| |
İçinde bulunduğumuz bu günler
mücadelemiz ve halkımız için çok önemli günlerdir.
Dönemin görevlerini doğru bir şekilde yerine getirmek
için yönetimimiz ve hareketimiz çabalarını daha da
güçlendirmiştir. Geçtiğimiz dönem içerisinde 3 toplantı
üst üste yapıldı. Kongra-Gel 4. dönem ara toplantısı,
PKK meclisi toplantısı ve KCK yürütme konsey toplantısı
yapıldı. Şimdi gazilerimizin toplantısı yapılıyor. Böyle
ardı, ardı ardına toplantılar yapıldı. Tabi biz genel
olarak dönemin görevlerinde kendimizi netleştirmek
istiyoruz. En iyi perspektifle döneme giriş yapmak
istiyoruz. Genel çerçeveyi Önder APO netleştirmiştir.
Pratik politika ve planlamada dönemin taktiği için bir
ortaklaşmanın olması ve netleşmenin sağlanması açısından
bu toplantıların önemi büyüktür. Önemli kararlar da
alındı. Kongra-Gel 4. dönem ara toplantısında Demokratik
Özerklik kararlılığıyla Kürdistan Özgürlük Mücadelesinde
yeni bir sayfa açmıştır. Dönem önemli dönemdir, sizin
toplantınız da bu dönemde gerçekleşti. Dönemin
görevlerini netleştiren toplantılardır. İnanıyorum ki
gaziler kurumunun çalışmalarında özellikle de dönem
görevlerinin netleşmesinde toplantının bir rolü
olacaktır. Belli bir düzey yakalamıştır.
Özellikle de bugünün 12 Eylülün
bir anlamı vardır. Türkiye tarihinde 12 Eylül karanlık
bir gündür. Yine özgürlük mücadelesi tarihimizde de 12
Eylül bir dönemdir. Bundan 30 yıl önce faşist askeri
cunta iktidara el koydu. Amaçları Türkiye devrimciliğini
hedef almak ve Kürdistan Özgürlük Hareketini tasfiye
etmekti. Bu amaçlarla 12 Eylül cuntası iktidara el
koydu. Orada yaşanan vahşete hiç kimse sahip çıkamıyor,
çünkü herkese acılar yaşattı. 12 Eylülün yaptıkları
insanlık dışıdır bu yüzden de darbeyi yapanlar da şimdi
sahip çıkmıyorlar. 12 Eylül günü en fazla alkış edenler
şimdi en fazla karşı çıkanlardır. Tayip Erdoğan buna
örnektir. Kendisi darbe zamanı insanlar işkencelerle
şehit edilirken Milli Selamet Partisinin gençlik
sorumlusuydu. 12 Eylülün ne acılar yaşattığını
herkesten fazla biz biliyoruz, Kürt halkı biliyor. Türk
solu açısından tasfiyenin bir başlangıcı oldu, sağcı
militanların üzerine de gidildi tabi. Kürdistanda
sadece Amed zindanında yapılmadı, Kürdistan zindana
çevrildi. Kürdistanda köy ortasında insanlara onur
kırıcı işkenceler yapıldı. İnsanın tüm kerametleriyle
oynadılar. Kürt insanının onur ve iradesinin kırılması,
köleleşmesi ve o korkuyla Kürtlükten bir an önce
vazgeçmesi için ne gerekiyorsa yapıldı. 12 Eylülün
acılarını kimse bizim kadar bilemez, çünkü kimse bizim
kadar o acıları yaşamadı. Hem hareket hem de halk olarak
o zulümle kimse yüz yüze kalmamıştır. Yine 12 Eylül
karşısında direnen, kabul etmeyen, cesaretle karşısında
duran, kendisini feda eden de PKK hareketimizdi. Bu
zulüm karşısında Mazlum Doğan öncülüğünde Amed
zindanında Ferhat Kurtaylar, Kemal Pirler, Hayri
Durmuşlar canları pahasına direniş gerçekleştirdiler. O
vahşetler kabul edilmediler. Önder APO öncülüğünde 12
Eylül zulmü karşısında hareketin yürütülmesi için, halk
direnişi gelişmesi için büyük çabalar gösterdi. 81 ve
82de hem Türkiye hem de Kürdistanda 12 Eylül sistemi
karşısında halk ve insanlık direnişinin gelişebilmesi
için büyük çabalar gösterildi. Görüşme ve tartışmalar
sonucunda faşizme karşı birleşik direniş cephesi
kuruldu. Ve 12 Eylül karşısında büyük bir çıkış
yaşanması için çabalar vardı. Fakat iş pratiğe geldiği
zaman gördük ki herkes kendisini geri çekmeye başladı.
