GAZİLER 4.KONFERANSI

 
 

.

 

 PKK 4.GAZİLER KONFERANSI SONUÇ BİLDİRGESİ

PARTİLEŞME OLMADAN KÜRDİSTAN’DA BİR YAPRAK BİLE KIMILDAMAZ

PARTİLEŞME OLMADAN, NETLEŞME OLMADAN SORUNLAR ÇÖZÜLEMEZ

KÜRDİSTAN GAZİLER BİRLİĞİ TÜZÜĞÜ

“ÖNDERLİK ÇİZGİSİNDE MÜCADELE EDEN VE BAŞARAN, GAZİDİR”

KONFERANSIMIZ, ÖNDERLİK ÇİZGİSİNDE DOĞRU PARTİLEŞMEK İÇİN
GÜÇLÜ BİR ZEMİN YARATTI


     

          PARTİLEŞME OLMADAN, NETLEŞME OLMADAN SORUNLAR ÇÖZÜLEMEZ

 

Arkadaşlar! Gaziler_images/gazi 1.jpg

Şüphesiz partileşme her şeyden önce geliyor. Örgütsel sorunlarımız, gazi arkadaşların sorunları ve bütün sorunlar partileşmeyle bağlantılıdır. Eğer partileşmede netlik olursa ve herkes Apocu bir ruhla yaklaşırsa sorunlarımız ne olursa olsun çözülür. Çünkü bizde yoldaşlık, samimiyet ve dürüstlük  var. Bizde çözüm çabası, fedakarlık ve bilimsel yaklaşım var. Bunların hepsi partileşmede mevcut. Bunun için parti bir çözümdür. Hareketimiz içindeki ve gaziler arasında var olan sorunların diğer sorunlarla kesin bir bağı vardır. Hatta geçmişte yaşanan sorunlar partileşmeyle bağlantılı yaşanmıştır. Partileşme ve ideolojik duruşta eksiklikler vardı ve duruş zayıf olduğundan dolayı sorunlar ortaya çıkmaya başladı. Yani teslimiyete, tasfiyeciliğe ve düşkünlüğe kapı açıldı. Eğer bir yerde partileşme zayıfsa bu tür insanlara kapı açılıyor. Bizim böyle ele almamız gerekiyor. Sorunların kaynağı biz değiliz ama bu sorunların temel nedeni partileşmedir. Ben de uzun bir süredir gaziler kurumunu takip ediyorum. Bu sorunlar var ve bu diğer sorunların da kaynağını teşkil ediyor. Daha çok böyledir ve arkadaşların bunu görmesi gerekir. Eğer bu platformlarla, toplantılarla süreçle biraz gelişme varsa başka türlü sorunlar azdır. Özellikle son iki yılda özel olarak da son bir yılda PKK’nin 10. Kongresinin ulaştığı düzey ve bununla bağlantılı gaziler kurumunun yakaladığı duruştaki eksiklik, eleştiri konusudur tabi. Bunu görmemiz gerekiyor. Biz üç yıl öncesini günümüzle kıyaslayamayız. Biz üç yıl önce farklıydık şimdi daha farklıyız. PKK’nin yeniden inşası, yeniden PKK’lileşme temelinde ve 1 Haziran hamlesi temelinde ve yine hemen sonrasında Êdi bese hamlesiyle sonuca ulaştık. Sonuç neydi? Sonuç demokratik-ekolojik paradigmadır. Bu da Önderliğimizin çizgisinin gerçekliğidir. Yani Önderliğin çizgisinin doğruluğunun başarısı bir kez daha ispatlanmış oldu. Halkta güç ve kurum oldu. Şimdi düşman mahkeme kurmuş yargılıyor. Neden? KCK için! Çünkü KCK artık kuzeyde bir güç oldu ve artık bu gücü engelleyemezler. Bir kere kuruldu mu artık kimse yıkamaz. Ne kadar mahkeme yaparlarsa yapsınlar, hem ideolojik alanda hem de sistemsel örgütlenme ve stratejik meşru savunmada Önderliğin çizgisi zafer kazandı. Bunların hepsi ispatlandı ve bu esaslar üzerinden bu işleri bugün militanca yürütüyoruz. Bundan 4 yıl önce biz bunları söyleyemezdik. Bundan 4 yıl önce 1 Haziran hamlesi yeni başlatılmış ve KCK yeni ilan edilmişti, zaten ismi de tam KCK değildi. Sürecin başındaydık ama şimdi zirvedeyiz. Onun için bizde netlik oluştu. Bahsettiğimiz netlik sürecin geliştirdiği bir netliktir. Süreç,  Önderliğimizin çizgisini ve stratejisini doğruladı. Bugün bütün dünya bunu tartışıyor, Türkiye bunu tartışıyor. Türkiye diyor ki “PKK’nin söylediği şeyleri daha önce de herkes söylemişti.” Madem söylenmişti niye daha önce kimse dikkate almadı da şimdi dikkate alıyorlar. Şimdi önderliğin ve hareketin her konuştuğu Türkiye’nin gündemini belirliyor. Neden? Çünkü güç oldu, çünkü gerçekliği kanıtlandı ve netleşti. Bunlar önemlidir bunun için fark koymayalım diyorlar. Ben buna karşı değilim ama 3. konferanstan bu yana fark büyüktür ve bu gerçektir. Ama biz yanlışlık yapmayalım diyorum. Şimdi daha önde olmamız gerekiyordu.Var olan gelişmeler yeterli olmasa da Önderlik çizgisinin doğruluğu ve devrimin geliştiği açığa çıktı. Belki eskiden biz kadrolar olarak inanıyorduk ama şimdi toplumun