TÜM ULUSLAR TARAFINDAN KOVULAN BARIŞIN YAKINMASI
DESİDERİUS ERASMUS


BARIŞ KÜLTÜRÜ MÜ? YOKSA BARIŞ İÇİN KÜLTÜR MÜ?
BOZKURT GÜVENÇ

GEÇEN YILIN SAVAŞLARI 17 SAVAŞ VE MİLYONLARCA ÖLÜ
EDİP EMİL ÖYMEN


BARIŞ ÜSTÜNE HAPİSHANE NOTLARI...
HALUK GERGER


BENLİKTA SAVAŞ VE BARIŞ
ORHAN BURSAL


VON CLAUSEWİTZ’İN BİLİMSEL SAVAŞI
 
MEHMET ALİ KILIÇBAY


GENEL BİLGİ

20.yy. Kürt Siyasal Yaşamına Nakşibendi Müdahalesi; KDP
Erdal ERGİN

İrlanda'da Savaş ve Barış


  F.W. De Klerk ve Güney Afrika’da Çözümün Yolu


Nepal'de Halk İktidara Yürüyor


SRİ LANKA’DA TAMİLLE BARIŞA GİDEN YOL


    ETA ve ATEŞKES


Özgür Aceh Hareketi silahsızlanıyor


  ZAPATİSTALAR

  BIYOLOJIK SILAHLAR

 BIRINCI DÜNYA SAVASI (1914-1918)

 HAYDUT DEVLETLER VE DOGUSU

  Insanlik Tarihinde Savas

  NEHIR YATAKLARININ DEGISTIRILMESI VE SU SAVASLARI

NÜKLEER SILAHLARIN ETKILERI
 

NÜKLEER, KIMYASAL, BIYOLOJIK SILAHLAR VE EKOLOJIYE ETKISI

Politikanin Bir Uzantisi Olarak Savas

 PTSD

PTSD’ nin Türk Tarafindaki Kurbanlari

SAVAŞ KARSITI HAREKETLER

SAVAŞ VE İNSAN

Savaşın ve İnsanlığın Doğası

Savaşın Dile Getirilemeyen Gerçeği

 

 

 

 


 

 

 

 
 
 
 


NİETZSCHE’DEN DÜŞÜNDÜREN SÖZLER

 
 

.

Dietzsche

*Kendinden hiç söz etmemek çok soylu bir ikiyüzlülüktür

*İnsanların tarih boyunca farkına vardıkları aşılmaz zorunluluk, bu zorunluluğun ne aşılmaz ne de zorunlu olduğudur

*İçine doldurulacak çok şey olduğu zaman, günün yüzlerce cebi vardır”.

*Bir düşmanla savaşarak yaşayan kişinin, düşmanını hayatta bırakmakta yararı vardır

*Eğer hep öğrenci olarak kalırsam öğretmenime borcumu kötü ödüyorum demektir


*Sevdiğiniz insanları düşünüyorsunuz, ama daha derine inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz, siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz..!

*Benim felsefe yöntemimi belirleyen temel özellik İNANMAMAKTIR..!

*Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir

*Ölüm güç bir şeydir. Ölümün son iyiliği, bir daha ölümün olmamasıdır..!

Kutsal olan gerçekler değil, kişinin kendi gerçeği için çıktığı arayıştır..!

*Kimin neyi bilmek istediğini kim belirleyebilir?

*Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız, önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?

*Gerçek seçim, yalnızca gerçeğin ışığı altında filizlenebilir

*Aşık seven kişi değildir, sevdiği kişinin mutlak sahibi olmaya çalışandır

*Cinsel arzu, aslında karşıdaki insanın zihni ve bedeni üzerinde mutlak hakimiyet kurmak için duyulan arzudan ibarettir..!

*Uçuruma Baktıkça Uçurumda Sana bakar.

*Hırsı yenmek için, daha büyük bir hırs gerekir. Pek çok kişi daha az hırsla dönen çarkın altında ezilip gitmiştir.

*Bütün soğuk canavarların en soğuğuna devlet denir. Soğuk soğuk yalan söyler o; ve ağzından şu yalan sürüne sürüne çıkar; “Ben devlet ulusum ben” Yalan! Yaratıcılardır ulusları yaratanlar.

*Devlet derim ona, herkesin ağı içtiği yere, iyilerin ve kötülerin; devlet, herkesin kendini yitirdiği yer.

*Derin olduğunu bilen kimse kolay anlaşılır olmaya çalışır, kalabalıkta derin görünmekten hoşlanan kimse ise anlaşılmaz olmaya çalışır. Kalabalık dibini göremediği her şeyi derin sanır çünkü.