83e gelindiğinde 12 Eylüle karşı mücadele geliştirecek
ve savaşacak kimse kalmadı. 12 Eylülün yarattığı korku
karşısında bırakın ülkede ülke dışında da bir sessizlik
vardı ve herkes titriyordu. Fakat Önderliğin çok anlamlı
çabaları ve Egit yoldaşın öncülüğünde bilindiği üzere 15
Ağustos atılımı gerçekleşti. 12 Eylül karşısında
mücadele etme ve savaşma cesareti yaratıldı. Çünkü 12
Eylül bir vahşetti. Bazıları da 12 Eylül kendisini
sivilleştiriyor diyorlardı. Hayır, çok yanlıştır.
Bugünkü tartışılan Anayasa 82de referanduma sunuldu.
%92 evet dedi. Yani %8 hayır dedi. Hem Anayasaya evet
hem de Kenan Evrenin Cumhurbaşkanlığına evet
Referandum seçimiyle sivil süsü verilerek, 12 Eylül
sistemi yerli yerine oturtuldu. 12 Eylülün
sistemleşmesi ve uzun süre devam etmesi için çaba
harcadılar. 15 Ağustos ve halk direnişi olmasaydı bugün
12 Eylül anayasası tartışmaya girmezdi. 15 Ağustos
atılımı 12 Eylül sistemini dünya çapında gündeme koydu.
12 Eylülün sözde sivil maskesini indirip, faşist yüzünü
herkese gösterdi. O zamana kadar hala idam devam
ediyordu, idam durdu. 15 Ağustos atılımından sonra
Türkiyede idam durduruldu. 15 Ağustos atılımından sonra
cezaevlerinde koşullar düzeltildi. 15 Ağustos
atılımından sonra 86, 87 yıllarında sendika, dernek ve
insan haklarında düzeltmelere gitmek mecburiyetinde
kaldılar. 15 Ağustosun yarattığı direniş Demokrasi
direnişine dönüştü. Kürdistanda halkı ölümden
kurtarmak, demokrasiyi dalga, dalga yaymak için PKK
hareketi zindanlardaki irade kırma savaşına karşı
direniş göstermiştir. Zindanlarda gelişen direniş Eruh
ve Şemdinlide serhildan ateşine dönüştü. Diriliş
devriminin ateşine dönüştü. Kürdistan Özgürlük
Gerillalarının direnişiyle 90 yıllara kadar Kürdistanda
diriliş devrimi gerçekleştirildi. Halkımız 12 Eylül
sistemine karşı göğsünü açtı. Cizre, Nusaybin ve Licede
insanlar panzerlere karşı göğsünü gere, gere direndi.
Cizrede ilk serhildanda 90 yılında Newroz günü Şehit
Bêrîvanın mezarına gitme istemine karşı düşman
silahlarla tarıyor, şehit veriliyor. Aynı yerde halk
yine gitmek istiyor, yine taranıyor, şehit veriliyor. 3
günde 21 şehit veriliyor, ama halk mezarın başına
gidiyor. İşte ilk serhildan böyle gerçekleşmiştir. Bu 12
Eylül sistemine karşı sadece gerillanın değil halkın da
bir toplumsal ayaklanmasına dönüştü. Bu Türkiye üzerine
de büyük tesir yarattı. Şimdi hakikatlerin üstü
örtülmeye çalışılıyor. 12 Eylül sistemine karşı bugünkü
tartışma zeminini yaratan Kürdistan gerillasıdır. Diğer
taraftan da Türkiyede demokratikleşme koşullarını
yarattı. Türkiyede uydu bir toplum yaratılmıştı. Adeta
toplum askerleştirilmişti. Bunların hepsini kim kırdı?
