Ana Sayfa

 

www.ygk-info.com

 
 
  Sessiz bir fedainin ardından  

Sessiz bir fedainin ardından

 

Kasım Engin

 

Tam dokuz yıl önce, Halk  Önderliğimiz dünyanın en kirli korsan eylemliğiyle kaçırılıp terörist Türkiye devletine teslim edildi.

            Önderlik bizim için yaşam kaynağı, yaşam garantisi ve yaşam gerekçesidir. Sorun bir partini, halkın önderliği salt değildir. Başkan APO hepimize ruh vermiş, can vererek zindeleştirmiş bir yapı olduğundan direk bir parçamızdır. O'nun yaşam kuralları ve yaşamın kendisi ayrıdır. O hepimizin içinde var olan sesi dillendiren gerçekliğin ta kendisidir. O bakımdan içimize yerleşmiş ruhumuzdur. Söyleyeceklerimizi söyleyemediğimiz, düşündüklerimizi dile getiremediğimiz, isyanlarımızı patlatmamıza ve bilmem ne kadar sayılamayacak böylesi somut durumlara Önderlik hep söylemiş, dilendirmiş ve isyanlaştırmıştır.

            Özcesi Önderlik salt siyasal bir Önderlik değil, bize bizden yakın  bir fenomendir, gerçekliktir.

            Bu bizle Önderlik arasın da olan ilişkidir. Bu ilişkiyi koparmaya kim kalkarsa karşısında onun bedeni ve ruhunda oluşan yapıları karşısında bulacağı  o kadar açıktır. Ve bu gerektiğinde kendisini patlatarak, bir hissettirmede dâhildir.

            Önderliğimiz en alçakça komployla kaçırıldığın da hepimizin yaşadıkları var. Onlarca yoldaş gidip düşmanda kendisini patlatırken, onlarcası “Güneşimizi karartamazsınız” şiarı etrafında kendilerini yakarak Güneşin gezegenleri olduklarına ispatlamışlardır.

            Karmaşık ve aynı zamanda Önderliğimize uzanan ellerin kırılması için kararlı ve bir o kadar eylem hazırlıkları yaparken Ferhat KOTRANUS  arkadaşın Başkale de gerçekleştirdiği Fedai eylemi gerillanın büyük cihazından  işitiyoruz.

 

            Ferhat Hakkâri diye verilmişti, biraz iyi dinlediğimizde Ferhat Kotranus olduğunu anlıyoruz.

            Kendi açımdan bir taraftan olmaması gereken bir eylem diyorum çünkü Ferhat Kotranus'un Devrim  saflarında Şehit düşen iki kardeşi daha vardı yani bir aileden bu kadar Şehit varken korumak gerekirdi. Ancak diğer taraftan bu devrime bireyler kendi iradeleriyle gelmiş, kendilerini halka adamak için gelmiş, herkes kendisinden sorumlu. Birisi halkı için kendisini feda etmek istiyorsa kim tutabilir ki onu? Onlarca böyle dayatmayı hem gördük hem kendimiz yaşadık. Anlamamak elde değil.

            Ferhat’ı 97 yılında Hakkâri zozanlarında tanıdım. Zagros eyaletinden Botan eyaletine geçmiş, zaten eyalette  bize yani Hakkâri güçlerine göndermiş.

          Köylerini gerilladan tanıdığımızdan doğalında sıcak bir ilişki kuruyoruz. Bir de başka bir eyaletten gelmiş yakınlık göstermek işin tabiatında vardır. Ancak asıl olan salt bunlar değil. Ferhat hem sıcakkanlı, hem çalışkan, hem atik. Güleç yüzlü ve tebessümü gözden kaçmıyor. Sonra daha iyi tanışacağız, birlikte kalacağız. Ona komutanlık edeceğim. Ama ilk gözlemim bu, iyi bir yoldaş.

         Süreçle birlikte çalışıyoruz, yukarıda söylediklerimiz eksik kalıyor. Oldukça özlü. Tam bir Kürdistanlı proleter. Yaşamı sade, dili nazik, davranışları dokunaklı ve  eyleme geçtiğinde bir cengâver. Yani tam bir yoldaş.

        97–98  kışını birlikte Hakkâri zozanların da geçiriyoruz. Kış kampına girmeden erzaklarımız ele geçiyor. Kalanla idare edeceğiz. Buda karın 2–3 metre yüksek olduğu yerde, kurtların dahi dışarı çıkmaya ürktüğü alanlarda her babayiğidin karı değil.

