TÜM ULUSLAR TARAFINDAN KOVULAN BARIŞIN YAKINMASI
DESİDERİUS ERASMUS


BARIŞ KÜLTÜRÜ MÜ? YOKSA BARIŞ İÇİN KÜLTÜR MÜ?
BOZKURT GÜVENÇ

GEÇEN YILIN SAVAŞLARI 17 SAVAŞ VE MİLYONLARCA ÖLÜ
EDİP EMİL ÖYMEN


BARIŞ ÜSTÜNE HAPİSHANE NOTLARI...
HALUK GERGER


BENLİKTA SAVAŞ VE BARIŞ
ORHAN BURSAL


VON CLAUSEWİTZ’İN BİLİMSEL SAVAŞI
 
MEHMET ALİ KILIÇBAY


GENEL BİLGİ

20.yy. Kürt Siyasal Yaşamına Nakşibendi Müdahalesi; KDP
Erdal ERGİN

İrlanda'da Savaş ve Barış


  F.W. De Klerk ve Güney Afrika’da Çözümün Yolu


Nepal'de Halk İktidara Yürüyor


SRİ LANKA’DA TAMİLLE BARIŞA GİDEN YOL


    ETA ve ATEŞKES


Özgür Aceh Hareketi silahsızlanıyor


  ZAPATİSTALAR

  BIYOLOJIK SILAHLAR

 BIRINCI DÜNYA SAVASI (1914-1918)

 HAYDUT DEVLETLER VE DOGUSU

  Insanlik Tarihinde Savas

  NEHIR YATAKLARININ DEGISTIRILMESI VE SU SAVASLARI

NÜKLEER SILAHLARIN ETKILERI
 

NÜKLEER, KIMYASAL, BIYOLOJIK SILAHLAR VE EKOLOJIYE ETKISI

Politikanin Bir Uzantisi Olarak Savas

 PTSD

PTSD’ nin Türk Tarafindaki Kurbanlari

SAVAŞ KARSITI HAREKETLER

SAVAŞ VE İNSAN

Savaşın ve İnsanlığın Doğası

Savaşın Dile Getirilemeyen Gerçeği

 

 

 

 


 

 

 

 
 
 
 


Nepal'de Halk İktidara Yürüyor

 
 

.

Himalayalar'da 10 yıldır süren iç savaş halkın iktidarıyla sonuçlanmak üzere. 6 Nisan'dan beri ülkede süren büyük protesto dalgası sonucunda Kral parlamentoyu açmak zorunda kaldı. Maocu gerillalar da üç ay ateş kes ilan etti.
  