Bunların muhakeme edilmesinin önünü kim açtı? Kürt
halkının direnişi, Kürt gerillasının direnişi ve zindan
direnişleri (Mamak ve Metriste de direniş var elbette,
Türk solunun da burada direnişi var, fakat onlar devam
edemedi, yinede direnen emekçi, devrimci kişilikler de
vardı) 12 Eylülün etkilerini kırdı. Bugün ise bazıları
bunun üzerinden siyaset yapmak istiyorlar. Bu
direnişleri hem görmezden geliyorlar, hem siyasetlerinin
zemini yapmak istiyorlar, hem de devam eden bu direnişi
tasfiye etmek istiyorlar. Şimdi de aftan falan
bahsediyorlar. Bu kadar zulüm karşısında kim kimi
affedecek?
Bu
vahşetleri yapanların bazıları hala yaşıyorlar, halkımız
onları affetmiş değil. 12 Eylüle bir yama vurup, bazı
maddelerini değiştirip milletin anayasası diye sunup
halkı kandırmak istiyorlar. Bugün bile 12 Eylülün
izinde Kürdistanda katliam yapıyorlar. Kendileri bizden
istemde bulundular, gidip bu noktada Önderlikle görüşme
yaptılar, fakat ardından da Hakkâride 9 yoldaşımızı
şehit düşürdüler. Kürt çocukları sokaklarda copların
altındadır. Yani 12 Eylül çizgisi bugün de devam ediyor.
12 Eylülün esas maddeleri hala korunuyor. Bu
referandumun sonucu ne olursa olsun bizim için hiç
önemli değildir. Yani biz bu işte yokuz dedik. Çünkü biz
ne evet diyenlerin aklında ve programında varız ne hayır
diyenlerin. Hayır diyenler bu anayasayı savunuyorlar, bu
anayasada Kürt inkârı var ve yok etmeyi de meşru
görüyor. Evet diyenler de bu anayasayı yamalıyor ve
kesinleştiriyor. Bu yüzden de Kürt inkârını evetliyor,
biz bundan dolayı bu işte yokuz. Bu referandum gününde
Kürtler sandığa gitmiyor. Bunun karşılığında para cezası
gibi bir yöntemle kırmaya çalışıyorlar. Ve şimdi
baskılar da eminim vardır, çatışmalar yaşanıyor
olabilir. Bu kara günde halkımız seçimleri boykot
ediyor. 30 yıl önce Kürtlerin iradesini kırmak, her
yönüyle soykırımdan geçirmek ve yok etmek için darbe
yapıldı, bugün de 30. yıldönümünde halkımız boykot
taktiğiyle bu iradesini herkese gösterecektir. Bu
hususta biz halkımıza güveniyoruz. Kürdistanda bu
referandumda boykot kararının kırılması için tüm
ordusunu devreye sokuyor, köylerde halkı tehdit ediyor,
para cezası kesiyor, gençleri tutukluyor, çocukların
kafasına mermi sıkıyor, sonra da PKK baskı yapıyor
diyorlar. Buna rağmen halkımız nasıl ki 30 yıldır
direndiyse, bugün de iradesini gösterecektir. Bugünün
anlamı da budur. Şimdi bu seçimlerde 3 cephe var. Evet,
hayır ve boykot
Kürdistanda ise ağılıklı olarak boykot
ve evet cephesidir. Bizler boykot dediğimiz için evet
çok cılız bir şekilde kendisini gösterebilir. Tabi
boykot cephesini kırmak için tüm bunlar yapılıyor. Tüm
bu zulüm ve baskılara rağmen halkımız iradi duruşunu
gösterecektir. Bu duruşla bizler yeni bir adım
geliştirmek istiyoruz. Halkımız yeni demokratik bir
anayasa istiyor. Demokratik Türkiye ve Özerk Kürdistanı
içeren bir anayasa... Halk Demokratik Özerkliğini
istiyor. Boykota katılım ve boykot taktiği Demokratik
Özerklik referandumudur. Halkımız ne kadar boykota
katılırsa o kadar Demokratik Özekliği istiyor demektir.