      Erzak sıkıntımız var, yerimiz deşifre olmuş, kamp değiştireceğiz. Kampı en az 1–2 gün uzaklara götürmek gerekiyor. Yük hayvanlarımızda telef olmuş. Yapılması gereken fedakârlığa dayalı kendi bedenlerimizle yeni yerimize erzak taşıma ve yeni yerimizi yapmadır. Bu arada Ferhat yoldaş manga komutanıdır. Bu en ağır çalışmanın belki de en önde olan yoldaşlardan biri Ferhat yoldaş olmuştur. Adaletinde güven sonsuza kadar olduğundan ve iyi örgütçü yeteneklerinden o kış o bizim lojistikçimizdir. Bir taraftan eğitim, bir diğer taraftan yaşam mücadelesi, bir diğer taraftan erzak sorunlarını idareli kullanma mücadelesi. İşte böyle anlarda erzakımızı koruyacak, sıkı tutacak ve iyi bir planlamayla dağıtacak bir yoldaşınız varsa bellimiz yere gelmez. Bizim Ferhat'ımız vardı, bellimiz yere gelmezdi.

       Ben bir müddet sonra kamptan ayrılarak Botan'daki Teknik Eğitim Devresine gittim.

       O kışın yoldaşlar için zorlu geçecekti. Erzaklar bittikten sonra kışın ortasında yoldaşlar yer değiştirmek zorunda kalıyorlar. Kimi fiziki zayıf yoldaştan dolayı metrelerce karın için de saatlerce yürüme zorunluluğu var. Yürüyemeyen kimi yoldaşı kurtarmak için onlarca yoldaş karda takılı kalıyor. 20 saatlik bu yolda 25 arkadaşın ayağı karda yanıyor ve bu arkadaşların ayakları en zor şartlarda ilaçsız, erzaksız kesilmek zorunda kalıyor. Tam bir felaketin yaşandığı bir an. Buna rağmen en zor Hakkâri’nin uçsuz-bucaksız kış yayla şartlarına rağmen dişlerin ete geçirilerek mücadelenin zirveleştirerek verildiği bir andır.

        İki ayağı kesik olmasına rağmen sonra da öğreneceğim gibi Ferhat yine o coşkulu, heyecan dolu Ferhat’tır. O yine en fedakâr en çok koşturandır. O yine anlayacağınız anın yoldaşıdır.

       Ben Ferhat yoldaşı 98 yılının Haziran’da İran’da tedavi sahasında gördüm, kendimde hafif bir yaralanma geçirmişim.

       Ferhat’ın iki kesik ayağını görüyorum. Henüz pansumanına devam ediliyor. Anlayacağınız henüz sekerek yürüyor. Tedavi kampı; 120 yaralı, sakat, gazi arkadaştan oluşuyor. Herkesin kendi derdiyle uğraştığı bir yerde bizim Ferhat ayakları sarılı olmasına rağmen genel kampın lojistikçisi oluyor ve var olan karışıklık, düzensizlik yerini düzene, disipline bırakıyor. Bir yerde bir militan üzerine düşen militan öncü görevini yaparsa, peşi sıra herkes üzerine düşeni yapar. Ferhat’ın yaptığı her yerde biraz önde-ağır yükü üstüne alarak-ön açmaydı. O hep bizim çalışırken, koşarken, güleç yüzlü, fedakâr, özverili, cana yakın Ferhat’ımızdı.

        Devrimde iki kardeşini vermesine rağmen bunlardan konuşmaz şehitleri kendine basamak yaparak yaşamaya çalışmaz, ancak şehitlerin onurlu yolunda üzerine düşeni layıkıyla yapar, yapmaya çalışırdı.

       İşte, ben Haftanin de Ferhat yoldaşı Başkale’de ki eylemini dinlerken gözlerimin önünde canlandırdığım Hakkârili, Kotranuslu-gravi Ferhat buydu. Onu anarken, devrime hesapsız katılmanın, yoldaşları incitmemenin ve çalışmanın insanı güzelleştirdiğini biz ondan öğrenerek anacağız. O bu yolda unutulmayacak parlak, güzel, ruken bir devrim abidesi olarak hap kalacak

 

Mücadele yoldaşı

Kasım Engin 

                                                                                                                

                                                                                                                 


 

 

 
 

    kurdistan.gaziler@googlemail.com