Kadın Devrimi

Son on yıldır Kürdistan’daki 8 Mart Kutlamalarının kadın devriminde hamlesel nitelikte geçtiğini kim inkâr edebilir?

Kürdistanlı kadınlar, tüm dünyada 8 Mart’ı kutlayan kadınların toplam sayısından neredeyse otuz-kırk kat daha fazla sayıyla 8 Mart’ı kutlamaktadır. Kadınlar için evrensel olan bir günün bunca yerelleştirilmesinin dünyada hatta tarihte başka örneği yoktur. Zira Kürdistanlı kadınlar için 8 Mart, direniş, mücadele, ortaklaşma, dayanışma, birlikte özgürlüğü yaratma eylemi olarak Kürdistanlıdır. Diğer ülke ve kıtalarda da 8 Martın Kürdistan’daki perspektif ve ilgiyle karşılanması dünya çapında kadın özgürlüğü adına, toplumsal cinsiyetin özgürleştirilmesi adına, dünya barışı adına çok ciddi gelişmelere yol açardı. Zira Kürdistan’daki kutlamalar, eylemler, Türkiye ve Ortadoğu’da toplumsal ve siyasal sorunların çözümü adına ciddi gelişmeleri yol açmaktadır.

Kürdistanlı kadınlar, Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketinin öncülüğünde politik ve ahlaki bir düzey yakaladıklarını bir kez daha görkemli serhıldanlarla ortaya koymuşlardır. Özgürlük bilinci olarak ahlak ve toplumu değiştirme iradesi olarak politik düzey, Kürdistanlı kadının kimlik, kişilik ve davranış ifadesi olmuştur. Bu gerçeğin doğru okunması oldukça önemlidir.

Öncelikle, Kürdistanlı kadınlar kadın kurtuluş bilinciyle, bu bilincin politik tavrıyla oldukça örgütlü ve iradeli bir şekilde meydanlara çıkmışlardır. Yediden yetmişe Kürdistanlı kadınlar bilinçli, iradeli ve örgütlü olmanın farkında lığıyla amaçlarını, iddialarını haykırmışlardır. Dolayısıyla, meydanlara bir kitle, bir yığın değil, tek tek bireylerin ne aradığını bilen tavrıyla iradeli, inançlı yüz binler çıkmıştır. Kürdistan kadın özgürlük hareketinin yakaladığı bu bilinç, irade, örgütlülük ve mücadele düzeyinin dünyadaki tüm kadınların moral kaynağı olduğu, olması gerektiği açıktır.

İkinci olarak Kürdistan’da gerçekleşen kutlamaların sloganları, mesajları, talepleri cins bilincinin, cins sevgisi ve birliğinin özgürlüksel düzeyde geliştiğini ortaya koymuştur. Kadınlar mevcut toplumla yaşanılamayacağını, ancak yaşanılacak toplumun da kendileri tarafından yaratılacağını, bu güçte ve iddiada olduklarını ortaya koymuşlardır. Geçen seneki ‘Hiç kimsenin namusu değiliz. Namusumuz Özgürlüğümüzdür’ şiarı, mevcut toplumdan boşanma kararı ve kendi toplumsallığını yaratma iddiasının ifadesiydi. Bu yıl için startı verilen “özgürlük mücadelesini yükseltelim, tecavüz kültürünü aşalım” kampanyası da yaşanılacak toplumu yaratma iddiasının ifadesi olmaktadır. Ataerkil, cinsiyetçi toplum zihniyetine, kurumlarına, politikalarına çok net tavır koymanın ve alternatif olarak kendi tercihini belirlemenin göstergesidir. Kuşkusuz namusla kast edilen sadece bazı gelenek ve töreler değil mülkiyetçi ataerkil zihniyetin tahakkümcü, baskıcı, ayrılıkçı, inkarcı zihniyeti ve buna dayalı toplumsallığıdır. Tecavüz kültürüyle mücadeleden kast edilen de ataerkil düzenin zor, baskı, el koyma zihniyetinin hiçbir biçimde kabul edilmediği gerçeğidir. Dolayısıyla sadece Kürdistan toplumu adına değil, doğusuyla batısıyla tüm dünya adına mevcut düzen, sistem ret edilmiştir. Zira mülkiyetçi ataerkil düzen, biçimleri farklı olsa da dünyanın tamamında örgütlüdür. Bu yılki 8 Martın, bu sloganla örgütlendirilmesi, tüm dünya kadınları adına toplumsal cinsiyetle mücadelede radikalliğin, kararlılığın ifadesi olmuştur ve bu perspektifin tüm kadınlarca sahiplenilmesi önemlidir.