           BİA (Katmandu) - Kral Gyanendra'nın halkın isyanı karşısında parlamentoyu yeniden açmak zorunda kaldığını açıklamasının ardından Maocu gerillalar "toplumun barışçı dönüşümüne fırsat vermek" amacıyla üç ay ateş kes ilan etti.
             Kral Şubat 2005'te hükümeti Maocu gerillalarla başa çıkamadığı gerekçesiyle görevden almış ve parlamentoyu lağvetmişti. 10 yıldır süre giden ayaklanma ve hükümetin bastırma çabaları Himalayalar'ın tepesindeki Nepal'de 13 bin kişinin hayatına mal oldu.
             Maocu gerillalar üç hafta süren protestolara destek vermiş ve sokağa çıkma yasağına karşın yüz binlerce kişinin katıldığı gösteriler sırasında polis ve askerin açtığı ateşle 15 kişi öldürülmüştü.
             Kral Gyanendra'nın 21 Nisan'da muhalefeti hükümeti devralmaya çağırması da ülkeyi saran protesto dalgasını yatıştırmayı başaramamıştı.
            Nepal'de Nisan başından beri giderek yükselen toplumsal isyan Kralın boyun eğmesinin ardından şenliklere dönüştü.
           6 Nisan'dan bu yana süregiden genel greve ve sokak gösterilerine karşı başkent Katmandu ve öteki kentlerde ilan edilen sokağa çıkma yasağını tanımayan yüzbinlerce insanın haykırdıkları giderek radikalleşen talepler politik bir programa dönüşüyor.
            Demokrasinin ihya edilmesi hedefiyle başlayan toplumsal hareket her geçen gün krallığın yıkılması ve Kurucu Meclis ilanı hedefine doğru daha çok odaklanıyor. Polis ve asker barikatlarına "kardeşiz, silahlarınızı Gyanendra'ya çevirin" çağrıları yapılıyor. "Sarayı ateşe vereceğiz, ülkeyi biz yöneteceğiz", "Hırsız Gyanendra defol" sloganları giderek daha yüksek sesle haykırılıyor.
               21 Nisan gösterileri
           Şubat'ta muhalefetin yerel seçimleri boykotuyla yükselmeye başlayan toplumsal direniş 21 Nisan'da bugüne kadarki en yüksek düzeye çıktı. Başkent Katmandu'da en muhafazakar tahminlere göre 300 bin, muhalefet kaynaklarına göre 500 bin insan sokağa çıkma yasağına meydan okuyarak gösterilere katıldı.
           Katmandu dışında da kadınlı erkekli muazzam kalabalıklar sokaklara döküldü. Batı'da Dang kentinde 200 bin, güneyde Narayanghat'da onbinlerce insanın 21 Nisan'daki gösterilere katıldığı bildiriliyor. Önümüzdeki günlerde parti liderlerinin de Katmandau'da yapılması planlanan büyük gösteriye bizzat katılacakları söyleniyor.
          Polis ve askerin göstericilere uyguladığı şiddet de Nisan başından bu yana en az 12 kişinin ölümüne ve binlercesinin yaralanmasına yol açtı.
                 Uzlaşmaya hayır!
          21 Nisan akşamı devlet televizyonundan muhalefete çağrıda bulunan Kral Gyanendra, iktidarı halka devredeceğini ve bir an önce seçimlere gidilmesini istediğini açıkladı. Ancak muhalefet aynı gün yaptığı toplantıdan sonra Kral'ın çağrısını geri çevirdi ve üç talep ilan etti:
1-Parlamentonun yeniden toplanması
2-Bir ulusal hükümet kurulması
 3- Yeni Anayasayı kaleme alacak bir Kurucu Meclis için seçimlere gidilmesi.
                   Yedi Parti İttifakı
              2002'den bu yana Gyanendra'nın atadığı hükümetlerce yönetilen Nepal'de 1 Şubat 2005'te Kral kendisinin başkanı olduğu yeni bir hükümet atamış ve sivil politikacıların Maocu ayaklanmayla başa çıkamamalarını gerekçe göstererek sıkıyönetim ilan etmişti. Telefon hatları görüşmeye kapatılmış, önde gelen birçok politikacı hapse atılmıştı.
              Feshedilen parlamentodaki sandalyelerin yüzde 90'ını temsil eden muhalefet partilerinin Hindistan'a kaçabilen önderlerinin oluşturduğu Yedi Parti İttifakı (YPİ) Silahlı mücadele yürüten ve Nepal'in kırlık bölgelerinde yaygın bir etkiye sahip Maocu partiyle Aralık 2005'te 12 maddelik bir mutabakat imzaladı.
              Maocular çok partili demokrasi ve ifade özgürlüğüne bağlılıklarını taahhüt ederken, YPİ de Kurucu Meclis seçimleri talebiyle hareket etmeyi taahhüt etti.
              YPİ ve Maocular 8 Şubat'taki belediye seçimlerini boykot etti. Bunu muhalefet liderlerine yönelen yeni bir tutuklama dalgası izledi. Muhalefet 6 Nisan'da genel grev çağrısıyla karşılık verdi. YPİ 9 Nisan'da süresiz protesto kararını açıkladı ve vergi boykotu ilan etti. Maocuların protestolara sızdığı gerekçesiyle Kral'ın sokağa çıkma yasağı koyması üzerine Nepal Komünist Partisi (Maoist) lideri Praçanda , "bu artık muhalefet partilerinin protestosu değil ...halk hareketidir" dedi ve başkentteki ayaklanmanın başına geçeceği uyarısını yaptı.
                 Nepal iç savaşı
             Nepal hükümeti ile Nepal Komünist Partisi (Maoist) arasındaki iç savaş 13 Şubat 1996'da başladı. "Nepal Halk Savaşı"nı "Nepal Halk Cumhuriyeti" hedefiyle sürdüren Maocular önderliğindeki silahlı güçler oldukça geniş kırsal bölgeleri kontrol ediyor.
             Kralın 2001'den bu yana giderek sertleştirdiği askeri "ayaklanma bastırma" harekatı boyunca 11 bin 500 kadar insan hayatını kaybetti. 100-150 bin kişinin de evlerini terk etmek zorunda kaldığı tahmin ediliyor.
                  Nepal Solu
           Nepal'de 15 komünist partisi var. Nepal Komünist Partisi (Birleşik Marksist-Leninist) ya da CPN(UML) Nepal'in en büyük komünist partisi. 6 Ocak 1991'de Nepal Komünist Partisi (Marksist) ile Nepal Komünist Partisi (Marksist-Leninist)'in birleşmesiyle kuruldu. Parti Aralık 1994'te 9 ay süren bir azınlık hükümetiyle ülkeyi yönetti. 1997'de hükümette başbakan yardımcılığını yürüttü. En son 1999 genel seçimlerinde yüzde 31.61 oy aldı.
            "Halk savaşı" sürdüren Nepal Komünist Partisi (Maoist) ise Nepal Komünist Partisi (Birlik Merkezi)'ndeki bir bölünmeden doğdu ve 1995'e değin bu adla anıldı. 13 Şubat 1996'dan bu yana silahlı mücadele sürdürüyor ve Nepal kırsalının geniş bölümünü kontrol altında tutuyor. (EK)
                Nepal’de Halk Krallığı Salladı
          
