Aşkın Hakikati

 Aşk

Anamın ilk öğüdü

Başucumdan taşan

Varlığımı dölleyen tılsım

Emdiğim süt

Dinlediğim ninni

Söylediğim ilk şarkı

Aşktı

 

Varsan derdi annem

Bil ki aşktandır

 Aşktır döndüren çarkı,

Ağacın yapraklanışı

Yerin göğermesi

Rüzgârın esişi

Ötüşü şu dala kona küçük serçenin

Aşktandır

Sen aşksın dedi annem

Her şey sende saklı

 Yaşamın ilkeli manası aşk

Şamanın çaldığı ateşle efsunlandı

Sarı sıcak bir sırdı artık

Maşukların ermek için asla

Alazından uzak durdukları

Kırk kulplu mühür

Yanmazsa kırılmadı

Gerisi mızrak uçlarında sallanan fermanlar

Her çağın tebdili kıyafet şamanları

Gerisi dorukları tutmayan buyruklar

Şehirlere sığmayan çığlık

 

Gerisi kızıl harmanda dövüldükçe

Artan kandı.

 Kurdu olunca kendine insan

Ve düşünce pazara

Terazinin tartmadığı ilk şey aşktı

Düştüğü yeri yakan

Vuslatsız bir özlem

Bir olma biçimi

Yanmadan varılmayan

Ki Ferhat

Dokununca aşkın bittiğine kanıt gerçek

Dağlar deldiren güç

Su gibi akan us

Şirinsiz bir karış toprağı olmayan

Yürekti

Kabesi gönül olan

 

Şirin,

Tüm kervanların menzil tuttuğu vaha

El değmemiş duru bir su

Ceylanların içtiği

Ve dibini herkesin göremediği derinlik

 

Susuz Ferhad'ın rüyasıdır

İçtikçe susatan

 

Kum sayısınca töre

Kum sayısınca yasak

Kum sayısınca acı

 

Şirin kumlar ortasında

Sözü yasak kılınan bir militan

Kara saçlarının uçlarına kadar sebat sadakat

Şirin gönlü kabe tutan bir âşıktı

 

Ayrı yüreklerde yürüdüler

Aynı yolu

Uzaktılar

Lakin bir ve beraber

Her vuruşu Ferhad’ın dağa şirindi

Ve Şirin’in tüm sebatı Ferhat

Cismi vücut bir yanılsama

Dokunmak ise sadece bitiş

Ki yaklaşınca anladılar

Vuslat yanmaktaymış

 

Hesabı deftere tutulan pazarda

Kül olmaya mahkûmdur tüm aşklar

Meğer ki aşk olalar

 

Mizan ateştir yakar

Gönül aşkın yurdu

Harbi deftere sığmaz

Geçer akçesi yoktur mezatta

Tüm yolların hesabı kendine çıkar

Yol alıştır sonrası

Bedelsiz girilmeyen ömürlük macera

Bir ömre sığmasa da

 Pelşin Koçgiri

 

 
    ygk_unur@hotmail.com