Heskîf’i  (Hasankeyf) kim yaşatacak?

                                      
           Çocuk yaşlarındaydım. Yol gidiş gelişlerinde görmüştüm. Halen o görüntüler gözlerimin önünde. O görüntüler hafızamdan silinmiş değil. Oraları hatırladıkça Heskif’in güzelliklerini anmış oluyorum. Heskif’i görenler, bilirler. Oldukça ilgi çekici ve etkileyicidir. Gördüklerimi çocuk merakıyla seyrediyordum. Bu eserleri nasıl oyduklarını hep hayretle anlamaya çalışıyordum.

Hafızamda yer edinmiş bu güzellikleri, o günlerde gördüklerimi bu günle bir araya getirip ya da o günlere gidip gelerek, bir gidiş-gelişi yaşayarak anlatmaya çalışayım.

Hatırladığım kadarıyla, ilk yolum düştüğünde sol tarafta yüksek tepe ve yamaçlarda oyulmuş çok sayıda mağara vardı. Kenarlarda ise, bir yerleşim alanı, yani Heskîf yer alıyordu.  Arabamız yol kenarında durunca orada kaysılar satılıyordu. Bir miktar alıp yemiştik.

Bu tarihi yerleşim alanı büyük bir akar suyun kenarında bulunuyordu. Heskîf’e ayrı bir güzellik katıyordu. Birbirlerine o kadar yakışıyordu ki adeta birbirlerini tamamlamışlardı. Karşı tarafa geçebilmek için bir köprü inşa edilmişti. Bu köprüden diğer tarafa geçerdik. Bu köprünün altından akan sular berrak ve heybetliydi. Bunlar Dicle nehrinin sularıydı. Eni oldukça geniş bir nehrin içinde halen ayakta kalan eski zamanlara ait yapılmış, ancak yıkılış nedenlerini bilemediğim köprü sütunları ayaktaydı. Oldukça kalın örülmüş bu taş sütunlar inadına ve yıkılmamak için direniyorlardı. Eski zamanlarda ustalar ne kadar da işlerini sağlam yapıyorlarmış… bir de etrafında çalışan diğer insanların büyük emekleriyle.

Evet, eski zamanlarda insan toplulukları yerleşmeye başladıklarında su kenarlarında ya da yakın çevrelerinde yerleştikleri gözlemlenmektedir. Heskîf’in coğrafyası yerleşmeye oldukça elverişli. Tabi yanı başlarında bu nehir akmasaydı büyük ihtimal yerleşmeyebilirlerdi. Coğrafyanın uygunluğu suyla da buluşunca mükemmel bir yerleşim alanı  ortaya çıkmış oluyor. İlk kurucuları bunu görünce burada yerleşmeye karar kılmışlar. Günümüzde bile dergilerde, televizyonda Heskîf’i görenler, hayran kalıyorlar. Evet, burayı tespit edip, yerleşenler bölgenin kadim topluluklarıydı. Tarımcı topluluklardı. Hayvanları ilk evcilleştirenlerdi. Dağlılardı…

Heskîf’ten yukarıya doğru ve akış yönüne aşağılara indikçe nehir kenarında çokça köyler vardır. Bu köylerin tarihi geçmişi binlerce yıllıktır. Geçmiş uzun yılların bu güne yansıması olan tarihi eserler bolca tarihi izlerini günümüze taşırmayı başarmışlardır. Bu kalıntılara, izlere anlam biçmek bugün yaşayanlara düşer. İlk zamanları hatırlamamıza yarayan, vesile olan geçmiş zamanların örülmüş kültürlerini bize armağan eden bu değerleri doğru okumak, anlamak ve sevmek bize düşer.

Kuşkusuz bunları belirtmenin de nedenleri var.

Heskîf’i, tarihi eserlerini, mağaralarını, köprüsünü, bir bütün doğa harikasını yok etmek isteyenler var. Hem de çevresindeki köyleri de suyun altında bırakarak, binlerce yıllık kültürel mirasa acımadan. Kapitalizmin ne türden kültürel değerlere ve doğaya karşı bir düşmanlık içinde olduğunu gösteren somut bir projedir. Hem de bu çevrede yaşayan binlerce insanı köyünden, toprağından kopararak yapıyor. Buraları göçertilme politikalarıyla boşaltarak hayata geçirmeye çalışıyorlar. Bunun adı da barajdır. Elektrik üretmek oluyormuş. Kendi politik, askeri amaçlarını da baraj adı altında kamufle ederek bireyleri, toplulukları kandırmaya çalışıyorlar.

Bir halk geçmişiyle, tarihiyle, kültürel değerleriyle anlam ifade eder. Onun moral değerleridir. Sömürgeci egemen güçler halkımızı bu değerlerden koparmaya çalışıyor. Bu kirli politikaları deşifre etmek, ona karşı mücadele etmek insanlık borcudur.

Heskîf’e, doğasına ve köylerine sahip çıkalım. Bu kültürlere saygının gereğidir. Doğayı sevenlerin amacıdır. Ekolojiyi benimsemişlerin temel görev kapsamındadır. Heskîf’i ve çevre köylerini koruyalım. Devletin, hükümetin yıkım projesini ortadan kaldırana dek…

Heskîfliler başta olmak üzere, Batman, tüm çevre iller, Kürdistan’da, Anadolu’da, Ortadoğu’da ve tüm dünyada, ne tür girişimler, etkinlikler gerekiyorsa onları yapmak, özgür birey ve özgür topluluk olma iddiasında olanların hem tarihi, hem güncel vazifesidir. Bu sahipleniş, güzel, anlamlı günler ve yarınlar içindir.

                                                                    Mahsum Bagok

                                                                                                                           

 

 

 

 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com