Nepal’de krallığa karşı yürütülen çeşitli mücadeleler, Nisan ayında yapılan genel grev ve çatışmalarla doruk noktasına ulaştı. Köşeye sıkışan kral, Nepal halkının kararlı mücadelesinin sonucu olarak şu açıklamayı yaptı: “Çok partili demokrasiye ve anayasal monarşiye bağlıyız. Halkın egemenliğini halka devrediyoruz. Çok partili demokrasiyi koruyarak yeniden barış ve düzeni tesis edebileceğimizi umuyoruz.”
            Çin ile Hindistan arasında sıkışmış 25 milyon nüfuslu bu ülkede 1990 yılında anayasa yeniden düzenlenmiş, monarşi yasal hale getirilmiş ve çok partili sisteme geçilmişti. Ne var ki, düzenin bu geçiştirici adımları, halkın yaşantısında bir değişikliğe yol açmadı. Özgürlükler tanınmadı, haklar verilmedi. Krallığın despotizmine karşı demokrasi isteyen Nepalli işçi ve emekçiler, askerin ve polisin ağır saldırılarına uğradılar, sokaklarda insanlar tarandı, evleri basıldı ve 10 yılda tam 13 bin insan katledildi. Bu baskıcı ortam, muhalif partilerin, özellikle de Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in yürüttüğü gerilla savaşının Nepal halkı arasında yankı bulmasına yol açtı.
            Gerilla hareketinin güç kazanması sonucunda, Kral Gyanendra, gerillalara karşı yeterince mücadele etmediği gerekçesiyle 15 ay önce hükümeti feshetti ve tüm yetkileri kendi elinde topladı. Nepal halkına karşı saldırılar tırmandırıldı. Ama halk kralın bu hamlesine grevlerle, çatışmalarla meydan okuyarak cevap verdi. Gerillalar hükümetin görevden alınması ile daha önce tek taraflı ilan ettikleri ateşkesi kaldırdılar ve silahlı eylemlerine yeniden başladılar. Karakolları, meclis binalarını bombalayıp, hapishanedeki 100’den fazla mahkûmu serbest bıraktılar.
            Kasım 2005’te muhalif partilerin NKP(M) ile iletişime geçerek, ateşkes ilan etmesini ve bu süreçte demokratik sürecin tesis edilmesini talep etmelerinin ardından, NKP(M) tek taraflı ve başkent Katmandu ile sınırlı bir ateşkes ilan etmişti. Fakat kral bununla yetinmeyerek ateşkesin tüm ülkeyi kapsamasında ısrarcı olmuştu. Muhalif partilerin burjuva demokrasisini barışçıl yollarla tesis etme düşleri, ordunun baskısının daha da artmasıyla sonuçlanmıştı. Egemenlerin tahammülsüz yüzü Ocak ayında bir kez daha ortaya çıktı ve demokrasi talebiyle yapılan eylemlere acımasızca saldırılıp kitle üzerine ateş açıldı. Bu olaya yönelik tepkilerin geniş yığınlara yayılmasını engellemek ve dış dünyaya haber akışını durdurmak için tüm telefon ve internet hatları kesildi. Bu azgın saldırılar sonucunda gerillalar ateşkesi kaldırdılar ve Mart ayından itibaren çatışmalar şiddetlendi.
           Nepal’de bu çatışmaların yanı sıra, 6 Nisan tarihinde demokrasi talebiyle başlayan grev önemli bir adım oluşturuyordu. Muhalefet partilerinin ve NKP(M)’nin çağrısıyla başlayan genel greve binlerce kişi katıldı. Greve öğrenciler, avukatlar, öğretim elemanları da destek verdi. Yapılan gösterilerde 100’e yakın öğretim görevlisi gözaltına alındı, avukatların üzerine ateş açıldı. Grevin ikinci gününde polis yine saldırdı, yüzlerce kişi gözaltına alındı ve tutuklandı. Nepal’de tutukluluk halinde insanlar 90 gün hiçbir hukuki işlem yapılmadan bekletilebiliyor, yani 90 gün boyunca rahat rahat işkenceden geçirilebiliyorlar.
