| |
.
Mezopotamya ve tüm Ortadoğu tarihinde temel birleştirici
öğelerden biri de ateştir. Ateş, bu coğrafyada daha
zengin ve anlamlı içeriklere kavuşmuştur. Birliği ve
özgürlüğü ifade etmesi, toplumsal ekoloji açısından bir
yaratılış ve oluşum öğesidir. Bunun en anlamlı ifadesi
Newroz Bayramı'dır
Ekolojik toplum canlı bir yaratılışı öngörür. Bazen
toplumsallık zayıflar, öncüsünü ve inancını kaybeder.
Yerine geçenlerin yetersizliği toplumu dağılmayla yüz
yüze bırakır. Her kafadan bir ses çıkar, doğru o
toplumun topraklarından uzaklaşır. Burada iki seçenek
vardır; ya toplum dağılır ya da yeni bir zihniyetle
kendisini yeniden oluşturur.
Bir halkın hafızası o halkın yaşam kaynağıdır. Belleğin
silinmesi iktidarlı uygarlığın her zaman temel faaliyeti
olmuştur. Bazen ölüm toprağı, sis ve karanlık her şeyi
alıp götürür. Toplum yaşayan bir ölüler topluluğuna
dönüşür. Umut kalmaz. Büyük yabancılaşma, büyük kaybolma
dönemleri başlar. Burada ölüm ve yaşam büyük mücadele
verir. Bazen birileri bir ateş yakar yalnız başına ve bu
eylem birçok şeyi değiştirebilir.
Ateş, sembol olarak hep düşünceyi ifade etmiştir. Ateşle
oluşum sağlıklı bir oluşumdur. Enerjiyi ve düşünceyi
içerir. Uygarlık öncesi tüm inançlarda gökyüzünde,
yıldızlar gibi bir araya gelme öbek öbek yakılan ateş
etrafında gerçekleşir. İyi insanlara bu ateş öbeğinin
etrafında her zaman bir yer vardır. Bir gün bu ateş
çemberinin etrafında kendisine ayrılan yerde oturmayı
hak etmek, orada kendi insanları ile beraber olmayı
hayal eder.
Bu insanlar için dünya en büyük esin kaynağıydı. Dünyayı
oluşturan nedir? Bu oluşuma göre bir yaşam felsefesi
oluşturmak gerekiyordu. Toprak, su ve hava, bunlar
dünyayı oluşturan üç maddedir. Dördüncü madde ise
onlardan oluşmaktadır: Ateş, her şeyi değiştirir;
toprağı, suyu, havayı, odunu, demiri, taşı ve tüm
bunların birazına sahip olan insanı bile.
Değişimin kaynağında ateş varsa onu ekolojik toplumun
inşasında bir olgu olarak ele alma ve yaşamın bir
parçası haline getirmek gerekir. İnsanlara aynı
duyguları veren temel yaşam unsurlarından biri olduğu
için, kabul edilebilir bir özelliğe sahiptir.
Mezopotamya ve tüm Ortadoğu tarihinde temel birleştirici
öğelerden biri de ateştir. Ateş, bu coğrafyada daha
zengin ve anlamlı içeriklere kavuşmuştur. Birliği ve
özgürlüğü ifade etmesi toplumsal ekoloji açısından bir
yaratılış ve oluşum öğesidir. Bunun en anlamlı ifadesi
Newroz Bayramı'dır.
Kırklar meclisi
Kadim Amida'da 'Özgürlük Bayramı' aylar süren bir
hazırlıktan sonra kutlanırdı. Şemsiler, Zerdüş dinine
bağlı olanlar, Süryaniler, Keldaniler, Asuriler ve esnaf
ve zanaatkarlar, bahçıvanlar, kömürcüler, şairler ve
savaşçılar o gün için giysiler, takılar ve flamalar,
yiyecek ve içecekler hazırlardı.
Kırklar Meclisi (kentte yaşayan tüm halkların ve
dinlerin, esnafın, zanaatkarların, çiftçilerin,
temsilcilerinden oluşurdu) kentin sorunlarını, o yıl
yapılacak imar faaliyetlerini, açılacak yeni ibadet
yerlerini halka sunmak için hummalı bir faaliyet
yürütürdü. O zamanlar Newroz Bayramı, Kırklar Dağı'nda
kutlanırdı.
Gece yarısından sonra meşaleler yakılır ve Kırklar
Dağı'na doğru yola çıkılırdı. Herkes orada olurdu. Şafak
sökerken Kırklar Meclisi o yıl yapılacak faaliyetleri ve
etkinlikleri halka sunardı. Herkesin rızası alındıktan
sonra Kırklar Meclisi'nin en yaşlı üyesi dilek ve
temennileri içeren bir dua okur ve Newroz ateşini
yakardı.
Özgürlük bayramı
Bu kadim gelenek uzun asırlar unutuldu. Çünkü karanlığın
doğurduğu kötülüğün, pek çok yüzü ve ismi vardır.
