Abdullah Öcalan : Bir Halkı Savunmak

 

 

 

 

 

 

 


 


 


 

GAZİLERİN YAZDIKLARI KİTAPLAR

 

BEHERE KAMPINDAN MAHMUR KAMPINA

MÜLTECİLİK


On kapak                                   Arka Kapak

     Bu kitap TC'nin Kürdistan'da köy yakma, baskı ve katliamlarından zorunlu göçe maruz tutulan Botan halkının hem kendi anılarının hemde not ettikleri tarih kronolojilerinin yazıldığı bir kitaptır. kitapta 1994 yılında Kürt göçmenlerinin Zaho'da yaptıkları açlık greviyle BM'den kazandıkları siyasi mültecilik haklarını ve daha sonrasında 8.durak olarak adlandırılan Behere kampından Mahmur kampına kadar yaşadıkları trajik olayları anlatıyor. Cefakar Kürdistan halkının göç sürecinden Mahmur kampına kadar gelişleri ve yaşamlarına kadar çektikleri acıları en somut, en gerçekçi şekilde bu kitapta bulacaksınız.

  siz okurlarımıza kitaptan bir bölüm seçiyoruz ve sizlere sunuyoruz. bu bölüm bir ailenin göç yollarında ve kamplarda çektikleri acıları anlatan bir anıdır.

ABDÜLAZİZ ŞIRNAK VE AİLESİNİN YAŞADIKLARI MÜLTECİ KAMPLARLA İLGİLİ İZLENİMLERİ

 Ben 1967 Şırnak Aviyan köyü doğumluyum. İlkokul muzunuyum. Okulumu köyde okudum. 8 çocuklu bir aileden geliyorum. Ailem kapalı feodal özelliklere sahip ama yurtsever bir ailedir. Bir yeğenim mücadelede şehit düştü. İsmi Hazımdı. Şırnak’ta 1992 yılında şehit düştü. Annem babam şu an sağ değildir. Ailemin en küçüğü bendim 1994 yılında da Irak’a geldik. O sıra evliydim ve 3 çocuğumla mülteci olmuştum. Şu an Mahmur mülteci kampında yaşıyorum. Ailemi geçindirmek için kamp dışında çalışıyorum.

Bizim köyde çete diye adlandırdığımız korucular yoktur. Hepsi yurtseverdir. Bizler bahar mevsimi olduğunda yaylalara çıkıyor, hayvanlarımızı otlatıyorduk. Düşman ise PKK’ye karşı bize koruculuğu dayatıyordu. Bizde bunu  kabul etmiyorduk. Bunun üzerine düşman mezralarımızı yaktı. Çaqo mezrası, Tenge köyü, Çewrabi Govasamo- Benibotik, Qenisivik, Gozükurik gibi merkez köyler yakılanlar arasındaydı. Bunlar 1990 yılında oluyordu. Yine hayvanların beslendikleri otlaklar düşman tarafından yakılmıştı. Bu tarihten itibaren tüm bu köyler Şırnak’a göç etmek zorunda kalmışlardı. Besta alanındaki köylerin hepsi yakılmıştı. Aviya(Dereler) köyü yakılınca diğer köylerde yakılmaya başlandı. Çünkü Aviyan köyü merkezi bir köydü. Bacirit(Dikilitaş), Giregi, Dehlanari; Deryan (Trakya) köyleri de bu arada yakılmıştı. Bunlarda merkez köye bağlı köylerdi. Bizde ya korucu ya da mülteci olacaktık. Bu yüzden mecburen köyü bırakıp Şırnak’a geldik. Geçim sıkıntısı Şırnak’ta da vardı. Ama bizi burada da düşman rahat bırakmıyordu. Hükümet güçleri burada hayanlarımızı öldürdüler. Ben o süreçte kömür ocaklarında çalışıyordum. Çete dediğimiz korucular çıkardığımız kömürlerimize el koyuyorlardı. Bu sebeple bizlerle onlar arasında çatışma çıkıyor bazı işçilerimizde bu çatışmalarda şehit düşüyorlardı. Birkaç kere buna karşı serhıldan düzenledik, ama bizden iki kişi daha şehit düşmüştü. Bu yüzden biz tekrar serhıldan yaptık ve bu olaylar 1994 yılına kadar devam etti. Devletin burada işbirlikçileri de vardı. Devlet memurları ve askerler işbirliği yapıyorlar kömürden elde ettiğimiz paralarımıza el koyuyorlardı. O serhıldanlardan sonra Şırnak valisi gelerek bizlere “serhıldanlara son vermemizi ve kömür ocaklarına karışmayacağını” söyledi. Daha sonra bize fazla karışmadılar. Kömür işlerimiz serbest bırakılmıştı.