En önemlisi, Kürdistanlı kadınlar özgürlük önderimiz Önder Apo’ya bağlılığımızı çok net bir biçimde bir kez daha ortaya koyacağız. Önderliğimizin özgürlüğünü kendi özgürlüğümüz olarak gördüğümüzü, Önderliksiz bir dünyayı hiçbir koşulda kabul etmeyeceğimizi, Önderliğimizi özgürleştirmenin kendimizin özgürlüğü anlamına geldiğini ve bu konuda her şeyimizi ortaya koyarak mücadele etmeye kararlı olduğumuzu göstereceğiz. Pankartlar, sloganlar, konuşmalar bunun böyle olduğunu bir kez daha herkese gösterecektir. Kürdistanlı kadınlar olarak, 2010 yılına Önderliğimizin özgürlüğünü sığdırmayı esas amacımız ve iradesel tavrımız olarak ilan etmiş bulunmaktayız. Dolayısıyla bu yılki mücadelenin kesintisiz yükselerek gelişeceğini ortaya koyacağız.

Kürdistanlı kadınlar, yöresel-otantik giysileriyle kültürleri, dilleri üzerindeki asimilasyon politikalarını ret ettiklerini, hiçbir koşulda kültürlerinden, dillerinden dolayısıyla kimliklerinden vazgeçmeyeceklerini de ortaya koyacaklardır. Kültürlerine, dillerine özgürlüğün aynı zamanda kendilerinin de özgürlüğü anlamına geleceğini, dillerini, kültürlerini kabul etmeye dayanmayan hiçbir anlayışın gerçekte kendilerine özgürlükte isteyemeyeceğini ifade edeceklerdir. Kültür yaşatıcısı Kürt anaları, 8 Mart baharlaşmasında tüm renkleriyle gencecik yüz binler olarak meydanları coşturacaklardır.

Kürdistanlı kadınlar olarak temel gündemlerimizden biri de demokratik ulusal birliktir. Bu yılı Kürt kadınlarının birlik yılı yapmayı öncelikli çalışmalarımızdan biri haline getirmiş bulunmaktayız. Kadınlar cephesinden kendi birliğini yaratmış bir halkın diğer bütün alanlarda da kendi birliğini yaratacağı açıktır. Kutlamaları bu bilinçle ele alacak ve Kürt kadınları olarak demokratik birliğimizi önce meydanlarda ardından ortak platformlarda geliştireceğiz. Bu 8 Mart’la Kürdistanlı kadınların birliğini, birbirine güvenini ve özgürlüksel buluşmalarını ortaya koyacağız.  Açıktır ki, kadın birliğin üstesinden gelemeyeceği sorun, aşamayacağı engel, yaratamayacağı gelişme olamaz.

Kadınlar olarak bu gücümüzün farkında olmak ve buna dayanarak yaşamlarımızı belirlemek kuşkusuz 8 Martla daha da anlamlı hale gelecektir. 100. Yılını büyük heyecanla karşıladığımız 8 Mart’ın kadın özgürlüğüne hamle kazandıracağına kuşku yoktur. Her günün bu coşku, heyecan ve kararlılıkla mücadeleye, örgütlenmeye, aydınlanmaya dönüşmesi dileğiyle 8 Mart bir kez daha KUTLU OLSUN.  

     

                                        Feride Alkan

 


 

 

 

 
    ygk.gaziler@googlemail.com