tümü çizginin doğruluna inanıyor. Bunun için şimdi ile birkaç yıl öncesi arasında çok fak var. Gazi kurumunun temposunun daha iyi olması gerekirdi. Buna göre zamanında anlaması gerekirdi ve daha iyi gelişmelerin olması gerekirdi. Bu konuları insan eleştirebilir. Raporda bu konular eksiktir. Yaşanan gelişmeler ve bununla bağlantılı gazilerin duruşları nasıl ve nasıl olmalı konularında açıklanmalı ve eleştirilmesi gerekirdi. Üzerinde durulması gereken bir nokta budur. İkinci bir nokta, bizim hareketimizde ve felsefemizde şehitlerin emeğinin yeri fazladır. Neden çünkü biz bir emek hareketiyiz,bizde hiç kimse maddi şeylerle yer tutmamıştır. Bu harekette herkes emekle yer tutmuştur. Bu hareket kurulduğu günden bugüne emekle kurulmuştur. Olmayan imkânlarla yola çıkmış tek bir maddi imkân yokken yola çıkılmış. En başta sıkıntılar çekilmiş hatta emek verilerek çalışma yürütülmüştür. Bizzatihi ilk arkadaşlar gidip çalışarak çalışma yürütmüşlerdir. Haki Karer arkadaş Önderliğin yardımcısı olmasına rağmen gidip çalışarak faaliyet yürütüyor. Günlük işe gitmek için gidip bitpazarında duruyor. Bu böyle bir harekettir. Kurulduğu günden bu yana emek verilerek kurulmuştur ve öyle devam ediyor. Yaşanan bu gelişmelerde binlerce kahramanın kanı ve şahadeti var. Hemen hemen onun kadar gazi arkadaş bulunmaktadır. Hem gerilla alanında hem de serhildan alanında gazi arkadaşlar var. Emek vermiş, kan dökmüş ve Adiller gibi Nudalar gibi kahramanları bedel vermişiz. Bu gelişmeler böyle yaşandı. Her şey bir iğneyle kuyu kazar gibi oldu, her şey emekle oldu. Kim en fazla öndeyse onun en fazla emek de vermesi gerekir, biz bunu bizimkilere de söylüyoruz. Kim öne çıkarsa onun daha fazla emek vermesi gerekir. Bizde emek çok önemlidir ve değerlidir. Gazilik nedir? Bir emektir, yani fiili bir emektir. Gaziliğin bir onuru vardır. Önderlik gazi arkadaşlara yaşayan şehitler demişti. Hareketimiz bir değer olarak görüyor ve onurlandırıyor. Sebebi emek vermesidir. Bu halkta da öyledir. Bu harekette emeğin yeri büyüktür. Ne kadar emek verilse de gaziler kurumunun bir içeriği var. Bir emek vermiş, kan vermiş onun için daha fazla çalışması gerekir. Bu hareketi kuranlar böyle kurmuş, mesela Mehmet Hayri durmuş o kadar emek vermiş o kadar çalışmış ama şehit düşmeden önce benim mezar taşıma borçludur yazın diyor. Yani o kadar çalışmasına rağmen kendisini borçlu görüyor. Bu hareketin felsefesinin diğer yanı da budur. Bunun için gazi bir arkadaş ya da çok fazla çalışmış olan bir arkadaş çıkıp işte “ben çok fazla çalıştım ve emek sahibiyim” dese bu çizgi dışıdır. Söylediği belki doğrudur ama o söz çizgi dışıdır. Bu felsefe böyledir. Onun daha fazla emek vermesi gerekir. Bu felsefenin ahlakı ve terbiyesi böyledir. Yüceliği buradadır.  PKK’de gazilik bir mertebedir ve onuru buradan geliyor. Çünkü onda hizmet büyük bir değerdir. Kendine değil topluma hizmet ediyor. Canını veriyor ama daha da vermek istiyor. PKK’nin  büyüklüğü buradan geliyor, daha fazla vermek istiyor. Bu bir felsefe olayıdır. Gazilik bir onurdur ama biri çıkıp “ben bir değerim, herkes ona göre bana yaklaşacak” dese o zaman o çizgi bu dışılık oluyor. Ben sizin öyle olduğunuzu söylemiyorum, yanlış anlamayın. Ama böyle bazı yaklaşımlar var. Kendisini muhtaç görme gibi bir durum var, kendisini haklı görüyor. Eğer kendini haklı görürsen sen hizmet edemezsin. Kendisini yeterli görüyor. Sen kendini yeterli görürsen bitersin. Nasıl bitersin? Kilitlenirsin. Savaş taktiklerinde birçok kere kendisini yeterli görmeden kaynaklı (kendim için de söylüyorum) kendini bırakıyorsun.  