DEMOKRATİK ÖZERKLİK VE KADIN

Emekçi Kürt halkı ve kadının çeyrek asırdan fazladır süren özgürlük mücadelesi her geçen gün yeni kazanımlar açığa çıkarmıştır. Günümüzde bu birikim kalıcı sonuçlara dönüşme aşamasını yaşamaktadır. Çıkışından beri özgürlüksel karakterinden taviz vermeyen Kürt özgürlük mücadelesinin açığa çıkardığı halk gerçeği siyasal, hukuksal, ekonomi, kültürel, vs hususlarında günümüzde en üst düzeyde irade beyanında bulunacak düzeye gelmiştir. Tarihi boyunca katliam şiddet, asimilasyona maruz kalmış bir halk gerçeğinden, kadın öncülüğünde kendi özgürlük düzeyini sisteme çevirme gücüne ulaşmış olmanın anlamını ve değerini son zamanlardaki görkemli karşılama mitingleriyle ortaya koymuştur. Kendi içinde Demokratik kon federalizm kendi dışındaki güçlerle hukukunu ise, ifade eden demokratik özerklik sistemi en çok da kadının özgürlük sistemidir. Uygarlık tarihinin tümünü kaplayan savaşların, gaspın, talanın, katliamların, kısacası tecavüz kültürünün temelinde iktidarcı eril zihniyet vardır. Özerklik sisteminde ise tüm toplum kategorilerinin doğrudan iradesi vardır. Özellikle Ortadoğu halkları tarihinin hemen hepsini birbirleriyle ilişkileri anlamında özerklik sistemine göre yaşamışlardır. Ancak egemenlikli erkek zihniyetinin en üst aşamasını ifade eden tekçi zihniyetin şoven, ırkçı, milliyetçi uygulamalarının tarihi geçmişi Ortadoğu da çok eskilere dayanmamaktadır. Halklar bu topraklarda her zaman sistemle ilişkileri çok sınırlı ve yaşamlarının içine çok fazla nüfus etmemiştir. Genelde iktidar bir tarafta halkların kendi iç işlerinin yönetilmesi bir tarafta kalmıştır. kendi iç işlerini örgütlemelerine de karışılma yaklaşımına gidilmemiştir. Birçok nedenle birlikte en önemli neden coğrafi ve kültürel iç içe olma gerçeğidir. Devletçi, iktidarcı sistemin kendisiyle beraber getirdiği şiddet, Katliam ve savaşlar tarihinden daha çok özgürlük temelinde yaşamın tarihi daha uzun ve günümüzde de izleri halkların kendi aralarındaki ilişkilerinden ne kadar canlı olduğu görülmektedir. Toplumsal yaşamın ve ilişkilerin kökleri özgürlük temelinde atılmıştır. Öyle ki şiddetin,savaşın

 Gücü bu gerçekliği değiştirmeye yetmez. Kadın yüreğinin ve beyninin damgasını vurduğu bir yaşam ve sistem gerçeği ebetteki daha çok özgürlüğe dayanmaktadır. Bunun içinde Erkek egemenlikli sistem uygulamalarının kadına kapattıkları en temel alanların başında toplumsal ve siyasal alanlardır.. Kadının güç noktaları kendisi için korku kaynağı olan egemenlikli zihniyet, güvencesini kadını yaşamdaki her türlü etkinliğin dışına çıkartmakta, görünmez kılmakta bulur. Oysaki toplumsal alan çalışmaları kadın çalışmalarıdır. Temelde yaşamın yönlendirici, yürütücü, yaratıcı gücü kadındır. Yapısı gereği hesapsızca kendi dışındaki insanların kaygısını taşıması yani en temelde annelik gerçekliği onu erkekten daha çok yaşamın merkezinde yer almasın sağlar. Ancak iktidarcı karakterin kendini yaşatmasının garantisi olarak gördüğü kadının bu öz karakterini hep dışlamış, aşağılamış ve küçümsemiştir. Kürdistanda süren özgürlük mücadelesi kadının 5000 yıllık kölelik kaderini önemli ölçüde değiştirmiştir. Zaten geçmişin daha özgür yaşam izleri beli oranda Kürt halkı içinde korunmuştur. Dolayısıyla Kürt kadını özgürlük mücadelesindeki fedakârlığı, cesareti, bağlılığı v.b nedenlerle kısa süre içerisinde toplum tarafından kucaklanması zor olmadı. Önü açıldıkça daha güçlü bir katılım sergileyen kadın mevcut durumda da kürdistanda kültürel, siyasal, ekonomi, sosyal alanlarda kadın olmasından kaynaklı çok güçlü toplumu peşinden sürükleyen bir performans sergileyecektir. Kürt kadının, Kürtlerin Halk olarak kendini bu güne kadar getirmiş olmasına öncülük etmiş, her türlü asimilasyon, yani kültürel, siyasal, toplumsal soykırımı engelleyen asil duruşuyla şimdide koruyuculuğunu yaptığı değerleri geliştirme, büyütme göreviyle karşı karşıyadır. Ne kadar konfederal sistem güçlü örgütlendirilirse o kadar kadın özgürlük düzeyi kazanır. Ne kadar demokratik özerklik sistemi hayat bulursa o kadar özgürlüklerin garantisi sağlanır. Kadın ilk ve en acımasızca köleleştirilen toplum kesimi olarak en çok özgürlüğe susamış kesim olmaktadır. Özelikle kapitalist sistemin varlığına hücrelerine kadar parçaladığı, anlamsızlaştırmaya çalıştığı kadın gerçeğini kabullenmemenin duruşunu demokratik özerklik sistemine sarılarak ortaya koyacaktır.

                                                 Nergiz Faraşin              

                     

 

 

 
    ygk.gaziler@googlemail.com