|
Resul arkadaş,
Önderliği görme özlemiyle savaşan, Önderliği yürekten
yaşayan bir komutandı. Tasfiyeciliğin çirkin
saldırılarına karşı keskin bir tavır almış, yoldaşlarına
bağlılığın gereklerini hiçbir engel tanımadan yerine
getirmeyi emir bilmiş bir militandı. 1 Haziran hamlesine
güçlü bir duruş ve askeri yoğunlaşmayla katılmıştır. 9
Eylülde Herekolde çıkan bir çatışmada oldukça başarılı
olmuş, bir BKC kaldırmış, çatışma sonrası yapılan havan
atışlarında şehit düşmüştür.

DOKUNUR GİBİ YILDIZLARA
9 Eylül 2004 tarihinde
Herekolde şehit düşen Resul Sefin arkadaşın anısına
bir kez daha
gecenin ağır örtüsü kalkıp
bir gün doğsa
uzanıp yıldızlara
dokunur gibi dokunsam sana
bir yangını
ateşleyip
özlemlerin
buzdağını eritsem
bir tutam rüzgar
bıraksam avuçlarına
o müjdeli ezgiyi
mırıldansam
bir kez daha vursa
aynı esinti yüzümüze
bir kez daha
sen vardın bir adım
ötemde
gecede
bir tek sen ve
ateşböcekleri
-yoksa nasıl
bulurduk yolumuzu karanlıklarda-
seninle olmak
farkına varmak
gibiydi narçiçeğinin
hayatın ardına
düşmüş bir kelebeğin
ardına düşmek
gibiydi
gülünce ağaçlar
gülerdi
çiçekler
göğün yüzü gülerdi
gülünce
gözbebeklerine
kuruluvermiş iki yıldız
ışırdı gün aydınlık
ve dudaklarında yayılan
bilirdim ki
ikiye bölünmüş bir
gülüş
ikiye bölünmüş bir
sevda
ikiye bölünmüş bir
ezgi
ikiye bölünmüş bir
yaşam tutamacıydı
-nasıl bilebilirdik
ki
yarımlıklarımızın
diğer yarısı
serüvencilerin
tutulmamış günlüklerindeymiş-
sen vardın bir adım
ötemde
güneşin
şahitliğinde
bir tek sen ve
hayatın yorulmazları
bir bahar soluğuna
koşuşun
alında parıldayan
ter dökmelerin
göklere dayalı
merdivende tırmanışın
-yoksa her bahar
nasıl çiçeklenirdik yeniden
yenilmeden-
uçmak gibi bir
şeydi seninle zaman
yürüsen bir
özgürlük çırpınışı yükselirdi Herekolden
rüzgarı bitmez
zirvenin havasına
bir iki kanat
çırpınışına bırakırdın kendini
sonra yine düşerdin
ardına hayatın
soluk soluğaydın
hep
hep bir adım
ötendeki
özgürlük soluğunu
yakalamak üzereydin
alel-aceleydi
kelimelerin dahi
tekrarlardın hep
ya da yutardın bazı
harflerini
-kim bilebilirdi ki
ele avuca sığmaz
bir alevdi yanan
kalbinin
ortasında illegal-
sen vardın bir adım
ötemde
zamanda
bir tek sen
ve hayatı
müsveddesiz yaşayanlar
yüreğini
kirletmemiş olanlar
çocuklar ve
Apocular
-yoksa nasıl
sığdırırdık soluk soluğa bir ömre
tüketilmiş
ömürleri-
seninle olmak
farkına varmak
gibiydi anın
korkuyu da tanırdın
sevgi kadar
ama korkmazdın
ölümden
yaşamdan
korkmadığın gibi
yüreğin avuçlarında
yürüdün
savaşa da sevgiye
de
nice deldin cellat
pusularını
kaç namlu geçti
göğsünün üzerinden
ölüm de geldi
kapına
eğilmedin
koştun veda ederken
ve attın yüreğini
ateşe
diyordun ki
görmesem de ruhum
onunla
yürekevimde
yaşıyorum
Apoyla huzurluca
dediler ki
Herekolden
bir özgürlük kuşu
kanatlandı
kanatlarının
esintisiymiş
Herekol rüzgarına
karışan
dedim ki
Herekol
rüzgarına sığındım
verme yaralı
yüreklerimize
o mermer soğuğu
acıları
savur yüreğimden
bir parça
yiğitler kapısından
geriye kalanlara
rüzgarına
sığındım
meğer Resulun
esintisiymiş
Herekol zirvesinde
gerillanın alnına değen
onun özlemiymiş
üşüten meğer
meğer Resulları
yüreğe basa basa
çıkılırmış Yiğitler
Kapısından
bir yıldızın
elinden tutup yükselir gibi
sen varsın bir adım
ötemde
her şeyde
bir gece yarısı
nöbetimde çıkagelirsin bazen
bazen bir
narçiçeğinde
güneş renginde
gülümsersin
kiminde esmer bir
çocuğun
gülüşüne yerleşmiş
bulurum seni
ülkesi gibidir
gülüşü
asırlık ömürleri
anlatır
asırları
bir halk
kahramanının öyküsündesin kiminde
ya da
bir gerilla
anasının bakışlarında
çıkıp gelirsin
yanıbaşıma
kiminde günışığıyla
kiminde göz yaşıyla
yıkarız yüzümüzü
sen
her ikisindesin
günlük hayatın
patikalarını karıştırır gibi olsak
girer uykularımıza
yol gösterirsin
ağustos sıcağında
bir buzdağıdır özlemin
kalbimin ortasında
illegal
bir kez daha
gecenin ağır örtüsü
kalkıp
bir gün doğsa
uzanıp yıldızlara
dokunur gibi dokunsa sana
bir yangını
ateşleyip
özlemlerin
buzdağını eritsem
bir tutam rüzgar
bıraksam avuçlarına
o müjdeli ezgiyi
mırıldansam
bir kez daha vursa
aynı esinti yüzümüze
bir kez daha
Dilzar Dîlok
|