TÜM ULUSLAR TARAFINDAN KOVULAN BARIŞIN YAKINMASI
DESİDERİUS ERASMUS


BARIŞ KÜLTÜRÜ MÜ? YOKSA BARIŞ İÇİN KÜLTÜR MÜ?
BOZKURT GÜVENÇ

GEÇEN YILIN SAVAŞLARI 17 SAVAŞ VE MİLYONLARCA ÖLÜ
EDİP EMİL ÖYMEN


BARIŞ ÜSTÜNE HAPİSHANE NOTLARI...
HALUK GERGER


BENLİKTA SAVAŞ VE BARIŞ
ORHAN BURSAL


VON CLAUSEWİTZ’İN BİLİMSEL SAVAŞI
 
MEHMET ALİ KILIÇBAY


GENEL BİLGİ

20.yy. Kürt Siyasal Yaşamına Nakşibendi Müdahalesi; KDP
Erdal ERGİN

İrlanda'da Savaş ve Barış


  F.W. De Klerk ve Güney Afrika’da Çözümün Yolu


Nepal'de Halk İktidara Yürüyor


SRİ LANKA’DA TAMİLLE BARIŞA GİDEN YOL


    ETA ve ATEŞKES


Özgür Aceh Hareketi silahsızlanıyor


  ZAPATİSTALAR

  BIYOLOJIK SILAHLAR

 BIRINCI DÜNYA SAVASI (1914-1918)

 HAYDUT DEVLETLER VE DOGUSU

  Insanlik Tarihinde Savas

  NEHIR YATAKLARININ DEGISTIRILMESI VE SU SAVASLARI

NÜKLEER SILAHLARIN ETKILERI
 

NÜKLEER, KIMYASAL, BIYOLOJIK SILAHLAR VE EKOLOJIYE ETKISI

Politikanin Bir Uzantisi Olarak Savas

 PTSD

PTSD’ nin Türk Tarafindaki Kurbanlari

SAVAŞ KARSITI HAREKETLER

SAVAŞ VE İNSAN

Savaşın ve İnsanlığın Doğası

Savaşın Dile Getirilemeyen Gerçeği

 

 

 

 


 

 

 

 
 
 
 


Ateş her şeyi değiştirir

 
 

.

Mezopotamya ve tüm Ortadoğu tarihinde temel birleştirici öğelerden biri de ateştir. Ateş, bu coğrafyada daha zengin ve anlamlı içeriklere kavuşmuştur. Birliği ve özgürlüğü ifade etmesi, toplumsal ekoloji açısından bir yaratılış ve oluşum öğesidir. Bunun en anlamlı ifadesi Newroz Bayramı'dır

Ekolojik toplum canlı bir yaratılışı öngörür. Bazen toplumsallık zayıflar, öncüsünü ve inancını kaybeder. Yerine geçenlerin yetersizliği toplumu dağılmayla yüz yüze bırakır. Her kafadan bir ses çıkar, doğru o toplumun topraklarından uzaklaşır. Burada iki seçenek vardır; ya toplum dağılır ya da yeni bir zihniyetle kendisini yeniden oluşturur.

Bir halkın hafızası o halkın yaşam kaynağıdır. Belleğin silinmesi iktidarlı uygarlığın her zaman temel faaliyeti olmuştur. Bazen ölüm toprağı, sis ve karanlık her şeyi alıp götürür. Toplum yaşayan bir ölüler topluluğuna dönüşür. Umut kalmaz. Büyük yabancılaşma, büyük kaybolma dönemleri başlar. Burada ölüm ve yaşam büyük mücadele verir. Bazen birileri bir ateş yakar yalnız başına ve bu eylem birçok şeyi değiştirebilir.