Çünkü biz birkaç eylem yaptıktan sonra tamam dedik ve ancak bu kadar yapabiliriz dedik. Daha fazla ileri götürme ihtiyacı görmüyor. Daha iyi bir hamle yapmak için emek sarf etmiyor. Gazilerde de gizli şekilde kendisini yeterli görme var. Bundan dolayı çok sakinler. Hâlbuki çalışma içinde olmayan bir militanın neden çalışmalarda aktif olmadığı için feryat etmesi gerekir. Ama gazi arkadaşlarda gizli bir şekilde kendisini yeterli görme vardır. Yani zaten ben gaziyim diyor ve yapacağımı yaptım diyor ve ancak yeterlidir diyor. Bu bizim felsefemize göre tasfiyenin kapısını açmaktır. Senin böyle söylememen gerekir. Senin her zaman daha ilerisi için çalışman gerekir. Durma bozulmanın işaretidir. Nasıl? Gevşeme ve çizgiden uzaklaşarak kopmaya götürür. Herkes belki kopmuyor ama uzaklaşıyor. Kendisini borçlu görmeli yani doğru bir emek verildi ama daha fazla emek verilmeli. Belki normal bir insan için normal ölçüler için dengeli olabilir ama gaziler birçok bedel vermişler, daha fazla vermeleri gerekir. PKK Zilanların partisidir. Zilan ne diyor? “Keşke canımdan başka bir şeyim olsaydı da verebilseydim” diyor. Bu böyle bir partidir. Bu parti biz ne kadar verirsek bizden daha fazla istiyor çünkü bu partinin büyüklüğü buradan geliyor. İnsanlık partisi ve yücelikler partisidir. Onun için gazi de olsak emek de vermiş olsak yıllarca çalışmış da olsak daha da vermemiz gerekir. Asıl anlam ve onur buradan geliyor. Her gazi arkadaşın böyle yaklaşması gerekir. Geçmişte örgütte bazı eksikler yaşandı. Özellikle tasfiyecilik döneminde gündemler oluştu. Tamam insan var olan imkanlardan istifade edebilir bu noktada rahat olmak gerekir. Bu psikoloji bende de var ama her arkadaşın bu pozisyonda düşünmemesi gerekir. Herkesin daha fazla çalışmak için kendisini sorgulaması gerekir. O zaman daha fazla ilerleme kat eder. Ben bu noktada ele alıyorum. Mesela gazi arkadaşlarda örgüt noktasında çok fazla hamle yaşanmıyor. Siz daha fazla gelişebilirsiniz. Neden bu kadar vasatsınız? Ben özeleştiride hazır değildim ama sizin daha fazla üzerinde durmanız gerekirdi. Vasat bir durum var. Arkadaşlar kendisini daha fazla verirlerse mutlaka daha iyi sonuçlara ulaşacaklardır. Bunun üzerinde çok fazla durulmuyor. Bu objektif olarak böyledir. Bu bir eleştiri konusudur. Hâlbuki arkadaşların ben daha fazla çalışmalıyım demesi gerekir. Ben bu örgütün yükünü daha fazla almam gerekir demeleri gerekir. Kendisini daha fazla sorumlu görmesi gerekir. Çünkü sen emek vermişsin,emek veren insanın vicdanı sızlar. Bazen bazılar bu harekete çok vicdansızlık yapıyorlar. Gözlerinin önünde ne tahribat yapılıyorsa sesini çıkarmıyor. Ya da duruşu ile zarar veriyor ya da bazen arkadaşlar şehit ve gazi düştüklerinde hayıflanarak bu falan kişi diyor. Neden çünkü emek vermemiş. Emek vermeyen kıymetini de bilemez. Ama somut olarak gaziler emek vermiştir. Gazilerin bu harekette herkesten daha fazla örgütün çizgisine sahip çıkması gerekiyor. Bazıları var ki zaten emek vermemiş ama biliyoruz ki bu hareket emek verenlerin sırtındadır. Bazıları var ki hatta yönetim düzeyinde bile ucuz yaşayanlar vardır. Böyleleri de var. PKK evrensel bir harekettir ve büyük bir harekettir. Onun için herkesi aynı sayamayız. Ama iyi biliyoruz ki bu hareketin destanları emekçilerin emeği ile yaratıldı. Öyle fantezi yapanların sırtında olmadı. Ya da belki makam da almış olanların sırtında olmadı. Emek verenlerin sırtında gerçekleşti. Onun için emek vermeden gelip falan falan olanlara bakmayın. Belki hareketin öyle şeylere de ihtiyacı vardır. Belki bazıları emek vermeden de bir yerlere gelebilirler, bu mümkündür. Çünkü genel bir harekettir. Ama herkes bunu bilmeli ki bu hareket emekçilerin hareketidir ve onların sırtında yürüyecektir onun için emekçiler sahip çıkmalı ve çizgisini sahiplenmelidirler. Kendilerini harekete karşı sorumlu görmelidirler. Ama herkesten önce gazi arkadaşlar sorumlu yaklaşmalıdır. Her şey yetersizdir demiyorum. Kaldıkları alanda arkadaşlar bir çıkış yaptılar ve bu bir sorumluluktu. Bu iyi bir çıkıştı. Ben hepsinin kötü olduğunu söylemiyorum. Ama daha fazla kendisi sorumlu görme gelişmelidir. Çünkü bu hareket emekçilerin hareketidir. Emekle bu düzeye geldi ve emekle zafere gidecek.