Seçim sonucunda bunu net olarak göreceğiz.
Demokratik Özerklik Kürt sorununun çözüm
formülasyonudur. Demokratik Özerklik Türkiyenin
demokratikleşme formülasyonudur. Demokratik Özerklik
Orta Doğunun demokratikleşme çerçevesidir. Demokratik
Özerklik Orta Doğunun demokratikleşme kapılarını
açıyor. Çünkü Kürdistan 4 parçadır. Her 4 parçada
Demokratik Özerkliğin yaratılması demek o ülkelerin de
demokratikleşmesi dolayısıyla da Orta Doğu
demokratikleşme sürecinin başlaması demektir. Kürt
devrimi Orta Doğu demokrasi devriminin başlangıcıdır. 35
yıl öncesinden Önderlik bu gerçeklikleri dile getiriyor.
Bunun için de Demokratik Özerklik stratejik bir amaçtır.
Yukarıda da belirttiğim gibi Demokratik Özerklik
toplantılarımızda resmi olarak Kürt sorununun çözüm
formülasyonu olarak görüldü, tartışıldı, karar alındı.
Şimdi de nasıl planlanacağına ve yaşamsallaştırılacağına
ilişkin çalışmalar devam ediyor. Komisyonumuz hala
çalışmalarına devam ediyor. Önümüzdeki günlerde de
Demokratik Özerkliğin pratikleştirilmesi için adım, adım
süreci başlatıyoruz. Koşullar uygun hale geldiğinde de
ilan edilecek. Türkiyedeki birçok aydın, yargı üyesi ve
demokrat tarafından da Kürt sorununun çözüm perspektifi
olarak görülen Demokratik Özerkliğin Kuzey Kürdistanda
adım, adım pratikleştireceğiz.
Bunun
için de tarihi ve önemli bir süreçten geçiyoruz. Bugün
de çok tarihi ve anlamlıdır. Bu çerçevede önümüzdeki
günler de çok önemlidir. Eylemsizlik kararının bitmesine
günler kala önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmeler de
çok önemlidir. Çünkü bu sürecin sonunda eylemsizlik
süreci sona erecek. Düşman halka ve gerillaya karşı
operasyon ve baskılarını arttırmış durumda. Buna
karşılık elbette ki misilleme hakkı da vardır. Gerektiği
yerde de bu hak yerine getirilecek. Bu eylemsizlik
kararıyla biz herkese gösterdik ki barışta ısrarlıyız.
Fakat bu hususta Türk devleti ve AKP hükümeti
ikiyüzlülük yapıyor, samimi değildir. Bize ateşkes ilan
etmemizi söylüyorlar, biz ilan ediyoruz buna rağmen
saldırı geliştiriyorlar. Süreci provoke etmek ve sabote
etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Başta da
Başbakan Erdoğan tüm miting alanlarında saldırıların
önünü açtı. Tüm bu saldırılara karşı önümüzdeki günler
önemlidir. Bu süreç içerisinde söyleyecekleri,
takınacakları tutum çözüme dönük gelişmese öyle
görünüyor ki bu eylemsizlik süreci bitecek. Biz
bitirmiyoruz, onlar bitiriyor. Bizler bu sürecin
kalıcılaşması ve çözümün gelişmesi için birçok kez çağrı
yaparak yapılması gerekenleri kendilerine sıraladık.
Söylediğimiz şeyler de öyle devletin yapmayacağı şeyler
değildir. Şimdiye kadar referandumu bahane ederek olumlu
bir adım atmadılar. Şimdi referandum süreci de bitiyor.