*Çok düşünen ve uygulamalı düşünen, kendi maceralarını kolayca unutur, ama başından geçenlerin çağrıştırdığı düşünceleri hiç unutmaz.

*Biri kendi düşüncesine bağlı kalır; çünkü ona kendi kendine ulaşmış olduğunu sanır. Öteki ise, onu zahmetle öğrendiği ve onu anlamış olmakla övündüğü için bağlıdır düşüncesine. Sonuç olarak, her ikisi de kendini beğenmişlik.

*Hepimiz bir sürü parçadan oluşuruz ve bu parçalar kendilerini ifade etmek için çırpınır. Bizler yalnızca varılan son uzlaşmadan sorumlu tutulabiliriz, her parçanın sahip olduğu karmaşık dürtülerinden değil.

*Biriyle tam bir ilişki kurabilmen için önce kendinle ilişki kurabilmelisin.

*Kendi yalnızlığımızı kucaklayamazsak, inzivaya karşı kalkan olarak başka birini kullanırız. Yalnızca bir kartal gibi yaşayabilen insan-başka birine sevgisini verebilir; yalnızca o zaman o insan bir başkasının büyümesi ve gelişmesiyle ilgilenebilir.

*En çok çiğ damlası, en sessiz gecede düşer.

*Uygar, kibar ve görgülü bir adam vahşi tabiatını ıslah etmiş, içindeki kurdu kuzuya çevirmiş ve buna ılımlılık diyor. Bunun asıl adı, vasatlıktır.

*Bastırılmış hınç insanı hasta eder.

*Yaşadığımız şeyleri biz icat ederiz. dolayısıyla icat ettiğimiz şeyi de yok edebiliriz.

*Tanrının ölmüş olması demek, varolmanın amacı olmadığını göstermez.

*Ölümün geliyor olması, yaşamın değerli olmadığı anlamına gelmez.

*Yaşam planınız sizin elinizde değilse, varlığınızı rastlantıya bırakmışsınız demektir.

*İnsanların tarzları iki temel bölüme ayrılabilir: ruhunda sükunete kavuşmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmalı ve iman etmeli, ama hakikatin peşindeki insanlar iç huzurundan feragat edip yaşamlarını bu sorgulamaya adamak zorundadırlar.

*Başkalarının kurallarına uymak, insanın kendini yönetmesinden çok, hem de çok daha kolaydır.

*Size düşen ödev kendinizi kabullenmenizdir, benim sizi kabullenmemim yollarını aramak değil. (kendinden hoşlanmayan pek çok insan gördüm; bunlar önce başkalarını kendileri hakkında iyi düşünmelerini sağlarlar.bunu başarınca da bu sefer kendileri de kendileri hakkında iyi düşünmeye başlarlar. ama bu sahte bir çözümdür; bu başkalarının otoritesinin altına girmeyi kabullenmektir.)

*Bir dost dinleneceği bir yer aradığında ona verilecek en iyi yer sert bir yataktır.

*Aslında kimse kimseye yardım edemez; insan kendine yardım etme gücünü kendi içinde bulmalıdır.

*Kemikleri, eti, bağırsakları ve kan damarlarını kaplayan deri nasıl insan görünümünü katlanabilir hale getiriyorsa, ruhun ajitasyonu ve ihtirası da kibirle kapatılmıştır; ruhu kaplayan deridir.

*Sevgi yüzünden yapılan şey her zaman iyilikle kötülüğün ötesinde yapılır.

*İnsanoğlu hiçbir şey istememektense hiçliği istemeyi yeğler.

*Güzel, çirkini yendiği anda büyük üslup da doğar.

*Gizemsel izahlar derin sanılır; doğrusu şu ki, yüzeysel bile değildir onlar.

*Bulanık suda balık avlayanla derinliklerden feyiz alanları halk kolaylıkla bir tutar.

*Bir gün Şeytan şöyle dedi bana: Tanrının da cehennemi var: İnsanlara beslediği sevgidir bu.
*Geçende de söyle dediğini duydum onun: Tanrı öldü; insanlara olan merhametinden öldü Tanrı

*Doğrusu şu ki, insan kirli bir nehirdir. Kirli bir nehiri kirlenmeden içine alabilmek için bir deniz olmak gerek. Görüyorsunuz, insandan üstün olmayı öğretiyorum size: Üstün insan bu denizdir; sizin büyük aşağısamanız onda yok olabilir.

*Ne yazık, insanın artık dünyaya yıldız getiremeyeceği zamanlar yaklaştı. Ne yazık, insanların en aşağılığının, kendini aşağısamasını artık bilemeyenin görüleceği zamanlar yaklaştı.

*Ne mutlu uykusu olanlara, hemen uyuyacaklar çünkü.