Şimdi bu konferans zemin hazırlıyor ve yeni projelerin kararını verecek. Bütün gazi arkadaşlar görev alabilirler. Bizim şimdiki koşullara göre kendimizi hazırlamamız gerekiyor. Bizde bu netlik oluşursa yenileme yaşanmaz. Belki yeni yaralanan arkadaşlar tedavi için yeterince kalmalılar onlar acele etmemelidirler. Ben bu arkadaşların bir çoğunu tanıyorum ve ciddi eleştiriyorum, gelişmiyorlar. Yıllardır aynı pozisyondalar. Neden? Zaten yapacağımı yaptın diyor. Bu yanlıştır. Sorgulama doğru yapılmalı. Bu konuyu daha önce değerlendirmiştim. Arkadaşlarda atılım olmuyor. İdeolojik ve örgütsel atılım olmuyor. Vasat bir durumda çalışıyor. Bir de dürüsttür ama hep aynı. Eğitime geliyor yine aynı. Çünkü zihniyette ne gerekmişse yapmış. Belki bir arkadaş kalkıp ben kendimi öyle görmüyorum diyebilir. O zaman bilimsel olarak bu böyledir, bilinç altında öyle oluyor. Ben bunu iddia ediyorum. Arkadaşların kendilerini bundan kurtarmaları gerekiyor. Bilinçaltını aşmaları gerekiyor. Kendisine ben bu  yükü kaldırmalıyım demeli. Ayağım gitmiş ama ben her türlü işi yapabilirim demelidir. Tamam belki dağda gerillanın başını çekemem ama bu hareketin diğer yükünü yapabilirim diyebilir. Böyle demeli ve kendisini zorlamalı. Ben bu harekete sempatizan olarak katıldım. Ben kuryelik yaptım sonra şervanlık yaptım ve oradan geldim. Ama ben he zaman kendime benim biraz daha yük kaldırmam gerekir dedim. Kimse yukardan gelmiyor. Bunun için sizin de biraz kendinizi zorlamanız gerekiyor. Niye, çünkü tempo azdır. Mantık ben gerekeni yaptım şeklindedir. Benim önümde engeller var diyor. Gaziliği bir eksiklik olarak görüyor. Bunu normal olarak gördüğünden önünde engel olarak görüyor. Bu engeli kaldırın. Siz bu harekette her işi yapabilirsiniz. Hatta medya alanlarında siz askeri yöneticilik de yapabilirsiniz. Askeri yönetim plan, proje ve taktiktir. Ama kendi önünüzde engel görmeyin. Her şeyden önce gazi arkadaşlar kendi önlerinde engel olmamalıdırlar. Her şeyden önce gaziliği engel olmaktan çıkarın. Bir de psikolojik olarak gaziliği önünüzden çıkarın, o zaman gelişirsiniz. 