Eğer gerçekten yüreklerinde Kürtlerle barış içinde
yaşamak varsa samimiyetlerini göstersinler. Eğer
gerçekten de savaş istemiyorlarsa 4 madde sunmuşuz,
bunları yerine getirsinler. Bu hafta içerisinde
bakacağız. Eğer yerine getirmezlerse zaten onlar bu
süreci bitirmiş olacaklar. Yerine getirirlerse elbette
ki biz bunları değerlendireceğiz. Mesele bu kadar açık
ve nettir. Bu yüzden de önümüzdeki günler bu çerçevede
önemlidir.
Tamda
böyle bir günde Kürdistan Devrim Gazilerimizin toplantı
yapmasının önemi büyüktür. Gazi maneviyattır yani
Gazi
bunun temsilidir. Yüzyılımızda Orta Doğuda maneviyatla
ayakta duran, örgütlenen, mücadele eden, çalışan,
maneviyatı geliştiren, bununla insan ilişkilerini kuran
PKKdir. Bu Önderliğin fikir, felsefe ve düşünceleridir.
Bizim dışımızda da hareketler var. Maneviyatı ön plana
çıkarttığını söyleyen hareketler özellikle de dinci
hareketler de var, fakat bir yandan da maddiyatla
yürüyorlar. Fakat sadece ve sadece maneviyatı esas alan,
onunla yürüyen, insanlığı esas alan, yoldaşlığı esas
alan ve bu hususlar üzerinden bir ruh yaratan, bu
şekilde kendini fedaileştiren bir hareket olma
özelliğini son Levinedeki kahramanca direniş de açıkça
bir kez daha göstermiştir. Onlar direnişleriyle gösterdi
ki PKK maneviyatı nedir? Kürt gençleri adlarına
teslimiyet denmemesi için, düşmana teslim olmamak için
kendilerini feda ediyorlar. Bayram arifesinde yapılan
katliama karşı halkımız bayramın tüm ziyaret vb. yerine
getirmeyerek, bu bayram kara bir bayramdır demiştir.
Dikkat edilirse biz de burada kutlamadık. Böyle bir
bayramda halkımız yas ilan etmiştir. Her yerde kara
kumaşlar asıldı. Bugünü bir direniş gününe çevirdiler.
Bugün tüm alanlarda halkımız işgalci güçlere karşı
direniş gösteriyor. O şehitlerimizin pratiği büyük bir
maneviyatla doludur. PKK budur işte, arkadaşların
göstermiş olduğu direnişle ortaya koydukları maneviyat
her şeyi göstermektedir. Temsil ettikleri o manevi ruha
hiç kimse bir şey diyemez ve çok kutsaldır. Mazlum Doğan
arkadaş 12 Eylül faşist cunta karşısında insan için en
değerli olan canını feda etmekten hiç çekinmedi. Zilan
arkadaş eyleme giderken mektubunda keşke canımdan başka
verecek bir şeyim olsaydı, bir canım var onu da devrim
için feda ediyorum demiştir. Budur PKK işte, nedir?
Maneviyat
Tabi en fazla bu değerlere sahip çıkması
gerekenler Gazilerdir. Gazi bununla mükelleftir. PKKnin
manevi değerlerini her yerde temsil etmesi gerekiyor.
Hepimizin görevidir, fakat Gazinin büyük maneviyat
temsiliyeti vardır. Gazilerin bu noktada nişanı (bir
parçasını verdiğinden kaynaklı) vardır. Kısacası her
gazinin buna layık olması gerekiyor. Tabi buna layık
olan da, kutsal bir insandır, hiçbir şey yapmasa da
anlamlı bir insandır. Her şey iş yapmak değildir ki.
