| |
SİSTEMİN ÇOCUKLARA YÖNELİMİ GÖZGÜRLEŞEREK EMEĞİNE
SAHİPLENMEK İSTİYEN KADINDAN İNTİKAMDIR
Yaşamın anlamını en güzel rengini kısacası
özünün en çıplak halini ifade eder çocuklar. Dolayısıyla sevgi temelinde
hayallerine hiçbir sınır getirmeden, yaşamalarına imkân sağlamak insan
olmanın en öncelikli koşuludur. Hayatımızda çocukların olmadığının
hayali bile kurulabilir mi ki? Mümkün değil zaten. Çünkü onlar en sade
saf halimiz, yaşamla aramızdaki bağın en güçlü, somut, akışkan
kanıtıdırlar. Sevgilerimizin, heyecanlarımızın en güçlü kaynağıdırlar.
Kız, erkek güzel, çirkin, zenci beyaz ya da etnik farklarla asla
ayrıştırılamazlar, kategorize edilemezler, şekil verilemezler çünkü
kendi doğaları buna terstir.
Şiddet, yıkım, yalan, tahakküm üzerine
temellenip kendini sürdüren iktidar zihniyeti ve yaşam biçimi akışını
kendisi belirleyen yaşamın doğal ahengine müdahale ve karşıtlık
üzerinden kendini üretir, devam ettirir. Bu zihniyet kalıpları
karşısında binlerce yıl kadının kaderi ne olmuşsa çocuklarınki de aynı
paralel de ifade bulmuştur. Yararlanmacılığa, çıkarcılığa kodlanmış bu
zihniyet gerçekliği için çocuğun ifade ettiği değerin anlamı da
faydalandığı kadardır. Alakalı olunan tek yönü budur. Tarih buyunca
kadın kadar bu anlamda en hak edilmedik şekilde doğalarına ters olan
iktidar amaçları için araç olarak kullanılmışlardır, kullanılmaya da
devam ettirilmektedir.
Özellikle kapitalizmin azami kar anlayışı kadına
doğurma makinesi rolünü biçerek yedek veya ucuz iş gücü olarak
yoksulluğun pençesinde açlıkla terbiye edip, iradesini kırarak sistemin
sırtından kendini sorunsuz geçindirdiği zemin olarak kullanmaktadır
kadın ve çocukları. Kız çocukları ise zaten sürekli tecavüz kültürünün
vahşi uygulamasıyla karşı karşıyadırlar. Toplum sindirilmeye çalışılır.
Sermaye sisteminin kendini en iyi beslediği kanal budur.
Kürt halkı üzerine yürütülen ulusal, kültürel,
siyasal vs. çok yönlü asimilasyon politikaları özgürlük mücadelesi
boyuncuda sayısız yöntemle uygulanmıştır. Fiziki soykırım denenmişse de
topyekûn bir şekilde başarılı olması mümkün olmadığından özellikle Kürt
kadını ve çocukları toplumsal, tarihsel değer yargılarından koparmak
devletin temel stratejisi olmuştur. Açlıkla terbiye etme politikası
üzerinden bölge yatılı okullarında bu amacı doğrultusunda bir taşla
birkaç kuş vurmayı hedeflemiştir . Böylece sistemin en sağlam neferleri
yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Organize tecavüz çeteleri yoluyla da kız
çocukları şahsında Kürt halkının ve kadının onuru kırmayı hedelemektedir.
Tecavüz kültürünün, kız çocuklarına karşı uygulamaları, Kürt kadının her
gün katlayarak sürdürdüğü görkemli mücadelesine verdiği yanıtıdır bu.
Kendini kadına siyasal, sosyal, düşünsel tüm sahaları kapatarak emeği
üzerinden geçindirdiği halde sanki gerçeklik tam tersineymiş yalanını da
tecavüzcü uygulamalarına kılıf yapmaktadır. Kürt kadını 30 yıllık
mücadele pratiğinde özgürlükte ısrarlı olmanın bedelleriyle fazlasıyla
tanıştı, ödedi. Kendi halkının siyasal, ulusal geleceği için de kader
belirleyici bir düzeye kendini ulaştırmıştır. Dolayısıyla kendi yürek
parçaları olan çocuklarını da tecavüzcülerden koruyacak güce de
sahiptir. Yılbaşından itibaren özgürlük mücadelesini yükseltelim tecavüz
kültürünü aşalım şiarı çerçevesinde en güçlü şekilde Kürt kadını
öncülüğünde Türkiye de yoğun bir süreç yaşandı. Genel halkımıza karşı
sürdürülen saldırıların yanında kadınların en son fiziki olarak da
hedeflenmesi elbette anlaşılırdır. Biz kadınlar için önemli olan egemen
sistemin her yönlü saldırılarına maruz kaldıkça daha güçlü kendini
örgütleme temelinde cesaretimizi güvenimizi pekiştirmektir. Bu temelde
de sistemle bağlarımızı koparabildiğimiz oranda özgürleşerek emeğimizi
sahiplenebiliriz.
|
|