İkinci nokta, kendini işe vereceksin ve çalışacaksın. Bu hususta şehitler ve gaziler bunlar şehittir. Bunlar  bizim örneklerimizdir. Heval Şehit Eşref gelip bana artık dağa gelmek istediğini söyledi. “Devrimin koşulları belli oldu savaş olacak ve savaş olursa ben başka yerde dayanamam” dedi. Ben “sen bu ayakla Behdinan o taraflarda yapamazsın” dedim o da bana “her yerde yapabileceğini ve çantasını alıp geldiğini” söyledi.  Ben de “iyi o zaman şimdilik Kandil’de kal sonra HPG ile tartış istersen oraya gidersin” dedim. “Biraz da HPG’den uzun bir zamandır uzaklaşmışsın, biraz tanı sor, bir de hepsi yeni savaşçı, biraz psikolojilerini öğren” dedim ve gitti ve sonra şehit düştü. Ben ölçülerinin tam olduğunu söylemiyorum, zaten siz de hepiniz tanıyorsunuz. Biz de eleştiriyorduk. Ama bir ruh vardı. Yani “savaş var ve ben dışında kalamam” diyordu. Demek ki sorumluluk vardı. Arkadaşlar “ben gaziyim ve devrimin sorumlulukları var, ben duramam” demelidir. Sorumluluk almalı demeli ve kendisini sorumlu görmeli. “Zaten biz gaziyiz bunun için parti fazla sorumluluk vermiyor onun için fazla ısrar etmemize gerek yok” dememeliler. Kendisini kendi önünde engel yapmamalı bu önemli.  Şimdiye kadarki atıl durumdan dolayı öz eleştiri veriyoruz. Eksiklik vardı. Niyetimiz bu değildi ama pratik böyle ortaya çıktı ve arkadaşlar yönetimi eleştirdi. Bu eleştiriler yerindedir.  Hem sosyal alan üzerindeki hem de yönetim alan üzerindeki eleştiriler bir bir olmasa da genel olarak doğrudur. İstendiği gibi yön verme olmamış, ki arkadaşlar somut örnek vererek eleştirdiler. Bunlar doğrudur. Şimdi başka şeyler var onların da netleşmesi gerekir.