Ateş, sembol olarak hep düşünceyi ifade etmiştir. Ateşle oluşum sağlıklı bir oluşumdur. Enerjiyi ve düşünceyi içerir. Uygarlık öncesi tüm inançlarda gökyüzünde, yıldızlar gibi bir araya gelme öbek öbek yakılan ateş etrafında gerçekleşir. İyi insanlara bu ateş öbeğinin etrafında her zaman bir yer vardır. Bir gün bu ateş çemberinin etrafında kendisine ayrılan yerde oturmayı hak etmek, orada kendi insanları ile beraber olmayı hayal eder.

Bu insanlar için dünya en büyük esin kaynağıydı. Dünyayı oluşturan nedir? Bu oluşuma göre bir yaşam felsefesi oluşturmak gerekiyordu. Toprak, su ve hava, bunlar dünyayı oluşturan üç maddedir. Dördüncü madde ise onlardan oluşmaktadır: Ateş, her şeyi değiştirir; toprağı, suyu, havayı, odunu, demiri, taşı ve tüm bunların birazına sahip olan insanı bile.

Değişimin kaynağında ateş varsa onu ekolojik toplumun inşasında bir olgu olarak ele alma ve yaşamın bir parçası haline getirmek gerekir. İnsanlara aynı duyguları veren temel yaşam unsurlarından biri olduğu için, kabul edilebilir bir özelliğe sahiptir. Mezopotamya ve tüm Ortadoğu tarihinde temel birleştirici öğelerden biri de ateştir. Ateş, bu coğrafyada daha zengin ve anlamlı içeriklere kavuşmuştur. Birliği ve özgürlüğü ifade etmesi toplumsal ekoloji açısından bir yaratılış ve oluşum öğesidir. Bunun en anlamlı ifadesi Newroz Bayramı'dır.

Kırklar meclisi

Kadim Amida'da 'Özgürlük Bayramı' aylar süren bir hazırlıktan sonra kutlanırdı. Şemsiler, Zerdüş dinine bağlı olanlar, Süryaniler, Keldaniler, Asuriler ve esnaf ve zanaatkarlar, bahçıvanlar, kömürcüler, şairler ve savaşçılar o gün için giysiler, takılar ve flamalar, yiyecek ve içecekler hazırlardı.

Kırklar Meclisi (kentte yaşayan tüm halkların ve dinlerin, esnafın, zanaatkarların, çiftçilerin, temsilcilerinden oluşurdu) kentin sorunlarını, o yıl yapılacak imar faaliyetlerini, açılacak yeni ibadet yerlerini halka sunmak için hummalı bir faaliyet yürütürdü. O zamanlar Newroz Bayramı, Kırklar Dağı'nda kutlanırdı.

Gece yarısından sonra meşaleler yakılır ve Kırklar Dağı'na doğru yola çıkılırdı. Herkes orada olurdu. Şafak sökerken Kırklar Meclisi o yıl yapılacak faaliyetleri ve etkinlikleri halka sunardı. Herkesin rızası alındıktan sonra Kırklar Meclisi'nin en yaşlı üyesi dilek ve temennileri içeren bir dua okur ve Newroz ateşini yakardı.

Özgürlük bayramı

Bu kadim gelenek uzun asırlar unutuldu. Çünkü karanlığın doğurduğu kötülüğün, pek çok yüzü ve ismi vardır. Aydınlığın yüzü ise tektir. Newroz ateşi bu tekliği, ama aynı zamanda en büyük birliği ifade etmiştir. Ülkemizde son otuz yılda yaratılan yeni toplumsallık en görkemli ifadesini Newroz kutlamalarında açığa çıkarmıştır. Buradaki büyük toplumsallaşma ve kazandığı içerik, ekolojik toplum inşasında önemli bir gelişmeyi ve bir o kadar da dönüşümü ve büyük emeği ifade etmektedir. Ekolojik toplum inşası için bu olguyu bir- çok açıdan değerlendirmek mümkündür. Yeni bir başlangıç açısından bu olgudaki kararlılık belirleyicidir. Bireysel kararlılık ve toplumsal kararlılık kalıcılaşma ve nitelik kazanma biçimindedir. Burada şu gerçek ortaya çıkmıştır; bir toplumsal düşünceye kendini vermek için her türlü kişisel çıkarlardan ayrılmak azmi olmadıkça bilgi, doğruluk, yurtseverlik hiçtir. Bunun tartışmasız bilincini görmek artık mümkündür. Bu sadece yurtseverlikle de açıklanamaz: Yurtseverlik ancak geçici duygular verir, inanç bu duyguları devamlı kılar. Yurtseverlik kişisel çıkarların geçici unutuluşudur. Buradaki yurtseverlik bir inanca dönüşmüştür.