*Canının istediği gibi seç deselerdi cennetin tam ortasında küçük bir yer seçerdim: Ama yer, kapısında olsaydı daha iyi olurdu.

*En insancıl davranış nedir?
Birisinin utanmasını önlemek…!

*İnsan gürültü yapmadan alkışlayamaz, hatta kendini bile.

*Kendi hakkımızda bildiklerimiz belleğimizin hatırda tuttukları, yaşantımızın mutluluğu için sanıldığından daha az kesindir. Bir gün gelir, bu yaşantıda başkalarının hakkımızda bildikleri ( ya da bildiklerini sandıkları) şeyler çıkıverir ortaya; o zaman onların fikirlerinin daha güçlü olduklarını fark ederiz, insan adının kötüye çıkmasından ise bildiklerinin yanlış çıkmasına daha kolay katlanır.

*Zerdüşt, sen doğru söylüyorsun! Yükseklere çıkmak istediğimden beri kendime güvenmiyorum. Artık kimse bana güvenmiyor. Bu nasıl oluyor? Ben hızla değişiyorum. Bu günüm dünüme zıt düşüyor. Merdivenleri çıkarken çok defa, bir iki basamak birden atlıyorum. Bunu hiçbir basamak bağışlamıyor. Yukarı çıkınca kendimi her zaman yalnız hissediyorum. Kimse benimle konuşmuyor. Yalnızlığın buzu beni titretiyor. Yükseklerde olmayı neden istiyorum? Benim küçümsemem ve özlemim beraber yürüyor. Yükseklere çıktığım oranda yükselenleri küçümsüyorum. Yüksekte olanların işi ne? Yükselmemden ve sendelememden ne kadar utanıyorum! Solumamla ne kadar alay ediyorum! Uçanlardan ne kadar nefret ediyorum! Yükseklerde ne kadar yorgunum.

Delikanlı burada sustu. Zerdüşt etrafındaki ağaca baktı ve şöyle dedi:

Ağaç, bu yüksek dağda yalnız duruyor. Boyu, insan ve hayvanı asmıştır. Eğer konuşmak isteseydi onu anlayacak kimse bulunmazdı o, o kadar boylanmıştır. – şimdi bekliyor ama- neyi bekliyor? O bulutlara yakın bulunuyor; galiba ilk yıldırımı bekliyor.”

*Ey kardeşim, yalnızlığa mı çekilmek istersin?  Kendi yolunu kendin mi aramak istersin?  Biraz dur ve dinle beni.
Kendine kötünü ya da iyini verebilir misin ve asabilir misin istemini basının üstüne bir yasa gibi?
Olabilir misin kendi kendinin yargıcı ve intikamcısı kendi yasanın?
Bugün bile birçok şeyde ıstırap çekiyorsun ey sen tek kişi: Bugün hala cesaretin ve umutların tam.
Fakat bir gün yoracak seni yalnızlık, bir gün bükülecek gururun ve yerinden oynayacak cesaretin. Haykıracaksın bir gün “ben yalnızım” diye.
Bir gün göremeyeceksin artık yükseldiğini ve çok yakınında olacaksın alçaldığının; Kendi yücen bile korkutacak seni bir hayalet gibi. Bağıracaksın bir gün “her şey yanlış!” diye. Duygular vardır yalnızları öldürmek isteyen; başaramazlarsa öldürmeyi, o zaman kendileri ölmek zorunda kalırlar. Fakat yeter mi gücün senin katil olmaya?
Koru kendini iyilerden ve adillerden! Onlar hoşlanırlar kendi erdemini yaratanları çarmıha germekten –nefret ederler yalnızlardan…
Koru kendini sevginin nöbetlerinden! Çok çabuk uzatır elini yalnız kişi, karşılaştığı her insana… Fakat karşılaşabileceğin en büyük düşman kendin olacaksın yalnızca; bizzat kendin bekleyeceksin mağaralarda ve ormanlarda pusuda.
Ey yalnız kişi! Kendine giden yolu yürürsün! Kendinden ve yedi şeytanın önünden geçer yolun!
Ey yalnız kişi, yaratıcının yolunda yürürsün: Bir tanrı yaratmak istersin kendine yedi şeytandan.
Ey yalnız kişi, sevenin yolunda yürürsün: Kendini seversin sen, bu nedenle küçümsersin kendini, sevenlerin küçümsediği gibi.
Yaratmak ister seven kişi, çünkü küçümser! Sevdiği şeyi küçümsemek zorunda kalmamış bir kişi, ne anlar ki sevgiden!
Sevginle gidersin yalnızlığına ve yaratmanla kardeşim; çok sonra topallar adalet, senin ardından.
Gözyaşlarınla gidersin yalnızlığına kardeşim. Ben kendisinden ötesini yaratmak isteyeni ve öyle yok olanı severim…

*Hoşlanmadığımız bir düşünceyi öne sürdüğü zaman bir düşünürü daha sert eleştiririz. Oysa bizi pohpohladığında onu daha sert eleştirmek uygun olacaktır.

