Demokrasi, adalet ve barış arayışçısı tüm kadınlara

       Biz PKK kadın gerillaları olarak 101. Yılını kutladığımız 8 Mart dünya emekçi kadınlar gününü tüm kadınlara, özgürlük arayışçıları olarak kutlu olmasını diliyoruz. Bu yılki kadın etkinliklerinin, eylemliklerinin barışı biraz daha yakınlaştıracağı umuduyla tüm dünya kadınlarını selamlıyor, özgür yarınlarda kucaklaşma özlemlerimizi dile getirmek istiyoruz. Erkek egemen sisteme ve kanunlarına, katliam ve cinayetlere rağmen kadın özünün barış, birliktelik duygularının sistemin tüm engellerine rağmen hep ayakta, canlı kalacağı inancıyla bu yılda görkemliliğini korumuştur.

      Bizler yıllardır 8 Mart gününü bu görkemli, direniş simgesi, özgürlük kokan havasıyla, yıldızlara en yakın duran Kürdistan dağlarında kutluyoruz.   Gönül isterdi ki özgürlüğe susamış tüm kadınları bir arada buluşturup, barış, dostluk, halkların kardeşliğinin geliştiği bir ortamda bu günü kutlamayı. Kürdistan coğrafyasının muhteşem cömertliği hepimizi ana kucağı sıcaklığıyla kucaklamasını, mavinin rüzgârıyla savrulmasını tüm acı ve kederlerimizin. Umudun daha güçlü yeşerdiği, anaların, eşlerin, bacıların duygularında ortaklaştığı özgürlük halayına durmayı isterdi gönül. Ama ne yazık ki biz kadınların dışında belirlenen ve savaş kültürüyle belirlenmiş sınırları henüz aşabilmiş değiliz. Devletin, ordunun, ailenin vb belirlediği sınırlara takılan istem ve özlemlerimiz hayat bulmaya yakın bu dönemde her zamankinden daha durmaktadır. Dünyanın değişik yerlerinde duran ama aynı kaderi paylaşan kadınlar olarak acımızla, sevincimizle, özlemlerimizle hep bir ortaklığı yaşadık.

       Özellikle egemenlikli sistem karşısında yürütülen mücadele tarihine bakıldığında bu duygu ortaklığı daha net ve açık bir biçimde görülecektir.   Dünyanın her hangi bir yerinde yaşanan bir trajediye kadınlar olarak duyguda, ruhta, reflekste ortak oluyoruz. Çünkü her mekân ve koşulda kadının statüsünün değişmediği müddetçe aynı kaderin kurbanı olduğu bilinci gelişmiştir kadında. Her kadının yüreği evladı, kardeşi, dostu için yanar. Bu kadının genel karakteri, duygusal zekâsının güçlü olmasıyla bağlantılı gelişir. Kadın yüreğinin dili güçlüdür. Kadının birbirini ve halkların yaşadığı trajedileri hissetmesiyle bağlantılıdır. Yaşadıkları kendisiyle sınırlı değil cins, insanlık, coğrafya ile kenetlenmiş ve yüreği bu derinlikte duyar, anlar. Ama bir erkekte aynımıdır. Belkide duyguları vardır, sonuçta bir canlıdır ama kadın duyarlılığı yoktur onda. O hep ezen olduğundan, vuran, kıran, katleden olduğundan bilmez bu duygunun ne olduğunu. Daha birkaç hafta önce, ya koca, ya baba, ya ağbi, kardeş, yani erkek eliyle gelişen cinayet haberleri dinledim. Kürdistan’da, İran’da, Türkiye’nin birçok yerinde kadın intiharları, töre cinayetleri, recim temposundan hız kaybetmeden devam etmekte. Emeği sömürülüp ucuz iş gücü olarak görülen, anallık hakkı hiçe sayılan kadın yüreği hep insanlık için atar. Çocuk yaşta genç kızların tacize tecavüze maruz kalmaları, kadının seks işçisi olarak görülmesi, bedenini pazarlayan kar dünyası, insanı insana yabancı kılan muameleler kadına reva görülüyor.  Batının bireyci hastalıkları, doğunun yok sayan gerilikleri kadının ortak yaşadığı sorun, ortak kanayan yarası. Bu anlamda kadın mücadelesi devletçi ideolojiyi aşmak, egemenlikli kültürü ortadan kaldırmak, 5000 yıllık eril zihniyeti tüketmek, kadınlara, insanlığa kısaca yaşama özgürlük sağlamak, anlam katmak için veriliyor.

     Kendi öz yaşamımızı, özgürlüğümüzü sağlamak, erkeğin dayattığı yaşam tarzından kurtulmak için kadınlar her zamankinden daha iddialı, her zamankinden daha iradeli ve her zamankinden daha kararlı yüklenelim. Bu anlamda 8 Martın tüm kadınlara kutlu olmasını diliyor, Ortadoğu’ya, Kürdistan’a, halklara ve kadınlara özgürlüğün, barışın, kardeşliğin, huzurun müjdeleyicisi olsun diyorum.

Ferze