Burada sağlam bir duruşla durmanın bile bir tesiri,
anlamı vardır. PKKlileşmede Ş.NUDA yoldaş Duruşuyla,
samimiyetiyle, dürüstlüğüyle ve Partiye bağlılığıyla
melekliği temsil ediyordu. Her zaman en zor, çetin ve
zahmet yerlerde kalmak istiyordu. Dürüstlük ve
sadeliğiyle gerçekten de MELEK idi. Bu temsiliyet
karşısında halkta yaratılan tesir önemlidir. PKK budur
İşte bu görev her şeyden önce gazi arkadaşların
görevidir. Gazi çizgiye göre yürürse GAZİdir tabi ki.
Bu gazilik değeri karşısında her zaman mütevazı, açık
yürekli olunması gerekir. Önderliğin de dile getirdiği
bir lokma, bir hırka değerlendirmesi esastır. PKK
militan ölçüsü budur. Gaziler kurumunun görevi de budur.
Bu hususta hepimiz için örnek olunması gerekir. Emek,
çaba, duruş sahibi olmalı gazi
Kurum olarak genel bir
duruş, belirli bir düzeyde temsiliyet vardır. Biz bunun
için bir şey söylemiyoruz. Arkadaşların çabaları vardır.
Doğru yaşam, Özgür yaşam, Onurlu yaşam temsil edilmeli.
Biz Ahlaki-Politik, eşit, özgür ve içinde Ekoloji olan,
kadın özgürlüğü olan, özgürleşme olan yeni bir toplum
yaratmak istiyoruz. Bu hedefler çok kutsaldır. Bunun
için her şeyi yapabilmeliyiz, kendimizi de feda
edebilmeliyiz. Her işi ve fedakârlığı yapmak gerekiyor.
İnançlı PKKli budur. Tabi bunda Gaziler öncüdür. Bu
hususta Önderliğin perspektifleri vardır. Önderliğin bu
noktada umutları da vardır, arkadaşlar biliyorlar. Geçen
sene Konferans gerçekleşti, ben hem başlangıcında hem de
sonunda bulundum, arkadaşlar biliyorlar. Orada da birçok
şey söylendi, biz onları tekrarlıyoruz, onlara bağlıyız.
Gazi arkadaşlar bu çizgide doğru yürür ve temsil ederse
zaten o her şeyi doğru cevaplandırır. Kendinde doğru bir
temsiliyet yaratırsa zaten doğru bir cevap verilmiş
olur. Bu yüzden de PKKde çözümü kendinde yaratmalı.
Tabi kendinde çözdüğün oranda tesir yaratmalı, var olan
engelleri kaldırmalı. Yani her şeyi kendinde
kilitlememeli. Yoldaşlıkta ortaklık gerekir. Yani
bunların olmadığını söylemiyorum, ama kendinde
çözümlediğini geliştirmeli, yerine getirmeli ve zeminini
yaratmalı. Bizde yoldaşlık ruhu önemlidir. yoldaşlık her
şeyin üstündedir. Pratikte maneviyatımız yoldaşlıkla
dile getiriliyor. Maneviyatımız yoldaşlık
yaklaşımımızda, yoldaşlığa bağlılığımızda ve yoldaşlığı
yaşamsallaştırmamızda ifadesini buluyor. Bu yüzden de
yoldaşlığın görevleri de vardır. Başta saygı, sevgi ve
kollamadır ama aynı zamanda ortaklaşmadır da.
Ortaklaşmadır, birbirine sahip çıkmadır. Bunların hepsi
yoldaşlığın görevleridir. Tüm bu hususlar çerçevesinde
APOcu militan ölçüleri bellidir. Gazi arkadaşların da
bunu hareketin içerisinde gelişmesi ve maneviyatın
yükseltilmesi için kendisini sorumlu görmelidir. Yani
gazi arkadaşlar sadece kendisinden, Gaziler Kurumundan
sorumlu değiller. Sadece bunlar yeterli değildir. Şimdi
güçlü bir düzey yakalanıyor, yavaş, yavaş gelişiyor.