Gazilik ve kadroluğu birbirinden koparmamak lazım. Bu hareketin kadrosudur ama gazidir. Gazi de hareketin kadrosudur. PKK gazisidir. Bazıları var, arkadaşların dediği gibi kopmuşlar. Eğer bu değerlere bağlıysa ihanet etmez. Doğrudur bir kopma varsa bizim tarzımıza bakmamız gerekir. Yönetimin yaklaşımlarına bakmak lazım. Hatta bazı yerlerde yönetimi soruşturmaya almak lazım. Eğer bazıları düşmüşse onu kurtarmak için soruşturma diyoruz. Yoksa niye ihanete gittiği için değil. İhanetin gerekçesi yoktur. Bu hususları doğru ele almak gerekir. Belkide zemin farklı olsaydı ve yönetim iyi rol oynasaydı bu kadar olmazdı. Yönetim üzerinde daha iyi dursaydı belki bazıları kopmazdı. Bu bir hakikattır. Bu 2003-2004 ve hatta 2005’e kadar kopanları değerlendirmek gerekiyor. Gazilerin kopmaması gerekir. Gazilerin kopması çok derin bir onursuzluktur. Kendisini onursuzlaştırmadır. Emeğine sahip çıkmamadır. O zaman çok alçaktır. Gelip hareketle tartışsın ve ne istediğini söylesin ama yapmıyor ve gidiyor. Ama yine de bizimle kalmış ve zarar görmüş biridir. Gazi ve kadro aynıdır. Ama kopan birisini gazi olarak görmemek gerekir. Eski bir gazi ya da savaştan zarar görmüş biri gibi bakmak ve sahip çıkmak lazım. Eski gaziler ve savaştan zarar görmüş savaş mağdurları gibi ele almak gerekir. Bizim savaşımızda ve yanımızda kim zarar görmüşse, eğer düşmanlık yapmıyorsa biz şimdi sahip çıkacağız. Yani dünyanın neresinde olursa olsun biz sahip çıkacağız. Çünkü 10 yıl öncede olsa bizim savaşımızdan zarar görmüşse eski bir gazi olarak sahip çıkılmalıdır. Ama onu onurlu bir gazi arkadaş gibi görmeyiz. Fakat sahip çıkarız. O bizim görevimizdir. Felsefemizde bu vardır. Hatta aileleri varsa onlara da sahip çıkarız. Bir olay yaşandı. Hepiniz tanıyorsunuz kopmuştu. O da 2003 yıllarında kopmuştu ve çalışırken yaşamını yitirmiş. Ailesi başvuruda bulunarak şehit ilan edilmesini istedi. Şehitlik bir mertebedir, bu o şahıs için olmaz. Fakat ailesine bakabiliriz. Çocuklarına şehit çocuğu gibi yaklaşırız ama onu şimdi şehit ilan edemeyiz. Bu da anlamlıdır. Ama şehitlerimizin düzeyini de düşürürsek olmaz, biz ailesine bakabiliriz. Biz böyle cevap verdik. Yani gazi bellidir. Nasıl yaşadığı ve ne yaptığı ortadadır. Ama dışarıdakilere de sahip çıkıp örgütlemek gerekir. Hatta bizim dışımızda bile olsa ciddi bir zarar vermemek şartıyla insan bir kez daha sahip çıkabilir. Bir de herkesi gazi sayamayız. Hatta bu konuda bazı kararlar almak lazım. Belki bazıları gelip kendilerini yeniden gazi statüsüne koymak isteyebilir ve bunun için emek verip çabalayabilir de ve belki kabul edilebilir. Biri kuruma kendini kabul ettirirse yeniden gazi olarak kabul edilebilinir. Gazi arkadaşların partideki yürüyüşleri daha sıcak olmalı. Yaşamda önde olmaları gerekir. Onların üzerine konuşulmamalı. Bazen konuşuluyor tabi. Tabi gazilerin imajını bozuyor. Olmaması gerekir. PKK’nin yaşamı fedakârlıktır zaten, onun için daha fedakâr olunmalı. Sadece burada değil yaşamın her alanında öncü olmaları gerekiyor. Önderliğin kendisine en çok yakın olarak gördüğü arkadaşlardır. Ki öyledir de. Onun için sizin partiye ve değerlere yaşamda öncülük etmeniz gerekiyor. Aynı zamanda Kürtlüğe ve okullara da sahip çıkmalısınız. Bunun için herkes