1991 yılı Newrozunda devlet bize karışmadı, ancak 1992 Newrozunda büyük bir katliam gerçekleştirdiler. Akrabalarımdan şehit düşenler oldu. 17 Ağustosta Şırnak’ta sokağa çıkma yasağı ilan edilip, ambargo konuldu. Silahlarla taramalar yapıldı, helikopterler uçuruldu. O zaman OHAL(Olağanüstü hal) valisi Ünal Erkan’dı. Vali Ünal Erkan yasağı kaldırdı, fakat insanlar dışarı çıkınca valinin yalanı ortaya çıktı. 50 insanımız daha katledildi. Komploya getirilmiş yine katledilmiştik. Bu korkunç bir durumdu. Artık herkeste de bir moralsizlik başlamıştı. Yine aynı yıl burayı da terk etmek zorunda kalmıştık. 50 binden fazla insan kimileri yaya, kimileri de arabalarıyla Dergül’e(Kumçatı) beldesine geldi. Silopi’ye de gelenler oldu. Devletle bizlere “Şırnak’a geri dönemezsiniz, sizleri iştende atarız” dediler. Yine basının buraya gelmesini de engellediler. İçimizdeki işçi ve memurlar Şırnak’a geri döndü. Ama parti bizlere “geri dönün” deyince bizler hepimiz tekrar Şırnak’a geri döndük. O  Süreçte yeğenim Hazım’da katledilip şehit düşüyordu. İki akrabam daha şehit düşmüştü. Bu arada kontragerillalarda boş durmuyor, 1994’teki kaçırma ve katletme işlerini yoğunlaştırıyordu. Yeğenimde çarşıdan kaçırılıp kontragerilla tarafından katlediliyordu. Yine Bedran isimli bir kontra gerilla evinden bir akrabamı kaçırıp katlediyordu. Diğer bir akrabamı da korucular polisin elinden alıp kurtarıyordu. Yavaş yavaş sıra bana da geliyordu.  27 Haziran 1994 yılında amcaoğluyla Şırnak’ı terk etmek zorunda kaldık. Ailelerimizi de beraberimizde getirmiştik. Önce Cudi’ye geldik. 5 gün burada kaldıktan sonra Güney Kürdistan’da Şeraniş ve Behere denilen kamplara geldik.   

Ağırlıklı Şırnak Uludere mıntıkasından 4 Nisan 1994 tarihinde TC.nin baskısı yüzünden kuzeyden güneye yerleşilmişti. Ancak bu göçmenler Kürdistan parçalanmasının da çizdiği sınırı aşarak ilk kez Qasrak’ta yerleşmişti. Ayrıca bu sınır aşamasında TC güçlerinin engellemesinde çok sayıda insanlarımız top ve ağır silahlarla taramasında ölmüş ve yaralanmıştı. Burada iki hafta kaldıktan sonra Behere ve Şeraniş kamplarına yerleşmiştik. Bu iki kampın yerleştiği yer TC’nin 10-20 km uzaklığında bulunuyordu. Tam sınırın ağzında bulunan Kerya Reş karakolu zaman zaman kampların yerleştiği yerlere top ateşi yapıyorlardı. Her şeyden mahrum kalan bu halk içerisinde yiyecek, giyecek, içecek ve barınma sorunları da yaşanmaktaydı. Bütün bu sorunlara rağmen BM’de kamp üzerinde etkinlik kurmak için maddi durumlarımızda özellikle yiyecek sıkıntısı anlamında bizlere çok az yardım sağlıyordu. BM tarafından gelen yiyecekte çok az bir miktardaydı. Kişi başına 160 gr.lık bir ekmek düşüyordu. O sırada takriben her gün 25-30 aile kampa gelmekteydi. Bunun için her üç kişiye bir ekmek düşüyordu. Bunun için mültecilerde sağdan soldan çok az bir miktarda yiyecek gibi eşyalar getirmekteydi. Kendilerine bir torba un getirmek istediklerinde KDP tarafından engellemelerle karşılaşılıyor, bu durumda getirilen bir torba un da 50-60 aileye bölünüyordu.

Bütün bu sorunlara rağmen mültecilerin arasındaki ilişkilerde tam bir dayanışma vardı. Adeta bir aile gibiydiler. Diğer taraftan hemen her gün TC savaş uçakları ve Kobra helikopterleri de havadan üzerimize saldırı yapmaktaydı. Bu saldırılarda kampın 100 metre uzaklığı bombalanıyordu. Özellikle yerleştiğimizin yerin çevresinde Saddam’ın zamanında yerleştirilen mayınların yanında TC’nin Kuzey Irak operasyonlarında yerleştiği mayınlarda bulunuyordu. Bu mayınlar yüzünden çok sayıda insanımız yaşamını kaybetmiş ve sakat kalmış,  çok hayvanımızda telef olmuştu. BM’nin de bize tam sahiplik etmemesi nedeniyle mülteciler 12-6-1994 tarihinde açlık grevi için Zaxo’ya gittiler. Her iki kampın insanları birleşik çok sayıda genç erkek,bayanlarda Zaxo’ya gittiler. Zaxo’da KDP peşmergeleri bizlerin açlık grevini engellemek istediler ve  mültecilere karşı kötü davrandılar. Sonrasında KDP’liler açlık grevi yerini askeri bir yere taşıdı. Orada bir yer ayarladılar, mültecilerde burada açlık grevine başladılar. Kendi ihtiyacımızı engellemek için giriş çıkışı yasakladılar. Dış devletlerden gelen yabancı gazetecilerde bizimle görüşülmemesi için engellendiler. Orada 4-5 gün kaldıktan sonra da kiralık bir gazinoya taşınıp burada açlık grevine devam ettik. Bu açlık grevi 28 gün sürerek başarıyla sonuçlandı. 12 Eylül1994 tarihinde tüm Bıhere ve Şeraniş mültecileri gece saat 20.00 ile 03.00  arasında göç ederek 10-15 km. uzaklığında olan Bersive mıntıkasının ovalık yerinde yerleştiler. Bu göçün sebebi de Türk güçlerinin kapsamlı bir operasyonla karadan Kuzey Irak’a gelmesi bu iki kampı imha etme durumuna karşılık olmasıydı. Şimdiki yerleşilen yerin tampon bölge olması sebebiyle bu göç oldukça uygun olmuştu. Hemde BM’nin bundan haberi olmamasına aldırmaksızın bu göç başlamıştı.....

 

 

444 SAYFADAN OLUŞTURUR

Size 443 KB rar

Bu Kitabı Okumak için buraya tıkla

Bu Kitabı indirmek için buraya tıkla

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   
   
 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com