratıcı dehalığı
kadar her dönemin başarıya kilitlenmeye yol açan ve mutlak bir bağlılık
ve her anın doğru anlaşılması, okunmasına vesile olan Şahadetlerin rolü
bağlayıcı ve belirleyici olduğudur. Temel halkaların iyi anlaşılması ve
yaşanması günümüzün de kazanılmasının anahtarı durumunda olduğudur.
İhmal ve anlamadaki yüzeysellik, gaflet ve değerlerin heba olmasına
vesile olacağını bilince çıkarmak bir o kadar önemli olduğudur.
15 Ağustos, bir başlangıç olması nedeniyle öncülük şahsında, bir bütün
olarak insanlık, özelde de Kürt halkının adına, kurumlaşmış egemen
sisteme karşı bir direnişin de adı olmaktadır. Tarihin, toplumun aklı
olmanın diğer bir adı olmaktadır. Ahlakın, hakikatın kendisidir.
15 Ağustos; Ortadoğu da en stratejik bir halk olmaktan çıkarılmak
istenmesinin yeniden bu kez tarihle buluşma ve varlığını
kesinleştirmenin bir başlangıcı durumunda.
15 Ağustos; tarih boyunca ezilenlerin direnişinin bir bileşkesi, çağla
buluşturmanın adıdır.
15 Ağustos; tarih boyunca hak arayışında bulunan birey ve toplumların,
bir sistem halinde kendisini formüle etmedir.
15 Ağustos; toplumsal doğanın tüm gözeneklerinin evreni güzelliklerin,
renklerin bir açılımıdır.
15 Ağustos; egemen sistem ve onun insanlığı ne denli kirlettiği açığa
çıkaran, ne denli anlamsız olduğunu deşifre eden ve hesap sormanın adı
olmaktadır.
15 Ağustos; insan gerçeği doğru değerlendirilmesinin nelere kadir
olduğunun kendisidir.
15 Ağustos; APOCU ruhun, aşamayacağı engel olamayacağının gerçeği
olmaktadır.
15 Ağustos; çok çetin, tarihsel direniş mücadelelerin bir toplamı
niteliğindeki Kürdistan devriminin geleceğini belirleme sisteminin bir
başlangıcı idi. Günümüzde bunun demokratik özerkliğe kadar
geliştirilmesi kutsallık niteliğindedir. Bunun kurumlaşmış bir sistem
halinde geliştirilmesi de bir o denli değerlidir. Gereklidir.
15 Ağustos; dönemlere gerekli olan karşılığı verme, katılımı o temelde
gerçekleştirme, dönemin emrettiği bir çalışma ve mücadele gerçeği ile
yaklaşmanın sağlayacağı başarının kendisi olduğudur. Bu temelde tarihin
emrettiği düzeyde bir yaklaşım ve duruş sahibi olmanın önemini bir kez
daha ortaya koymaktadır.
İçinden geçilen süreç tarihidir. Bir o kadar da kutsaldır. 15 Ağustos
ruhunun dönemsel düzeyde “olmazsa olmaz” niteliğinde değerli
olduğu ve anı kazanmanın temel anahtarı olduğu bilinci, sorumluluğuyla !
CEMAL CIZIRI
15 Ağustos 2011
|