Baharın Gülüşü

Yazmak istediğimde seni

Yazamadım

Belki de dilim tutulur diye utandım. 

Karlı dağların sakallı yüzü

Bağrına basmış seni.

Munzur’un aşkıydın,

Dersim’in geçit vermez yoldaşıydın.

Dokuz Kaya’nın haykıran sesi,

Munzur’un soluğunda kalan bir nefestin. 

Ardından bıraktığın

Bir bahar

Bir gülüş

Bir de sıradağlara bıraktığın tohum.

“Vatan” dedin,

Ölümüne sarıldın vatana.

Seni barındıran kutsal ana, toprağımdır,

O toprakta kardelenler yeşerdi senin uğruna. 

Bir kalemin yazdıklarına sığdıramam seni.

Derin duygularda aradım özlemini,

Kışa benzetmedim durgun yüreğimi.

Sıcak bir sevginin arayışıdır özlemin

İstersen bir sırrı olarak kalsın yüreğimin. 

Ama saklayamam seni bunca emeklerden,

Kalbimdeki sevgiye işte o an kavuşurum.

Serin rüzgarların eşliğinde

Seni konuşurum

Seni anlatırım

Seni sevenlere…

Zeynel Sülbüs
           
08.08.2007
 

Toprağın Sesi

İçimdeki sevgiyi sır gibi sakladım.

İçimdeki sevgi

Bazen suyun akışına benzer, sakin

Bazen de rüzgarı tutarcasına, deli.

 

Ayak bastığım toprağın sesidir,

Sevginin yolu geçer bastığım yerden.

Çatlamış toprağın nefesini duyardım,

Susuzluğun özlemini çeken susuzlar gibi. 

Sabahları uyandığımda,

Sabahın açılan perdesini beklerdim,

Sevgiyle parlayan güneşi okşardım.

Çektiğim özlemin hasretiyle beklerdim. 

Kıyametin derin kuytularında olsam da

Zemherinin kışında donsam da

İlle de

Unutulmayan bir sevginin peşinden koşacağım.

Zeynel Sülbüs 

Dört Mevsim

İlkbahar akışına benzeyen gülümseyiş,

Akan suların içinde parlayan güneş.

Gözle görmeye değer bir tomurcuk,

Olgunlaşmış ve zamanı bekler. 

Ağustos sıcağında kavrulan otlar,

Zamanın akışına dalan çatlak dudaklar.

Hüzünlü gözlerin manasının esiri,

Durmadan sayan hasretine özlem çeker. 

İlkbahar karı

Sonbahar yaprak misali,

Soğuk rüzgarların arasında gider gelir

Ta ki kendine bir yer bulana dek.

Derin kuytularda mı,

Yoksa bir uçurum kıyısında mı? 

Zemheri kışın soğuğunda titreyen parmakları.

Gözlerindeki masumiyet, kirpiklerin telaşıydı. 

Oysa gönlümde saklı bir sır,

Şafağın açılan perdesinde ise bir aydınlıktı.

Zeynel Sülbüs 

Neden Ölümü Seçtiler?

İlk kurşun,
Evet, ilk kurşun sesinin duygusu…

Neydi bu duygu?

Ve neden kurşun seçildi?  

Kayıp çocukların bir hikayesi midir?

Evet, bir hikaye ve bir trajedi…

Bir çığlığın sesindeki duygularda

Korku dolu anlar vardır.

Ama onlar cesaretlerinden

Kuşku duyulmayanlardır. 

Neden ölümü seçtiler?
           Çünkü

“Yaşamı uğruna ölecek kadar seviyorum”

Dediler ve yürüdüler. 

Gerçeği görenler,

Doğruya koşanlar…

Oysa doğruyu bilmek yetmiyor,

Alın terinin hakkını vermek de vardır.

Onlar da bunu yaptılar.

Ölüm sehpasından korkmadılar

Çünkü yaşamayı

Ve yaşatmayı seçtiler. 

Evet,

Kayıp çocukların hikayesi…

Duygular,

Sevmeler,

Sevgiyi paylaşanlar.

İşte onlar,

Toprağı bağrına basanlar,

Tohumlarını serptiler Kürdistan dağlarına.

Birer gül olup yeşerdiler,

Zağroslarda boy verdiler,

Munzurlara, Toroslara uzandılar.

Kutsal kokularını ve türküleşen seslerini yükselttiler.  

Bulut olup dağların gölgesinde gizlendilerBir ses,

Bir çığlık,

Ve bir haykırış!

İşte kayıp çocukların hikayesi,

Her geçen gün

Büyüyor ve yükseliyor

Bir bir Kürdistan dağlarında.

Sevmeyi bilenler

Sevgiyi geliştirenlerdir

Sevgiyi geliştirenler de barışa koşanlardır.

İşte kayıp çocukların hikayesi…

27.10.2008

Zeynel Sülbüs

 

 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com