            Krallığın bu fütursuz baskıcı tutumu halkı yıldırmamış ve sokağa çıkma yasağına ve çıkıldığı takdirde vurulacakları uyarısına rağmen Nepalli işçi ve emekçiler mücadeleyi yükseltmekte tereddüt etmemişlerdir. 11 Nisandan itibaren, gösterilerde doğrudan krallık hedef alınmaya başlandı ve kral alaşağı edilinceye kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğiz diyerek kararlılıklarını gösteren Nepalliler sonunda krala geri adım attırmayı başardılar.
            Kral, Nepallilerin bu militan mücadelesi sonucunda, “halkın egemenliğini halka veriyoruz ve barışı tesis edeceğiz” açıklamasını yapmak zorunda kaldı. Tüm bu manevralar elbette Nepal halkının mücadelesini sönümlendirmek ve tahtı korumak amaçlıydı. Egemen sınıf, işçi ve emekçilerin yükselen hareketini ezmek için her zaman başvurulan yollara başvurdu: zor yoluyla elde edemediğini, geçici tavizler verip kitlenin ateşini soğutarak elde etmeye çalıştı. Önce azgın bir saldırıyla hareket ezilmeye çalışıldı, ardından işin iyice rayından çıktığı görüldüğünde, kral kardeşlikten dem vurarak, halkı yatıştırmaya ve böylelikle tahtını kaybetmemeye çalıştı.
             Krallığın, eylemlerin yapılacağı gün sokağa çıkma yasağı ilan etmesi, yasağa rağmen sokağa çıkanların vurulacağını açıklaması ve insanların buna rağmen sokaklara daha kalabalık kitleler halinde akın etmesi, işçi ve emekçilerin inandıkları takdirde neler yapabileceğini ve neleri göze alabileceklerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Ne var ki, Marksist bir önderlikten ve doğru bir mücadele hattından yoksun olan her kitle hareketi gibi, bu militan hareket de egemen sınıfın ayak oyunlarına ve muhalefet örgütlerinin uzlaşmacı politikalarına kurban gitmiştir. Kuşkusuz önemli bir mücadele deneyimine dönüşerek ve kitlelerin hafızasında derin bir iz bırakarak!
                İktidar halka mı geçti?
            Bütün bu mücadelenin sonucunda, Nepal kralı, seçimlerin yapılacağını, muhalif olan yedi partinin hükümeti kuracağını, bu partilerden başkanlarını belirlemelerini istediğini, ancak hükümet kuruluncaya kadar yetkilerin kendisinde olacağını açıklamak zorunda kaldı. Muhalefet partilerinin liderleri ilk etapta kralın yaptığı açıklamaları tatminkâr bulmadıklarını belirtmelerine rağmen, daha sonra hükümet kurma çalışmalarına başladılar ve ilk beyanatları gerillalarla uzlaşacakları oldu. Gerillalar ise 3 aylık ateşkes ilan ettiklerini açıkladılar.
            Sonuçta, kralın halk ayaklanmasıyla devrilmesine ramak kala, tüm düzen partilerinin büyük çabaları sonucunda Nepal’de krallık olduğu yerde kalabilmiş, kitleler yine büyük bir ihanete uğramışlardır. Bütün bunlara rağmen, bazı gazeteler “Nepal’de halkın iktidar olduğu” şeklinde manşetler atabiliyorlar. Oysa yaşananları doğru tahlil etmek ve olanların adını doğru koymak zorunludur. Nepal’de yıllardır monarşiye karşı yedi muhalif yasal parti ve NKP(M) öncülüğünde mücadele yürütülmektedir. Bunların tümünün talebi, krallığın yerine bir parlamenter cumhuriyetin kurulması, anayasanın bu temelde yeniden düzenlenmesidir. Verilen mücadelenin sınırları tümüyle bu talepler ışığında ve kapitalizm çerçevesini aşmayacak şekilde çizilmiştir. Hal böyleyken, yani önderlik edenlerin politik hedefleri kapitalizmin ötesine taşmazken, yaşanan halk ayaklanması gerçekliğine bakarak, gerek harekete gerekse önderliğe olduğundan daha ileri misyonlar biçmek doğru değildir. Nepal’de düzenin temellerine dokunulmamış, yalnızca biçimsel bir değişiklik söz konusu olmuştur. Üstelik bu, 15 ay öncesine geri dönüşün bir adım ötesine geçmeyen bir değişikliktir.    


 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com