kendisini sorulu görmeli. Yani demek istediğim herkes kendisini sorumlu görmeli. Raporların hepsi Türkçe yazılmış böyle olmaz. Gaziler ulusallıkta da öncülük etmelidirler. İmkânlarınız da var ve hatta bu imkânlarınızı daha genel de kullanabilirsiniz. Yaşamda da bu konuda örnek olabilirsiniz. Öncülük bu konularda olur. Nerde atıllık varsa git yönetime hesap sor ve nedenini sor. Arkadaşlar akademilerden bahis ettiler. Merkezleri var ama sürekli değil sanırım. Birçok arkadaş zaten pratiğe gidecek ama zaman zaman gelebilirler. Fakat hep ideolojik ve felsefik sahalar olmalı. Bu esas alınmalı. Dönem dönem kış aylarında akademiler de açılabilinir. Biz çalışma diyoruz bir şubesi de diğer alanda olacak. Çünkü oraya tedaviye gidecek arkadaşlar olacak. Bir arkadaş yönetim yanına çekmiyor dedi. Tamam, bu kabul ama kurumu ve yönetimi var. Ben kimin nerede, durumunun ne olduğunu bilemiyorum. Sadece biz uzaktan rapor alıyoruz. Ama esas kendi yönetimleridir. Ama gelip böyle bir arkadaş var sizin de böyle yaklaşmanızı istiyorum diyebilirsiniz. Bu eleştiriye tamam ama yönetimi de var. Bazı mecburi şeyleri görmek lazım. Arkadaşların fiziki durumlarını önlerinden engel olarak kaldırmaları gerekir. Karar tasarısına baktım biraz dardı onun için biraz daha geniş tutmak lazım. Çalışma için projelerin olması gerekir. Kurumları hedef koyması gerekir. Zaten bizim bazı dönemsel hedeflerimiz var ve gazilerin o çalışmalarda daha fazla rol alması gerekir. Mesela arkadaşlar dile getirdiler. Ben de yerinde bir öneri olarak görüyorum. Bundan böyle Önderliğin özgürlüğü için hem içerde hem dışarıda kampanya başlatılabilir. Eğer gaziler bil-fiil içinde yer alırlarsa etkileri daha fazla olacaktır. Örneğin çalışmalar için kendi önlerine hedef koyabilirler. Onları takip etmek, denetlemek örgüt işidir tamam kurumun işi sadece bu değildir. Daha önce alınan kararlar uygulanmadı. Bir de yönetim sadece gazilerin yönetimi değil aynı zamanda iş yapma yönetimi de olmalı. Gazilerin genel çalışmalarda projeleri olmalı. Arkadaşlar söyledi ya, açıklama yapmaları gerekir diye. Evet her zaman değil ama  dönem dönem açıklama yapabilirler. Faal olmalılar. Pratikte olan bir kurumdur. Bizde emeklilik yoktur. Rolü devam ediyor. Biraz gerçekçi olacaksın, koşullarını göz önünde bulunduracaksın ama çalışmaya devam edeceksin. Gazi kurumu pratik bir alan olmalı. Nerde olursa olsun Önderlik komitesinde ve Önderliğin özgürlük kampanyasını yürütmeli ve baş çekmeli. Barış mücadelesi veriliyor. Biz ulusu yeniden yaratıyoruz. Bunun için arkadaşların aktif olmaları gerekiyor. Daha önce kendilerini Önderlik için feda eden gruplar şimdi barış çalışmalarını yapıyorlar. Biliyorsunuz bir gurup dağdan, bir gurup Avrupa’dan gitmişti. Türkiye’de barış meclisini oluşturdular. O arkadaşların rolleri esastır. Bunu gaziler de yapabilir. Mesela barış, ekolojik ve Önderlik felsefesi ile ilgili çalışmalarda yer alabilirler.  Önderlik 60 yıl ormanları dikin diyordu. Takipçi olun. Belediyeler için projeler oluşturabilirsiniz, Avrupa’da da projeler yapabilmelisiniz. Avrupa’daki derneklerin bu konuda bir faydası olursa olur. Bu konuda rol oynayabilirler. Önderliğin özgürlüğü konusunda diplomasi faaliyeti yapabilirler.                          