Aydınlığın yüzü ise tektir. Newroz ateşi bu tekliği, ama
aynı zamanda en büyük birliği ifade etmiştir. Ülkemizde
son otuz yılda yaratılan yeni toplumsallık en görkemli
ifadesini Newroz kutlamalarında açığa çıkarmıştır.
Buradaki büyük toplumsallaşma ve kazandığı içerik,
ekolojik toplum inşasında önemli bir gelişmeyi ve bir o
kadar da dönüşümü ve büyük emeği ifade etmektedir.
Ekolojik toplum inşası için bu olguyu bir- çok açıdan
değerlendirmek mümkündür. Yeni bir başlangıç açısından
bu olgudaki kararlılık belirleyicidir. Bireysel
kararlılık ve toplumsal kararlılık kalıcılaşma ve
nitelik kazanma biçimindedir. Burada şu gerçek ortaya
çıkmıştır; bir toplumsal düşünceye kendini vermek için
her türlü kişisel çıkarlardan ayrılmak azmi olmadıkça
bilgi, doğruluk, yurtseverlik hiçtir. Bunun tartışmasız
bilincini görmek artık mümkündür. Bu sadece
yurtseverlikle de açıklanamaz: Yurtseverlik ancak geçici
duygular verir, inanç bu duyguları devamlı kılar.
Yurtseverlik kişisel çıkarların geçici unutuluşudur.
Buradaki yurtseverlik bir inanca dönüşmüştür.
Özgürlük inancı zor kazanılan bir inançtır. Ülkemizde
kölelik düşüncesinin cehennem azabı yanında odunların
serinlik veren ateşine sığınmaktan başka çare bulamayan
yüzlerce kahramanın yarattığı bu inanç, Newroz
Bayramı'nın temel içeriğidir. Dağılan bir
toplumsallıktan ve yıkılan bir dilden yeni bir kuvvet
yaratmak mümkün kılınmıştır. Gökteki yıldızlar gibi aynı
ateşin etrafında bir araya gelme umudu, inancı ve utkusu
herkes tarafından büyük bir içtenlikle paylaşılmıştır.
Ekbatana
Medlerin başkenti Ekbatana'da Newroz Bayramı tüm
halkların bayramı şeklinde kutlanırdı. O sabah Medyayı
çevreleyen tüm dağların doruklarında göğe doğru yükselen
dumanlar görülürdü. Ve birçok halkın temsilcisi
Ekbatana'ya akın ederdi. Yaratılan her güzelliğin
kendisine karşı yapması gereken ödevleri vardır.
Toplumları bir arada tutan nedir? Sadece ortak yaşama,
üretim yapma değildir. Belki de her şeyden önce
inançtır. O toplumun yarattığı güzelliklerdir. Güzellik,
büyük uyum ve ölçü kazanmadır. Ölçü, belki de doğada
esinini bulan her yaratılış dönemi ve yenilemedir. Ateş,
yenilenmenin başlangıcıdır.
'Başlangıçta ateş vardı. Bütün yaratıklar alev
içindeymiş gibi gözüküyordu. Kutsal haomayı içtik ve
dünyayı sunak taşı üzerinde parlayan ateş gibi tinsel ve
parlak göründü. Bir elimde törensel çubuk destesini
tutuyor ve onu seyrediyordum. O zamanlar kutsal ateşi
güneş olmayan bir yerde yakarlardı. Ateş yakıldığında ve
haoma içildiğinde İnsanlar ne vücutlarının içinde ne de
dışındaydılar.
Şehrin yukarısına karanlık bir ormanlık alandan geçerek
ulaşılır. Tam şehrin başka yerde olduğu yahut
kaybolduğunuz hissine kapılacakken her biri farklı
renkli eş merkezli yedi duvarla çevrili kale-şehir gibi
ortaya çıkıverir. Şehrin tam merkezinde sarayın
bulunduğu tepeyi altın bir duvar çevreler.
Media'nın (Mada: Ülke -Sümerce- Gökyüzü ve yeryüzü
ülkesi) tepeleri sık ormanlarla kaplı olduğundan saray
tamamıyla selvi ve sedir ağacından yapılmış. Bu nedenle
odalar ağır bir eski ağaç kokusuyla kaplı ve bu arada
sürekli çıkan yangınlardan bahsedilir. Öte yandan
sarayın ön yüzü zırh levhası gibi yeşil bakırla kaplı.
Kimileri bunun Medler tarafından sarayın düşmanlarca
yakılmasını önlemek için yapıldığını düşünüyor. Ben
bunun sadece süs için yapıldığından şüpheleniyorum.
Güneş soluk yeşil bakıra vurduğunda şehrin arkasındaki
dağları kaplayan koyu yeşil kozalaklı ağaçlara doğru
yaptığı parıltının olağanüstü harika olduğunu
söylemeliyim.' (Gore Vidal, Ben Cyrus)
Fethi SUVARİ
Günlük gazetesinden alıntı yapılmıştır |