*Sahip olunması zorunlu tek şey var: Ya yaradılıştan ince bir ruhtur bu, ya da bilim ve sanatlar tarafından inceltilmiş bir ruh...

*Acıların bölüşülmesi değil, sevinçlerin bölüşülmesidir dostluğu yaratan ...

*Doğa bize aldırmadığından, doğanın ortasında kendimizi öyle rahat hissederiz ki ...

*Yapacak çok şeyi olan insan inançlarını ve genel düşüncelerini hemen hemen hiç değiştirmeksizin korur. Aynı şekilde, bir ülkünün hizmetinde olan her insan ülkünün kendisine artık hiç kulak asmaz; onun buna zamanı yoktur. Demem şu ki, ülküsünün hala tartışılabilir olmasından yana olmak çıkarına aykırıdır.

*Bugün artık kimse ölümcül hakikatlerden ölmüyor; çok fazla panzehir var.

*Uygarlık tarafından yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir uygarlık çağını yaşıyoruz.

*Yeryüzü, dünyamız, zorunlu nedenlerden ötürü günün birinde yok olacaktır.

*Güneş sonsuza dek sıcaklık yayamaz. Başka güçleri kullanıp tüketmeden ısı üreten bir devinim düşünülemez. Güneşin ısısı hakkında istediğiniz hipotezi kurun, varılacak nokta ısı kaynağının sonlu olduğudur.

*Kanmışlıklar, doğruluğun yalanlardan daha tehlikeli düşmanlarıdır.

*Yılanın ilkin büyüyüp ejderha haline gelmesi gerekir ki birisi onunla kahraman olabilsin.

*Kötü işiten hep işittiğine bir şeyler ekler

*Yürekli insanları bir eylemde bulunmak için ikna etmek, o eylemi olduğundan daha tehlikeli göstermekten geçer.

*Hayalci, doğruyu kendine karşı yalanlar, yalancı ise başkalarına karşı.

*Kendini beğenmişlik en gururlu olduğunda, "nezaket" onun maskesidir.

*Şaka, bir duygunun ölümünün mezar yazıtıdır.

*İnsanlar ışığın çevresinde toplaşırlar, daha iyi görmek için değil, daha iyi parıldamak için.

*Kişi suçunu bir başkasına itiraf edince, unutur.

*Kendinden çok söz etmek, kendini gizlemenin de bir yoludur.

*Kim idealine ulaşmayı bilmiyorsa, ideali olmayan insandan daha kayıtsız daha pervasız yaşar.

*İnsan en çok erdemleri yüzünden cezalandırılır

*Birçok tavus kuşu kuyruğunu herkesten saklar, buna da gururum der.

*Duygusallık sık sık aşkın büyümesini çabuklaştırır, böylece kök zayıf kalır ve kolayca sökülüp çıkarılır.

*Öğretmeyi istediğiniz hakikat ne denli soyutsa, o denli saptırırsınız duyuları.

*Ahlaksal olay yoktur, yalnızca olayların ahlaksal yorumu vardır...

*Tanrı öldü ve insan özgür.

*Eğer bir Tanrı varsa insan asla özgür olamaz; bu olasılık dışıdır. Tanrı ve insanın özgürlüğü birlikte var olamaz çünkü Tanrı’nın anlamı, onun yaratıcı olması demektir; o zaman bizler kuklalara indirgeniriz. Ve şayet o bizi yarattıysa, istediği an bizi yok edebilir. O bizi yarattığında bize hiçbir şey sormadı; bizi yok etmek istediğinde de bize sormak zorunda değil. Yaratmak ya da yok etmek tamamen onun arzusuna kalmıştır. Nasıl özgür olabilirsin? Olmak için dahi özgür değilsin. Ne doğumun senin özgürlüğündür, ne de ölümün senin özgürlüğündür ve bu iki köleliğin arasında hayatının bir özgürlük olabileceğini mi düşünüyorsun?
İnsanın özgürlüğü kurtarılacaksa Tanrı ölmek zorundadır.
Seçenek açıktır; boyun eğmek söz konusu değildir. Tanrı ile birlikte insan bir köle olarak kalacaktır ve özgürlük sadece boş bir sözcük olarak kalacaktır. Sadece Tanrı’nın olmadığı özgürlük anlam kazanmaya başlar.

 

 

    Derleyen: Zerdeşt Batman


 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com