Aynı zamanda gazi arkadaşlar çalışmalarda yer alıyorlar,
her biri bir alanda çalışma yürütüyor. Yani hareketin
tümüne ve halka mesajlar veriyor. Yani sadece kendi
içinde sınırlamamış. Bizim bu söylediklerimiz genel
anlamda bir temsiliyettir. Rolünü iyi bir şekilde her
yerde yerine getiren gazi temsil eder. Her yerde çizgiyi
temsil edecek bir düzey yakalanmalı, çaba sarf
edilmelidir. Ama çabaları sade olmalı, dürüst olmalı.
Eğer böyle olursa Partileşmede belirli bir düzey
yakalanabilir.
Bu
toplantıların sonucunda ulaştığımız sonuçlar bunlardır.
Eğer PKK kadrosu her yerde istendiği gibi rolünü oynarsa
kazanma şartları şimdi her zamankinden daha fazladır.
Bölge koşulları, Kürdistan koşulları böyle bir adım
atmak için müsaittir. 1.si Ulusal birliğin kurulmasını
dile getirdik, zaten bu gündemdedir. 2.si ise büyük bir
hamle yapılmalı dedik. Neden? Çünkü bu dönemde biz adım
atarsak kazanabiliriz. Yani Ulusal Birlik olmasa da
belirli bir düzeyde yürüyebiliriz. Bu söylediğimiz tüm
kararların gerçekleşmesi için de, özellikle önümüze
koyduğumuz bu hamlenin, Demokratik Özerklik
Perspektifiyle önümüze koyduğumuz 4. dönemin başarısı
tamamıyla kadroyla bağlantılıdır. Her alanda
(diplomatik, kültürel, askeri, siyasal, toplumsal)
kadrolar görevlerini bu perspektifle yerine getirirse,
Demokratik Özerklik inşa edilebilir. Direniş daha da
yükselir. Halk direnişi ve gerilla direnişi daha
başarılı olur. Çünkü eğer kadro rol alırsa, halk da
kadroyu izliyor ve hazırdır. Ama kadro rol alırsa bazı
şeyleri düzeltebilir, eksikleri ortadan kaldırabilir. Bu
tarihi dönemde kadro, Davamızı doğru temsil ederse
hareketimiz büyür, halk hareketi büyür. Gerilla daha
zengin bir taktikle rol almalı. Bu koşullar vardır yani.
Görülüyor ki kadronun rolü stratejiktir. Çok önemli bir
roldür. İşte burada gazi arkadaşların 2 kat sorumluluğu
vardır. Çizginin doğru temsili için, doğru bir duruş
sahibi olunması için fedakârlık gerekiyor, çaba
gerekiyor. Kadro profesyonel bir düzeyde rol alırsa
biliyoruz ki kazanırız. Başarı dönemleri güçlü bir duruş
gerektiriyor, profesyonellik gerektiriyor. Planlı ve
disiplinli bir çalışma için de ustalık gerekiyor. Bu
anlamda maneviyatıyla ve temsiliyetiyle rol alması
gerekenler gazilerdir. Bunun için de ben bu toplantınızı
önemli buluyorum. Tabi ortaya çıktı ki öyle engel
oluşturacak eksiklikler yoktur. O zaman arkadaşlar daha
fazla rol alabilir. Gazi bugün her zamankinden daha
fazla rol almaya müsaittir. Önderlik çizgisini korumada
öncülük yapabilir, temsil edebilir. Bu şekilde sürece
cevap verebilir. PKK böyledir
Ne kadar fedakârlık
edilse de yine fedakârlık isteniyor. Bu PKK
gerçekliğidir. Bu tarihi ve önemli süreçte de gazi
arkadaşlardan fedakârlık, sorumluluk isteniyor. Ve
gelinen düzeyi de göz önüne getirerek inanıyorum ki gazi
arkadaşlar bu tarihi dönemde doğru temsil edip, rol
alacaklar. Rolünü yerine getirmeleri çok önemli bir
tesir oluşturacaktır. Bu çerçevede ben de burada bulunan
ve bulunmayan tüm gazi arkadaşlara, toplantınıza ve
genel arkadaşlara başarılar diliyorum.
|
|