Bu ciddi bir eksikliktir. Oradaki gazi arkadaşların öncelikle dil öğrenmeleri gerekir. Yine basında etkili olmalılar. Halkla ilişki, örgütleme ve bilgisayarda kendilerini geliştirmeleri gerekir. Mesela Avrupa’da ne dil öğreniyor ne bilgisayar kullanmasını öğreniyor ne siyaseti geliştiriyor ne de(bir ara yapmak istediler) kültürü geliştirebiliyor. Orada durmuş biz gaziyiz diyor. İsmi gazi, tamam, gazisin ama rol oynamıyorsun. Orada en azında propagandayı geliştir. En azından propagandist olabilirsin. Ya da örgütü geliştir. Gazilerin bunu yapması gerekir. Arkadaşlar kendilerini hiç geliştirmiyor. Bu başlı başına bir eksikliktir tabi. İşte arkadaşlar dil bilen insanlar lazım diyorlar. Hâlbuki bu arkadaşların bütün dilleri çok iyi bilmeleri gerekir. Şimdiye kadar gazi arkadaşların bütün dillerde tercüman olabilmeleri gerekirdi. Belki burada imkân yok ama Avrupa’da imkânlar var. Her bir arkadaşın bir dil öğrenmesi gerekirdi. Bizim kurumlarımızda tercümana ihtiyaç var şimdi. Her bir gazi arkadaşın şimdi tercüman olması gerekirdi. Mesela basında gazi arkadaşların aktif olmaları gerekirdi. Buralarda yoğunlaşmaları gerekirdi. Eksikler çok fazla. Bunun için projelerin olması gerekir ve burada da karara bağlamak gerekir. Birincisi partileşmede rol oynaması gerekir. Parti yaşamında görev sahibi olması gerekir. Yine Önderliği sahiplenme ve bu kampanyaya aktif rol oynamalı. Yine barış çalışmalarında rol oynamalı. Ekolojik çalışmalarda ve savaşta zarar görenlere yönelik çalışmalarda aktif olmalılar. Bizim öyle çalışmalarımız da var. Bu temelde bizim projelerimizin olması ve karar almamız gerekir. Buna göre üzerinde durabilmek gerekmektedir. Çünkü bu konuda bir projemiz vardı ama ne yazık ki şimdiye kadar gerçekleşti diyemem ama eğer pratik adımlar atabilselerdi vakıf açacaktık. Bunu hem biz destekleyecektik hem de farklı yerlerden destek isteyecektik ve bu şekilde şehit ailelerinin çocuklarını da okutmayı düşünüyorduk. Kürdistanlı ailelere sahip çıkılacaktı. Sadece onlar da değil sokaktaki çocukları da okutacaktık. Fakir insanlara da sahip çıkılacaktı. Onlar da yardıma muhtaç çünkü. O arkadaşlar yakalanmasaydı kalan bu hukuki işlemleri gerçekleştirebilselerdi bu yapılacaktı. Kendimiz yapmayacaktık ama her yerden bu çalışma için teşvik edilecektik. Böyle bir sistemde gazilerin rol oynamasını istiyorduk. 35 yıldır savaş yürüyor tabi ki sadece gaziler değil, evlerinden olanlar ve mağdur olanlar var. Biz artık bazı sosyal projeler geliştirmek istiyoruz. Buna kesinlikle ihtiyaç vardır. Halkın devrimi için bu tür projelere hem maddi hem manevi destek vermemiz gerekir. Kısaca benim söyleyeceklerim bunlar. Gazi arkadaşlar kendilerini sadece kendi kurumlarına kapatmamalı. Şimdi sosyal alanda yer alıyorlar. Bizim sosyal alanda bir sürü çalışmalarımız bulunuyor. Kadın, gençlik ve emekçilerin yanında bir sürü çalışmalarımız bulunuyor. Bunun içinde şehit aileleri de bulunuyor. Bu çalışmalarda gazi arkadaşların aktif rol oynaması gerekir. Bu çalışma sadece bazı gazi arkadaşların sorunlarıyla ilgilenmeyi değil aynı zamanda hedefleri ve projeleri olan bir çalışma olmalı. Gazi arkadaşların gelişmesi esas alınmalı ve rol oynadığı kadar genel çalışmalarda görev alınmalı. Bu hususlarda kendisinde yenilik yapmalı ve karar taslağının çerçevesini biraz daha geniş tutmalıdırlar. Öncelikle her arkadaş kendisinden başlamalı. Yani her gazi arkadaş önce “ben kendimi, kendi önümde engel yapmamalıyım” demeli. Ve başarı yürüyüşünde engel tanımamalıdır. “Apocu irade ve felsefeyle başaracağım” demelidir. Kurum da kendi üyelerinde bu ruhu yaratmalıdır. Bu konferans, gaziler kurumu üyelerinde bu umudu ve inancı yaratmalıdır. Eğer böyle bir plan olursa kesinlikle başarılı olacaklardır ve daha iyi rol oynayacaklardır.

 

1 Haziran 2009

Devrimci Selam ve Saygılar

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı

Murat Karayılan

              

 

 

 

 

Yukarı

 

 

 

 

 

 


 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com