Özgürlük inancı zor kazanılan bir inançtır. Ülkemizde kölelik düşüncesinin cehennem azabı yanında odunların serinlik veren ateşine sığınmaktan başka çare bulamayan yüzlerce kahramanın yarattığı bu inanç, Newroz Bayramı'nın temel içeriğidir. Dağılan bir toplumsallıktan ve yıkılan bir dilden yeni bir kuvvet yaratmak mümkün kılınmıştır. Gökteki yıldızlar gibi aynı ateşin etrafında bir araya gelme umudu, inancı ve utkusu herkes tarafından büyük bir içtenlikle paylaşılmıştır.

Ekbatana

Medlerin başkenti Ekbatana'da Newroz Bayramı tüm halkların bayramı şeklinde kutlanırdı. O sabah Medyayı çevreleyen tüm dağların doruklarında göğe doğru yükselen dumanlar görülürdü. Ve birçok halkın temsilcisi Ekbatana'ya akın ederdi. Yaratılan her güzelliğin kendisine karşı yapması gereken ödevleri vardır. Toplumları bir arada tutan nedir? Sadece ortak yaşama, üretim yapma değildir. Belki de her şeyden önce inançtır. O toplumun yarattığı güzelliklerdir. Güzellik, büyük uyum ve ölçü kazanmadır. Ölçü, belki de doğada esinini bulan her yaratılış dönemi ve yenilemedir. Ateş, yenilenmenin başlangıcıdır.

'Başlangıçta ateş vardı. Bütün yaratıklar alev içindeymiş gibi gözüküyordu. Kutsal haomayı içtik ve dünyayı sunak taşı üzerinde parlayan ateş gibi tinsel ve parlak göründü. Bir elimde törensel çubuk destesini tutuyor ve onu seyrediyordum. O zamanlar kutsal ateşi güneş olmayan bir yerde yakarlardı. Ateş yakıldığında ve haoma içildiğinde İnsanlar ne vücutlarının içinde ne de dışındaydılar.

Şehrin yukarısına karanlık bir ormanlık alandan geçerek ulaşılır. Tam şehrin başka yerde olduğu yahut kaybolduğunuz hissine kapılacakken her biri farklı renkli eş merkezli yedi duvarla çevrili kale-şehir gibi ortaya çıkıverir. Şehrin tam merkezinde sarayın bulunduğu tepeyi altın bir duvar çevreler.

Media'nın (Mada: Ülke -Sümerce- Gökyüzü ve yeryüzü ülkesi) tepeleri sık ormanlarla kaplı olduğundan saray tamamıyla selvi ve sedir ağacından yapılmış. Bu nedenle odalar ağır bir eski ağaç kokusuyla kaplı ve bu arada sürekli çıkan yangınlardan bahsedilir. Öte yandan sarayın ön yüzü zırh levhası gibi yeşil bakırla kaplı. Kimileri bunun Medler tarafından sarayın düşmanlarca yakılmasını önlemek için yapıldığını düşünüyor. Ben bunun sadece süs için yapıldığından şüpheleniyorum. Güneş soluk yeşil bakıra vurduğunda şehrin arkasındaki dağları kaplayan koyu yeşil kozalaklı ağaçlara doğru yaptığı parıltının olağanüstü harika olduğunu söylemeliyim.' (Gore Vidal, Ben Cyrus)

Fethi SUVARİ

Günlük gazetesinden alıntı yapılmıştır


 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com